Hint Okyanusu’nun tam kalbinde yer alan Diego Garcia Üssü ve Chagos Takımadaları, New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Zirvesi’nde diplomatik krize dönüştü. Askeri stratejistler tarafından “dünyanın batırılamayan uçak gemisi” olarak nitelendirilen Diego Garcia’daki askeri üssün geleceği, İngiltere ve ABD arasındaki görüşmelerin önemli başlıklarından biri oldu. İngiltere Başbakanı Andy Burnham, üssün geleceğinin güvence altına alınmasının kritik olduğunu vurguladı.

“ORTAK BİR UZLAŞIYA VARMAMIZ GEREKTİĞİ ÇOK AÇIK”

Burnham, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin şunları söyledi:

“Bu mesele ulusal güvenlik gerekçelerimiz açısından bizim için önemli; ancak hiç şüphesiz Amerika Birleşik Devletleri için de aynı derecede hayati. Dolayısıyla görüşmede de ifade ettiğim üzere; farklı taraflar arasında bu çözümü bulmak için çalışacağız ve sonuca ulaşmak adına var gücümüzle gayret göstereceğiz. Ortak bir uzlaşıya varmamız gerektiği çok açık. Ancak ABD'li ortaklarımızla birlikte çalışarak bu çözümü bulabileceğimize inanıyorum.”

Gerilimin fitili, BM Genel Kurulu Zirvesi’nde İngiltere Başbakanı Andy Burnham ile ilk kez masaya oturan ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarıyla ateşlendi. Trump, İngiltere’nin Chagos Adaları’nın egemenliğini Mauritius’a devretme planını açıkça “korkunç bir hata ve zayıflık” olarak niteledi.

Diego Garcia, yalnızca bir ada değil; Körfez Savaşı’ndan Afganistan ve Irak operasyonlarına kadar ABD ve İngiltere’nin önemli askeri operasyonlarında kullanılan küresel bir harekât üssü. Üste nükleer denizaltıların yanı sıra B-2 hayalet uçakları da konuşlandırıldı.

Anlaşmanın mimarları, Chagos Takımadaları’nın egemenliğinin Mauritius’a devredilmesi ve Diego Garcia’daki askeri üssün 99 yıllığına kiralanmasını planlıyordu. Ancak İngiltere’de muhalefet, anlaşmaya karşı çıktı. Muhalefet, Çin’in bölgede askeri üs kurma riskine dikkat çekerken anlaşmanın maliyetinin de 35 milyar sterline çıkacağını savundu.

TRUMP’IN TEPKİSİ SONRASI LONDRA GERİ ADIM MI ATIYOR?

Trump’ın açık vetosunun ardından Londra’nın adaları devretme adımından vazgeçmiş göründüğü belirtildi. Mauritius Başbakanı’nın, adaları devretmek için “mümkün olan her şeyi yaptığınız” yönündeki değerlendirmesi de Burnham’a soruldu.

Burnham, bu ifadeyi düzelterek şöyle konuştu:

“Her şeyi mi? Hayır. Hem kendisine hem de Başkana söylediğim şey; 'bu meseleye bir çözüm bulmak için mümkün olan her şeyi yapacağımız' yönündeydi. Dolayısıyla anlaşma değişikliğe uğrayacak. Bir çözüm bulmak zorundayız. Gerçekleştirilen iki toplantının ardından, bu çözümün nerede yattığını netleştirmek üzere çalışmalarımız devam edecek.”