Filistin Dışişleri Bakanı Varsen Ağabekyan Şahin, Gazze'de yaşanan insani felakete, Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddetine ve ateşkesin ikinci aşamasına geçiş sürecindeki tıkanıklığa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail'in mutabakat hükümlerine uyması ve ihlallerin hesabını vermesini sağlayacak denetim mekanizmalarının kurulması gerektiğini belirten Şahin, uluslararası topluma yaptırım ve somut önlemler alma çağrısı yaptı. Türkiye'nin Filistin meselesindeki rolüne de değinen Şahin, Ankara'nın çabalarını sürdürmesini beklediklerini söyledi.
Gazze'deki İnsani Felaket ve Batı Şeria'daki Gerilim Masada
Filistin Dışişleri Bakanı Varsen Ağabekyan Şahin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı görüşmede Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ve Batı Şeria'da giderek tırmanan gerilimin ele alındığını belirtti:
“Gazze Şeridi’ndeki felaket boyutundaki durumu ve Batı Şeria’da giderek tırmanan gerilimi konuştuk. Bugün yerleşimci terörü Batı Şeria’da çok fazla tahribat yaratıyor. Gazze’de yaşananların Batı Şeria’ya taşınmasını kesinlikle istemiyoruz. Ayrıca Başkan Trump’ın barış planını ilerletmek, birinci aşamadan ikinci aşamaya geçebilmek için yapılması gerekenleri konuştuk. Çünkü bugün birinci önceliğimiz, üç yıldır acı çeken ve dördüncü yıla giren halkımıza acilen yardım ulaştırmak. Üstelik kışın yaklaştığını biliyoruz. İnsanların çadırlarda, molozların ve çöplerin üzerinde, kemirgenlerin saldırısına uğrayarak daha fazla acı çekmesini istemiyoruz. Dolayısıyla Filistinlilerin yaşadığı acılar masadaydı.”
Ateşkesin İkinci Aşamasına Geçişi Ne Engelliyor?
Gazze'de ateşkese rağmen Filistinlilerin hayatını kaybetmeye devam ettiğine dikkat çekilerek, ateşkesin ikinci aşamasına geçişi neyin engellediği ve tıkanıklığın aşılması için kimlerin harekete geçmesi gerektiği soruldu.
Filistin Dışişleri Bakanı Şahin, sürecin önündeki en büyük engelin mutabakat hükümlerine uyulmaması olduğunu belirterek şunları söyledi:
“İkinci aşamaya geçişi engelleyen şey, içinde bulunduğumuz bu çıkmaz. Çünkü mutabakat zaptını kabul eden taraflar arasında, bu mutabakatın hükümlerine uymayanlar var. Şu anda yapılması gereken, şiddet uygulayan ya da mutabakata uymayan kim varsa hesap vermesini sağlayacak denetim mekanizmalarının kurulması. Ancak bu şekilde ilerleyebiliriz.”
İhlallerden sorumlu tuttuğu tarafın İsrail olup olmadığı sorusuna ise Şahin, “Her şeyden önce İsrail’i” yanıtını verdi. İsrail'in Gazze Şeridi'nin yüzde 70'ini işgal ettiğini belirten Şahin, mevcut durumun işgalin kalıcılaştırılmasına ve Filistinlilerin Gazze'nin üçte biri büyüklüğündeki bir alana sıkıştırılmasına işaret ettiğini söyledi.
Şahin'den Uluslararası Topluma Yaptırım Çağrısı
Türkiye'nin İsrail'in saldırganlığının durdurulması yönündeki çağrıları hatırlatılarak, Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti sürerken İsrail'in tutumunu değiştirmesini neyin sağlayabileceği soruldu. Yaptırımlar, silah ambargosu ve diğer önlemler gündeme getirildi.
Filistin Dışişleri Bakanı Varsen Ağabekyan Şahin, uluslararası toplumun vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Her ülke alabileceği ne önlem varsa şimdi almalı. Şimdi harekete geçme zamanı. Çünkü hayatımızı ve geleceğimizi, yaptıklarının hiçbir bedelini ödemediği için yanlışlarını sürdürebileceğini bilen işgalci bir devletin insafına bırakamayız. İsrail’e bu cezasızlık tanınıyor ve o da bundan yararlanarak hareket ediyor. Öyleyse neden tutumunu değiştirsin? Dolayısıyla her türlü yaptırımı ve her türlü önlemi memnuniyetle karşılarız.”
“Filistin'i Tanıma Kararları Kâğıt Üzerinde Kalmamalı”
Filistin'i tanıyan ülkelerin sayısı artmasına rağmen bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ihtimalinin giderek uzaklaştığı yönündeki değerlendirme üzerine, iki devletli çözümün hâlâ mümkün olup olmadığı ve tanıma kararlarının sahada nasıl somut sonuçlara dönüşebileceği soruldu.
Şahin, Filistin devletinin tanınmasının somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Tanıma kararları, Filistin devletinin hayata geçirilmesini sağlayacak bir gerçekliğe dönüşmeli. Yalnızca kâğıt üzerinde kalamaz. Bugün Filistin Devleti’ni tanıyan 160 ülke var. Bu, uluslararası hukukta güvence altına alınmış durumda. Devlet olma bir haktır. Bu hak hukukta güvence altına alınmıştır ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 tarihli danışma görüşünde de teyit edilmiştir. Bugün elimizde, bulunduğumuz noktadan devletleşmeye giden yola nasıl ilerlememiz gerektiğini 42 maddede ortaya koyan ve açıklığa kavuşturan New York Bildirgesi var. Bu bildirgeyi destekleyen 143 ülke bulunuyor. Görmemiz gereken, bu bildirgeye bağlılık gösteren herkesin adım atması ve sahada somut önlemlerin hayata geçirilmesi.”
Türkiye'nin Filistin Meselesindeki Rolüne Övgü
Türkiye'nin Filistin meselesine yönelik çabaları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Şahin, Ankara'nın hem Filistin iç siyasetinde hem de Gazze'deki gelişmeler bağlamında önemli bir arabulucu aktör olduğunu söyledi.
Şahin, Türkiye'nin uluslararası alandaki etkisine ve Filistinlilerin haklarına yönelik desteğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Türkiye, gerek Filistin’in iç siyasetinde gerek Gazze’de yaşanan soykırım eylemleri bağlamında arabuluculuk açısından çok önemli bir aktör oldu. Türkiye’nin attığı adımları sürdürmesini bekliyoruz. Çünkü Türkiye dünya sahnesinde söz sahibi ve onlarca yıldır Filistinlilerin haklarının yanında duruyor.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler'deki konuşmasını dinleyip dinlemediği sorulan Şahin, konuşmayı dinlediğini ve Erdoğan'ın açıklamalarını takdirle karşıladıklarını belirtti.
Şahin, özellikle Filistin heyetinin Birleşmiş Milletler'e katılımının engellenmesine ilişkin soruya dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Evet, dinledik. Söylediklerini takdirle karşıladık. Kendisi, ‘Filistin heyetinin BM’ye gelmesine neden izin verilmedi?’ diye açıkça soran az sayıdaki liderden biriydi. Bu çok cesur bir soruydu. Çünkü BM’de bulunmak bizim hakkımız. BM’nin ev sahibi ülkeyle yaptığı anlaşma, ev sahipliği yapan ülkenin insanların girişine izin vermesini öngörüyor. Ancak bizim girişimiz ikinci yıldır engelleniyor.”




