Atina, Yunanistan’ı Güney Kıbrıs üzerinden İsrail’e bağlaması planlanan deniz altı elektrik kablosu projesini (Great Sea Interconnector - GSI) yeniden hayata geçirmeye hazırlanırken Ankara ise bir taraftan projeye ilişkin net mesajlar verirken, eşzamanlı olarak Türkiye’yi KKTC’ye bağlayacak doğalgaz boru hattı projesi kapsamında Oruç Reis Araştırma Gemisi’ni Doğu Akdeniz’de görevlendirdi. Ankara ve Atina’nın hamleleri, bölgedeki jeopolitik dengeler açısından yeni bir mücadele alanını işaret ederken iki taraf arasında deniz yetki alanı rekabetini yeniden hareketlendiriyor.
Ankara’nın kararlı tutumu nedeniyle iki yıldır ilerlemeyen deniz altı kablosu projesinde Yunan hükümeti, Fransa’yı yanına aldığını düşünüyor. Zira Ağustos 2026’da imzalanan anlaşmayla Fransız Meridiam şirketi, projeyi yürüten GSI şirketinin yüzde 66 hissesiyle ana ortağı olmuştu. Diğer yandan Atina’nın salı günü ağırlayacağı ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio aracılığıyla Washington’ı da sürece dahil etmeye çalışacağı öngörülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemi öncesinde Demokrat aday Joe Biden’ı destekleyen Başbakan Kiryakos Miçotakis, Trump yönetimiyle ilişkilerde aradığı yakınlığı henüz tam olarak kurabilmiş değil. Trump’ın NATO Zirvesi kapsamında temmuz ayında Ankara’ya gelmesine rağmen Atina’yı ziyaret etmemesi de Yunan hükümetinde hayal kırıklığı yarattı. Atina’nın Trump yönetimiyle doğrudan temas arayışı sürerken, Rubio’nun ziyareti bu açıdan önem taşıyor. Yunan hükümetinin, son aylarda yeniden gerilen Türk-Yunan ilişkilerini de görüşmelerin gündemine taşıması bekleniyor. Rubio’nun gündeminde ise ABD’nin sıvılaştırılmış doğalgazını (LNG) Avrupa’ya taşıması hedeflenen “Dikey Gaz Koridoru” da bulunuyor.
Washington veya Paris’in projeye ağırlık koyması, Türkiye’nin kararlılığını ortadan kaldırmaya yetmeyebilir. Türkiye, GSI güzergâhının kendi kıta sahanlığından geçtiğini savunurken, Ankara’dan uluslararası hukuk uyarınca muvafakat alınmasını bekliyor. Millî Savunma Bakanlığı da yaptığı son açıklamada “Kıta sahanlığımızda izinsiz hiçbir faaliyete geçit verilmeyecektir” derken Atina ise Ankara’dan izin alınmasının gerekmediğini ileri sürüyor.
Atina açısından en önemli soru ise Ankara’nın itirazlarına rağmen projenin ilerlemesi durumunda, Doğu Akdeniz’de yaşanacaklar. İki yıl önce kablo projesi nedeniyle savaş gemileri karşı karşıya gelmiş ve gerilim yaşanmış; o dönemde Ankara ile Atina arasındaki açık diyalog kanalları krizin aşılmasını sağlamıştı. Ancak son dönemde yeniden gerilen ilişkiler, bu kanalların etkin biçimde kullanılmasını da zorlaştırıyor. Öte yandan Trump ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasındaki yakın ilişki ve kasım ayında ABD’de yapılacak ara seçimler öncesinde Washington’da yaşanan siyasi hareketlilik, Atina’nın hesabını daha da karmaşık hale getiriyor.
Yunan basınının duayen isimlerinden Kathimerini gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aleksis Papahelas, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı analizinde, Türk-Yunan ilişkilerinin önümüzdeki aylardaki seyrini belirleyebilecek üç göstergeye dikkat çekmişti. Bu göstergelerin doğru okunmasının doğru değerlendirmelere, yanlış okunmasının ise “maceralara” yol açabileceği uyarısında bulunan Papahelas, bunları şöyle sıralamıştı.






