'OECD, DÜNYANIN KALKINMASI VE TOPLUMLARIN REFAHA ULAŞMASI İÇİN CİDDİ GAYRETLER SERGİLEYEN ÖNEMLİ BİR BİRLİKTELİKTİR'

Bakan Gürlek, "OECD’nin kuruluşuna uzanan sürecin temelinde, küresel barışın en büyük kırılma noktalarından biri olan İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerini ekonomik kalkınmayla giderme çabası bulunmaktadır. Özellikle savaşın ağır zarar verdiği Avrupa’ya, ABD tarafından Marshall Planı kapsamında sağlanan yardımların uluslararası iş birliği içinde değerlendirilmesi, bu anlayışın başlangıcını oluşturmuştur. Zamanla bu iş birliği, sürdürülebilir ekonomik kalkınma modellerinin geliştirilmesine yönelik daha geniş bir çerçeveye dönüşmüştür. OECD, dünyanın kalkınması ve toplumların refaha ulaşması için ciddi gayretler sergileyen önemli bir birlikteliktir. Türkiye Cumhuriyeti, OECD’ye kurucu üye olarak katılmış; ekonomik ve siyasal alanlar dâhil her başlıkta uluslararası barışa samimiyetle destek olmuş ve olmaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı.

‘KÜRESEL ADALET SİSTEMİNİN YERİNDE VE ZAMANINDA UYGULANMASINA İHTİYAÇ VARDIR'

Akın Gürlek, "Küreselleşen dünyada ülkeler, her alanda birbirleriyle daha güçlü iş birlikleri kurmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle küresel huzur için ortak kalkınma modellerine, ticari ilişkilere, güvenli lojistik yollara, kültürel paylaşımlara, doğal zenginliklerin eşit dağılımına, bilgi ve teknolojinin ortak bir zeminde buluşmasına ve en önemlisi ‘Küresel Adalet’ sisteminin yerinde ve zamanında uygulanmasına ihtiyaç vardır. Dünyada adalet sistemi, gerekli tüm altyapıya kavuştuğunda ve hakların korunması sınır tanımayan evrensel bir anlayışla sağlandığında, küresel barışı besleyen en önemli can damarı olacaktır" dedi.

'4 MİLYONU AŞAN SIĞINMACIYA KUCAK AÇTIK'

Bakan Gürlek, "2025–2029 Yargı Reformu Stratejimiz doğrultusunda, adalete erişimi kolaylaştıran ve makul sürede yargılanma hakkının güvencelerini artıran projelerimizi insan onurunu merkeze alarak hayata geçiriyor, uygulamadaki ihtiyaçları ve sonuçları izliyoruz. İnsan onurunu koruma sorumluluğumuz, savaş ve zulüm nedeniyle yurtlarından ayrılmak zorunda kalanları da kapsamaktadır. Türkiye’nin ve Avrupa ülkelerinin karşılaştığı en önemli meselelerden biri, adaletten ve demokratik güvencelerden mahrum bırakılan, yaşam hakları tehdit edilen insanların savaş, işgal ve zulüm nedeniyle mülteci ve sığınmacı durumuna düşmesidir. Türkiye, insanlık onurunu esas alarak, sığınmacılar arasında ayrım gözetmeksizin kapılarını ardına kadar açmıştır. AB ülkeleri sığınmacı kotası koyarken ülkemiz, kısıtlı imkânlarıyla 4 milyonu aşan sığınmacıya kucak açmıştır. Bu tutum, ülkemizin küresel adalet anlayışının ve sorumluluk bilincinin somut bir yansımasıdır" diye konuştu.

'VANDALLIKLARA DUR DİYEN BİR SİSTEME İHTİYACIMIZ VAR'

Bakan Gürlek, Gazze'de yaşananlara ilişkin uluslararası topluma çağrıda bulunarak, "Buradan bir kez daha ifade etmek isterim ki OECD ülkelerinin, Gazze’de yerinden edilen bir buçuk milyon insanın haklarını savunmak için en gür sesle haykırması gerekmektedir. Filistinlilere ait, barışın evrensel sembolü olan zeytin ağaçlarına bile tahammülü olmayan devlet destekli İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin vandallıklarına dur diyen bir küresel adalet sistemine ihtiyacımız var. İnsanlık onurunun yerle bir edildiği bu manzara karşısında tarih, gelişmiş dünyanın bu vurdumduymazlığına şahitlik edecektir. Batı’nın hiçbir tarihçisi, hiçbir felsefecisi, hiçbir sosyal bilimcisi ve hiçbir aydını, gelecek nesillere bu acı tablonun neden yaşandığını izah edemeyecektir" dedi.