TEK BİR DİŞ İZİYLE GELEN ÖMÜR BOYU HAPİS
Mayıs 1985'te eşi Julie Bonds McCrory'nin vahşice katledilmesinin ardından baş şüpheli olarak görülen Charles McCrory, yürütülen soruşturma sonucunda müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. O dönem 26 yaşında olan Charles bir teknoloji çalışanıydı ve gönüllü paramedik olarak görev yapıyordu.
Charles’ın aleyhinde ne bir DNA kanıtı ne bir itiraf ne de cinayeti işlemesi için net bir neden vardı. Genç adamın kıyafetlerinde veya evinde tek bir kan izine bile rastlanmamıştı.
Ancak dava, maktulün sağ üst kolunda bulunan iki küçük lekeye dayandırıldı. İddia makamı ve mahkemeye çağrılan uzman, bu izlerin Charles McCrory’e ait diş izleri olduğunu öne sürdü. 1979 yılında ünlü seri katil Ted Bundy'nin davasında da benzer bir diş izi analizi sunan Adli Diş Hekimi Dr. Richard Souviron, duruşmada bu izlerin McCrory'nin dişleriyle birebir eşleştiğini iddia etti. Mahkeme de bu beyanı davanın tek fiziki kanıtı olarak kabul etti.
UZMAN İTİRAF ETTİ: "BUGÜN OLSA O İFADEYİ VERMEZDİM"
Geçen yıllar içinde adli tıp dünyası, diş izi analizinin bilimsel verilerden ve veri tabanından yoksun olduğunu kabul ederek bu yöntemi ‘tamamen güvenilmez’ ilan etti. Üstelik 2019 yılında Dr. Souviron bir yeminli beyanname vererek ifadelerini geri çekti.
Souviron, Julie'nin cesedini hiçbir zaman bizzat incelemediğini, yalnızca fotoğraflara dayanarak karar verdiğini belirterek, "Bu vakada sunduğum diş izi karşılaştırma ifadesinin artık güvenilir veya doğru olduğuna inanmıyorum. Bugün olsa aynı ifadeyi vermezdim" itirafında bulundu. Ayrıca bu izlerin bir diş tarafından yapılıp yapılmadığından bile emin olamadığını ekledi.
Altı yıl önce eyalet savcılığı, Charles’a cezaevinden yürüyerek çıkması için bir teklifte bulundu. Şart ise eşini öldürdüğünü itiraf etmesiydi. Charles bu teklifi kesin bir dille reddetti: "Ne yapacaktım, yalandan bir hikâye mi uyduracaktım? Bu teklife güldüm bile... Yapmadığım bir şeyi kabul edip suçlu olduğunu söylemeyeceğim."
Alabama Başsavcılığı, 2021 yılında jürinin Julie'nin bedenindeki fotoğraflara bakarak izleri kendilerinin eşleştirebileceğini savundu ve ceza temyiz mahkemesi de bu fikre katıldı. Eyalet mahkemesi 2022'de yeniden yargılama talebini reddetse de mücadele bırakılmadı.
ABD Bölge Başyargıcı Austin Huffaker Jr., geçtiğimiz hafta verdiği tarihi kararda eyalet mahkemelerinin yaklaşımını çok sert bir dille eleştirdi:
"Bir adli tıp uzmanı bile 'hurda bilim' olduğu için diş izi hakkında tanıklık edemiyorsa, bir jürinin bunu değerlendirmesine asla izin verilmemeliydi. Bir adli uzmanının varamadığı bir sonuca, meslekten olmayan bir jürinin ulaşabileceğini savunmak gerçeklikle bağdaşmıyor."
Yargıç Huffaker, diş izi kanıtının duruşmanın sonucunu açıkça önyargılı hale getirdiğini ve bu delil dışındaki unsurların McCrory’i mahkûm etmek için son derece “zayıf" kaldığını vurguladı. Eyaletin mahkûmiyet kararını "temel hak ihlali ve adil olmayan bir yargılama" olarak niteledi.
Olayın gerçekleştiği 30 Mayıs 1985 gecesi, Charles McCrory ve Julie boşanma aşamasındaydı. Charles, eşinin ve küçük oğlunun yaşadığı evin yakınlarında bir dairede kalıyordu.
Charles’ın verdiği ifadeye göre o gece, önce çift terapisine gitmişler, ardından oğullarıyla vakit geçirmişler ve Charles, eşi ile beraber olduktan sonra kendi dairesine dönmüştü. Hatta Julie'nin ajandasındaki notlar, eşinin eve geri taşınma ihtimali olduğunu gösteriyordu.
Charles, cinayeti ertesi sabah telsizine gelen bir yardım çağrısıyla öğrendiğini söyledi. Olay yerine gidildiğinde Julie, evinin ön girişinde feci şekilde darp edilmiş halde bulundu; kafasında 5 baltalama yarası, göğsünde 11 delik yara, kırık bir çene kemiği, morluklar ve kolunda o iki küçük iz vardı. Göğsündeki deliklerin nedeni ise hiçbir zaman doğrulanamadı.
1985 Ekim ayındaki duruşmada dava, tamamen dolaylı kanıtlara ve görgü tanıklarının çelişkili ifadelerine dayandırıldı. Tek fiziki kanıt olan diş izi de geçersiz kalınca cinayete dair somut hiçbir şey kalmadı.





