Louvre Müzesi’nde geçen yıl yaşanan ve dünya çapında yankı uyandıran soygunun üzerinden bir yıl geçmesine rağmen çalınan kraliyet mücevherleri henüz bulunamadı. En az 100-102 milyon dolar değerindeki mücevherlerin peşindeki Fransız polisi soruşturmayı sürdürürken, olayla bağlantılı sekiz kişi gözaltına alındı.

Ancak Avrupa genelinde art arda yaşanan yeni soygunlar, olayın münferit bir suç olmaktan çok daha geniş bir güvenlik sorununun parçası olabileceğini ortaya koydu.

Wall Street Journal’da yer alan habere göre, uzmanlar müzelerin yalnızca fiziksel güvenlik açıklarıyla değil, dijital saldırılar ve organize suç ağlarıyla da mücadele etmek zorunda kaldığını belirtiyor.

Londra merkezli Art Recovery International’ın (Uluslararası Sanat Eseri Kurtarma) kurucusu ve CEO’su Chris Marinello, Louvre soygununun dünya genelindeki müzeler için uyarı niteliği taşıdığını belirterek, “Louvre olayı, her yerin hedef alınabileceğine dair bir uyarı niteliğinde” dedi.

TABLOLAR GERİDE KALDI, HIRSIZLARIN GÖZÜ ALTINDA!

Son dönemdeki müze soygunlarında hırsızların önceliği değişti. Geleneksel olarak hedef alınan tabloların yerini altın, bronz, değerli taşlar ve mücevherlerle süslenmiş tarihi eserler almaya başladı. Uzmanlara göre altın fiyatlarındaki yükseliş, bu tür eserleri suçlular açısından daha cazip hâle getiriyor.

Büyük mücevherlerin parçalanabilmesi, değerli metallerin eritilebilmesi ve küçük parçalara dönüştürülen nesnelerin izini sürmenin zorlaşması, soruşturmaları güçleştiriyor. Araştırmacılar, Antwerp’ten Tel Aviv’e uzanan karaborsa ağlarında bazı kuyumcuların büyük mücevherleri daha küçük ve takip edilmesi güç parçalara dönüştürebildiğini belirtiyor.

Buna karşılık tanınmış tabloları elden çıkarmak çok daha zor. Marinello, bir Renoir tablosunun eritilerek ortadan kaldırılamayacağına dikkat çekerek sanat eserlerinin tanınabilir olmasının geri alınmalarında etkili olabileceğini ifade etti.

İTALYA’DA YEDİ TABLO ÇALINDI, ESERLER TEK TEK BULUNDU

İtalya’nın Parma kentindeki Magnani Rocca Vakfı ile Fransa’nın Cagnes-sur-Mer kentindeki Renoir Müzesi’nde mart ve eylül aylarında yaşanan soygunlarda toplam yedi tablo çalındı. Aralarında Pierre-Auguste Renoir, Paul Cezanne ve Henri Matisse’in eserlerinin de bulunduğu tabloların tamamı, polis tarafından daha sonra ele geçirilerek müzelere iade edildi.

Ancak her eser için aynı sonuç alınamadı. Fransa’nın merkezindeki C. Karoutzos Çağdaş Sanat Merkezi’nden 5 Ekim’de çalınan, Salvador Dali tarafından tasarlanan bronz kitap kapağı hâlâ kayıp. Yaklaşık 150 kilogram ağırlığındaki eser; altın, değerli taşlar ve deniz kabuklarıyla süslenmişti. Müze sahibi Christian Karoutzos, güvenlik kameralarının şüpheli kişileri kaydetmesine rağmen eserin bulunamadığını belirterek yaşananları “gerçek bir trajedi” olarak nitelendirdi.

