Günümüzde İran'da iki farklı askeri yapı bulunuyor. Bunlardan birisi İran Silahlı Kuvvetleri yani mevcut İran ordusuyken diğeri ise İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanlığı olarak bilinen ve esas amacı mevcut İran rejimini korumak olan askeri yapılanma. İran'ın resmi ordusundan ayrı olan Devrim Muhafızları, doğrudan İran Dini Liderine bağlı olarak çalışıyor. Devrim Muhafızları Ordusu'nun 1979 yılında gerçekleşen devrimden kısa süre sonra 5 Mayıs 1979'da Humeyni'nin talimatıyla yeni yönetimi korumak ve ordunun olası bir darbe girişimine karşı denge unsuru olması amacıyla kurulduğu biliniyor.

KENDİ İÇERİSİNDE AYRI KUVVET KOMUTANLIKLARI VAR

Devrim Muhafızları Ordusu'nun ilk girdiği çatışmalardan birisi 1980-1988 arasında gerçekleşen Irak-İran savaşı oldu. Her iki taraftan da binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmalar, bu yapının gelişiminde oldukça önemli ve kilit bir rol oynadı. Savaşın ardından Devrim Muhafızları Ordusu'nun yeniden yapılandırılması gerektiğine karar verildi ve yetkileri genişletildi. Humeyni'nin 1989 yılında hayatını kaybetmesinin ardından başa geçen Ali Hamaney döneminde muhafızlara verilen görevler daha da genişletildi. Bu dönemde Devrim Muhafızları özellikle istihbarat çalışmaları alanında güçlendirildi. 

Devrim Muhafızları Ordusu, günümüzde 5 ana temel üzerinde şekilleniyor. İran ordusundan ayrı olarak kara, hava ve deniz kuvvetlerine sahip olan bu yapılanmanın Besic isimli gönüllülerden oluşan milis yapılanması ve İran dışında faaliyet gösteren Kudüs Gücü Komutanlığı isimli iki önemli ayağı bulunuyor. 150 binden fazla askere sahip olduğu tahmin edilen Devrim Muhafızları'nın milis yapılanması Besic'in de 100 bin ila 1 milyon arasında değişen bir gönüllü güce sahip olduğu düşünülürken 1999, 2009 ve 2024-2025 yıllarında İran'da yapılan rejim karşıtı gösterileri bastırmakta görev almıştı. İran'ın sahip olduğu füze gücünü elinde bulunduran Devrim Muhafızları, aynı zamanda sınır güvenliği ve nükleer tesislerin korunmasında da görev alıyor. 

Devrim Muhafızları'nın en önemli yapılanmalarından birisi olan Kudüs Gücü Komutanlığı, İran'ın "Direniş ekseni" olarak tanımladığı bölgelerde faaliyet göstermesiyle biliniyor. Lübnan'da Hizbullah'ı, Filistin'de Hamas'ı, Irak'ta Haşdi Şabi'yi destekleyen bu yapının son dönemde çatışmaların arttığı Yemen'de de Suudi Arabistan'a karşı çatışan Husiler'i desteklediği biliniyor. Suriye iç savaşı sırasında da Esad yönetimine destek sağladığı bilinen Kudüs Gücü'nün geçmişte Lübnan'da Hizbullah'a silah sevkiyatı yapmak için Suriye rotasını kullandığı sık sık gündeme gelmişti. İran Devrim Muhafızları’nın uluslararası ağının arkasındaki en önemli isim, 1998'den 2020'de ABD tarafından öldürülene kadar Kudüs Gücü'nü yöneten ve ülkede Hamaney’den sonraki en güçlü kişi olarak görülen Kasım Süleymani’ydi. Süleymani’nin suikast sonucu öldürülmesi Devrim Muhafızları’nda büyük bir şok yarattı; öyle ki bu olaydan sadece beş gün sonra muhafızlar, Tahran’dan kalkan bir Ukrayna yolcu uçağını askeri uçakla karıştırarak düşürdü ve uçaktaki 176 kişinin ölümüne yol açtı. Devrim Muhafızları daha sonra bu trajik olay nedeniyle özür diledi.

EKONOMİ VE GÜNLÜK HAYATTA DA SÖZ SAHİBİLER

Devrim Muhafızları'nın İran içindeki faaliyetleri sadece güvenlikten ibaret değil. Rejimi korumakla görevli olan bu yapılanma, iş dünyasından siyasete, ekonomiden spora kadar İran içinde birçok farklı alanda söz sahibi olarak biliniyor. Geçmişte bu yapılanmada görev almış olan gaziler hükümette ve parlamentoda üst düzey görevlerde bulunuyor. Analistlere göre bu duruma ek olarak iş başvurularında muhafızlarda görev almış olan kişiler daha avantajlı oluyor. Devrim Muhafızları, ülkenin kırsal kesimlerinde sağladığı istihdam ve sosyal yardımlarla ülkenin birçok noktasında yeni destekçiler kazanmak için kampanyalar yürütüyor. 

