Yazısında İsrail seçimlerinin ardından ortaya çıkan siyasi tabloyu ve Arap seçmenlerin rolünü değerlendiren Bağış, sandalye sayılarını toplamanın tek başına bir koalisyon kurmaya yetmediğini belirtti. Arap temsilcilerin iradeleri ve siyasi talepleri yok sayılarak herhangi bir hükümet hesabına dahil edilemeyeceğine dikkat çekti.

Bağış, yeni hükümetin önceliğine ilişkin şu çağrıyı yaptı: “Kurulacak her yeni hükümetin ilk görevi Gazze’deki felaketi sona erdirmek olmalıdır: Sivillerin öldürülmesini durdurmak, insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan ulaşmasını sağlamak, güvenli barınmanın ve yeniden inşanın önünü açmak.”

Makale, kadınların ve çocukların uğradığı ağır kayıplara ve yerinden edilen ailelerin durumuna da dikkat çekiyor. Bağış, Netanyahu ve hükümetinin yürütülen politikalar ile insani acıları derinleştiren kısıtlamalar bakımından siyasi sorumluluk taşıdığını belirtiyor; hesap verebilirliğin ve yargı bağımsızlığının koalisyon pazarlıklarından korunması gerektiğini savunuyor.

İsrail içindeki eşit vatandaşlık ile Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkının birbirinin yerine geçemeyeceğini vurgulayan Bağış, “Arapların bir İsrail hükümetine katılması, bağımsız, egemen ve yaşayabilir bir Filistin devletinin yerini tutamaz” değerlendirmesinde bulundu. Yazıda, başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarına dayalı iki devletli çözümün açık bir diplomatik hedefe dönüştürülmesi ve bu hedef için inandırıcı bir takvim belirlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Bağış ayrıca Türkiye, Avrupa ülkeleri, ABD ve Arap ortaklara; Filistinlilerin öncülüğünde yeniden inşa çalışmalarını, iki devletli çözüme yönelik somut adımlar ve her iki halkın güvenliğiyle birlikte ele alma çağrısı yaptı. Makalenin temel mesajı, İsrail’in güvenliği ile Filistinlilerin özgürlüğünün birlikte ilerlemesi ve kalıcı bölgesel barışın bu anlayış üzerine kurulması gerektiği oldu.