ÜÇ DAKİKADA SOYGUN: POLİS GELENE KADAR ÇOKTAN KAÇIYORLAR

Müze soygunlarında öne çıkan bir diğer ayrıntı ise suçların giderek daha kısa sürede tamamlanması. 1990 yılında Boston’daki Isabella Stewart Gardner Müzesi’nde polis kılığına giren iki kişi, yaklaşık 81 dakika boyunca müzede kalarak Vermeer ve Rembrandt’ın başyapıtlarını çalmıştı. Bu yıl İtalya’daki Magnani Rocca Vakfı’nda gerçekleştirilen soygunun ise üç dakikadan kısa sürdüğü belirtildi.

Gardner soygununu soruşturan eski FBI ajanı Geoff Kelly’ye göre hırsızlar, alabilecekleri eserleri hızla toplayarak polis olay yerine ulaşmadan kaçmayı hedefliyor. Alarm sistemlerinin devreye girmesi her zaman anında müdahale edilebildiği anlamına gelmiyor; gerçek kovalamaca çoğu zaman şüpheliler kaçtıktan sonra başlıyor.

GÜVENLİK KAMERALARI İZLERİ SÜRÜYOR AMA...

Büyük şehirlerde yaygınlaşan güvenlik kameraları, çalınan eserlerin bulunmasında önemli rol oynuyor. Brezilya’nın Sao Paulo kentinde bir kütüphaneden sekiz Henri Matisse baskısı çalan iki şüpheli, kaçış sırasında eserlerin ağırlığı nedeniyle sendeledikleri anların kameralara yansımasıyla tespit edildi. Görüntülerden yararlanan yetkililer, ağustos ayında baskıları ele geçirdi.

Ancak uzmanlara göre kamera sistemlerinin varlığı tek başına yeterli değil. Görüntülerin hızlı incelenmesi, alarm sistemlerinin etkinliği ve güvenlik ekiplerinin müdahale kapasitesi de belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. 

BU KEZ HEDEF KAPILAR DEĞİL, GÜVENLİK SİSTEMLERİ

Müzeleri tehdit eden riskler fiziksel saldırılarla sınırlı kalmıyor. Paris Doğa Tarihi Müzesi, temmuz ayında alarm ve güvenlik sistemlerini devre dışı bırakan bir siber saldırıya maruz kaldı.

İki ay sonra müzeye giren hırsızlar, acil çıkış kapısını keserek yaklaşık 6 kilogram altın çaldı. Değeri yaklaşık 2 milyon dolar olarak belirtilen eserler arasında Kaliforniya’daki Altına Hücum dönemine ait tarihi parçalar da bulunuyordu.

Louvre yönetimi de dijital güvenliğini güçlendirmek için özel bir birim oluşturuyor. Daha önce yapılan bir denetimde müzenin bazı video gözetim ve fiziksel güvenlik sistemlerinde “LOUVRE” gibi zayıf bir şifrenin kullanıldığı tespit edilmişti. Müze yetkilileri, söz konusu şifrenin değiştirildiğini açıkladı. 

Art Recovery International CEO’su Marinello, suçluların yapay zekadan yararlanarak yüksek miktarda altın içeren koleksiyonlara sahip veya güvenlik önlemleri daha zayıf olabilecek küçük müzeleri belirleyebildiğini söyledi. Bu ihtimalin müze yöneticileri açısından ciddi bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı.

Öte yandan müzeler de yapay zeka destekli kamera sistemlerinden yararlanmaya başladı. Bu sistemler, yalnızca görüntü kaydetmek yerine ziyaretçilerin davranışlarını analiz ederek güvenlik görevlilerinin şüpheli hareketleri daha erken fark etmesine yardımcı olmayı amaçlıyor.

🇮🇹 In Italy, stolen paintings by Renoir, Cézanne, and Matisse have been found. A few days later, thieves stole other priceless works. Italian police recovered three paintings by Renoir, Cézanne, and Matisse that were stolen in March from the Magnani-Rocca Foundation museum near Parma. The works, with a total value of more than 9 million euros, were discovered in an apartment in Parma. Nine Moldovan citizens are under investigation in the theft case. Literally the day after the police’s triumphant report, four priceless Renaissance paintings by the great master Antonello da Messina were stolen from a regional museum in Sicily. The criminals took advantage of the fact that local residents and security were distracted by the celebration of a religious holiday (Ferragosto).