Devrim Muhafızları'nın 2005-2013 yılları arasında İran'ı yöneten Mahmud Ahmedinejad döneminde ekonomik anlamda çok güçlendiği, bu sayede İran ekonomisindeki birçok sektörde söz sahibi oldukları tahmin ediliyor. Askeri yapılanmanın petrol sektöründen elde edilen kazancın yarısına sahip olduğu tahmin ediliyor. Bununla birlikte Ukrayna savaşı sebebiyle Rusya'ya yapılan silah satışları, Myanmar'daki iç savaş sırasında cunta yönetimine jet yakıtı sağlanması ve ABD yaptırımlarını aşarak Çin'e petrol satılmasını sağlayan "Gölge filo" sistemin de pay sahibi olduğu ifade ediliyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu söz konusu olduğunda uluslararası arenada da daha önce eşine az rastlanır bazı durumlar söz konusu. Bunların en dikkat çekenlerinin başında özellikle batı ülkelerinin muhafızları bir "terör örgütü" olarak tanımlaması geliyor. Bu durum, söz konusu ülkelerin İran'daki bu yapılanmayla iletişim kuranları, ticaret yapanları veya destek verenleri bu ülkelerde "suçlu" haline getiriyor. Bu kapsamda ilk adımı 2019 yılında Başkan Trump'ın yönetimindeki ABD attı ve Devrim Muhafızları Ordusunu "Terör örgütü" ilan etti. Pentagon ve CIA'deki bazı yetkililer, Trump'ın bu hamlesine yabancı bir hükümetin resmi birimini terör örgütü ilan etmenin bazı zorluklar oluşturacağı sebebiyle karşı çıktı. ABD, Biden yönetimi sırasında Devrim Muhafızları'nı listeden çıkarmayı değerlendirmişti. Ancak diğer ülkeler de kısa süre sonra aynı yolu izledi. Kanada 2024'te, AB ise İran'daki protestocuların sert şekilde bastırılmasının ardından Ocak 2026'da İran Devrim Muhafızları'nı terör örgütü ilan etti. Toplamda, 27 AB üyesi ülke dışında 23 ülke, İran Devrim Muhafızları'nı terör örgütü olarak tanımladı; bunlar arasında Arjantin, Avustralya, Bahreyn, Kanada, İsrail, Suudi Arabistan ve Ukrayna yer alıyor.

İran Devrim Muhafızları'nın üst düzey yöneticilerinin çoğunun son yıllarda ABD ve İsrail tarafından suikaste uğradığı biliniyor. Ancak buna rağmen muhafızların yapılanmasında ciddi bir sorun yaşanmadığı bunun en önemli sebebinin halefiyet stratejisi olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre İran yönetimi, öldürülen komutanların yerine görev alacak isimlerin belirlendiği acil durum planlarına sahip şekilde ilerliyor. Devrim Muhafızları Ordusu'nun en üst ismi tüm yapının başkomutanı olarak biliniyor ve doğrudan Dini Lidere bağlı olarak çalışıyor ve halihazırda bu görevi daha önce İran Savunma Bakanı olan Ahmed Vahidi yapıyor. Vahidi, görevi selefi Muhammed Pakpur'un Mart ayında İsrail tarafından öldürülmesinin ardından devralmıştı. Pakpur ise bu görevi İsrail'in Haziran 2025'te 12 gün savaşında öldürdüğü Hüseyin Salami'den devralmıştı.

Muhafız yapılanmasının en önemli ayaklarından birisi olan Kudüs Gücü komutanlığını ise İsmail Kaani yürütüyor. Kaani, bu göreve Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından 2020 yılında atanmıştı. Yapının bir diğer önemli ayağı olan Besic gücüne ise Din adamı ve eski istihbarat şefi Hüseyin Taeb liderlik ediyor. 

Ottawa Üniversitesi Kamu ve Uluslararası İlişkiler Yüksekokulu'nda profesör olan Thomas Juneau, Middle East Eye'a verdiği demeçte Devrim Muhafızları Ordusu'nun son yaşanan savaşta ciddi darbe aldığını ifade ederek "Sadece hava saldırılarını, hasar gören veya imha edilen askeri tesisleri, hasar gören veya imha edilen gemi veya uçakları sayarsak, Devrim Muhafızları'nın önemli ölçüde zayıfladığı sonucuna varabiliriz ancak muhafızlar onlarca yıldır bu savaşa hazırlanıyorlardı. ABD ve İsrail, İran Devrim Muhafızları'nın füzelerinin ve insansız hava araçlarının önemli bir bölümünü imha etti, ancak güç hala Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini tehdit etmeye yetecek kadar silaha sahip. Bu nedenle yenilgiyi kabul etmeye çok uzaklar. Birçok sertlik yanlısının üstünlüğün kendilerinde olduğuna inandığını ve taviz vermeye gerek görmediğini söylüyor. İran Devrim Muhafızları için savaştan çıkış yolu, jeopolitik kazanımlarını pekiştirmek ve kurumsallaştırmaktır. Özellikle Basra Körfezi'nde, deniz trafiğini fiilen kontrol edebilecekleri yeni bir düzenleme görmek istiyorlar" dedi.