MÜZELER KAPILARINI AÇIYOR, AMA HAZİNELERİ ORTADA YOK

Soygunların ardından bazı müzeler uzun süre kapalı kalırken bazıları da eserlerini sergileyemeden yeniden açılmak zorunda kalıyor. Louvre, Apollo Galerisi’ni yeniden ziyarete açtı ancak galerideki mücevherleri kaldırdı. Böylece tarihi mekân, bir zamanlar sergilenen değerli hazinelerinden yoksun kaldı.

İspanya’daki Villena Belediye Arkeoloji Müzesi ise 27 Ağustos’ta yaşanan soygunun ardından kapalı kaldı. Hırsızlar, yan pencereyi zorlayarak girdikleri müzede kurşun geçirmez vitrini aşarak bilezikler, kaseler, şişeler ve üç taç dâhil olmak üzere Bronz Çağı’na ait çok sayıda altın, gümüş ve kehribar eseri çaldı. Soygunun yaklaşık üç dakika sürdüğü bildirildi.

673 ELMASLI KOLYE ÇALINDI, MÜZE ERTESİ GÜN AÇILDI

Avusturya’nın başkenti Viyana’daki Uygulamalı Sanatlar Müzesi’nde de 1939 tarihli, 673 elmas içeren Van Cleef & Arpels kolyesi çalındı. Müze yönetimi, güvenlik önlemlerine duyduğu güveni göstermek amacıyla sergiyi kapatmak yerine ertesi gün yeniden açtı. Müze, serginin 70 binden fazla ziyaretçi çektiğini açıkladı.

Fransa’daki Lalique Müzesi ise temmuz ayında düzenlenen saldırıda 27 eserini kaybetti. Hırsızlar, balyozlarla altı vitrini kırarak çoğu mücevher olan eserleri çaldı. Müze Direktörü Veronique Brumm Schaich, güvenlik önlemlerinin artırılmasının ardından müzenin 28 Kasım’da yeniden açılmasının planlandığını bildirdi. Ancak Rene Lalique’in erken dönem mücevher tasarımlarına ayrılan galeride orijinal eserler yerine fotoğraflar sergilenecek.

This necklace, stolen from an exhibit at Vienna’s Museum of Applied Arts, has been added to INTERPOL's Stolen Works of Art database by Austrian authorities. The piece, adorned with 673 diamonds, once belonged to Queen Nazli of Egypt. https://t.co/Vu7vWW0AkC https://t.co/hgZYl2MLkG

LOUVRE’UN HASARLI TACI NE ZAMAN SERGİLENECEK?

Louvre soygunundan geriye kalan en dikkat çekici eserlerden biri, hırsızların kaçış sırasında müze dışında düşürdüğü İmparatoriçe Eugenie’nin 19. yüzyıldan kalma tacı oldu. Konservatörlerin incelemesine göre tacın sekiz altın kartalından biri ve 1354 elmasından 10’u kayıp. Buna karşılık 56 zümrüt ile merkezindeki küre sağlam kaldı.

Müze yönetimi, tacın yeniden sergilenebilmesi için özel ve güvenli bir alan oluşturulması gerektiğini belirtiyor. Uygun koşullar sağlandığında eserin Louvre’da ziyaretçilere sunulması planlanıyor.

Tüm bu yaşananlar Avrupa'da müzelerin karşı karşıya olduğu tehdidin boyutunu gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre asıl sorun yalnızca çalınan eserlerin bulunması değil; tarihi ve kültürel mirasın suç ağlarının eline geçmesini önlemek. Louvre soygununun ardından Avrupa genelinde yaşananlar, müze güvenliğinin artık tek tek kurumların değil, uluslararası ölçekte ele alınması gereken bir mesele hâline geldiğini gösteriyor.