İran'ın, Husilere Suudi Arabistan ve Yemen hükümetine bağlı güçlere yönelik saldırılarda hedef belirleme, istihbarat, eğitim ve operasyonel destek sağladığı öne sürüldü.
Wall Street Journal'ın haberine göre, İranlı askeri yetkililerin de katkısıyla güçlenen Husiler, Kızıldeniz kıyısında ilerleyerek Babülmendep Boğazı çevresinde kontrol alanını genişletti ve Suudi Arabistan'ın petrol tesisleriyle havaalanlarını hedef aldı.
Suudi Arabistan ve Arap Koalisyonu'ndan bilgi alan kaynaklara dayandırılan haberde, İran'ın desteğinin Husilerin bugüne kadarki en gelişmiş saldırılarını gerçekleştirmesine yardımcı olduğu kaydedildi.
İnsansız hava araçları ve balistik füzelerle düzenlenen saldırılarda hedeflerin belirlenmesi, istihbarat paylaşımı ve taktiksel yönlendirme desteğinin sağlandığı iddia edildi.
Husilerin ilerleyişi, Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı açısından stratejik öneme sahip Babülmendep Boğazı çevresindeki güvenlik risklerini artırdı. Husilerin Suudi petrol tankerlerini, enerji tesislerini ve havaalanlarını da hedef aldığı bildirildi.
Gazeteye göre İran, Husilerin 2014'te Yemen'in başkenti Sana'yı ele geçirmesinden bu yana gruba destek verdi. O dönemde başkentten çekilen hükümet güçlerinin geride bıraktığı füze ve diğer silahları ele geçiren Husiler, zaman içinde askeri kapasitelerini geliştirdi.
İran'ın başlangıçta yük ve balıkçı tekneleriyle Yemen'e silah gönderdiğini öne süren gazete, İran Devrim Muhafızları Ordusu ile Lübnan'daki Hizbullah'ın da Husilere füze ve insansız hava araçlarının montajı ve kullanımı konusunda eğitim verdiğini iddia etti.
Haberde, deniz yoluyla silah sevkiyatının ABD ve İsrail'in operasyonları nedeniyle aksamasının ardından İran'ın Yemen'e denizaltılar aracılığıyla silah gönderdiği iddiasına da yer verildi.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen'de uluslararası alanda tanınan hükümeti destekleyerek Husilere karşı mücadele etti. Ancak İran'ın sağladığı öne sürülen askeri destek, grubun füze ve insansız hava aracı kapasitesini artırarak çatışmanın seyrini etkiledi.
WSJ: ÇATIŞMALAR İRAN'IN DESTEĞİYLE ARTTI
Haberde, çatışmaların yeniden alevlenmesinde geçen temmuz ayında İran'dan Yemen'e yapılan uçuşların etkili olduğu öne sürüldü. İddiaya göre, eski İran lideri Ali Hamaney'in cenaze töreni için Yemen'den Tahran'a yolcu taşımak amacıyla Husi kontrolündeki bölgeye iki uçak gönderildi.
Uçuşların, İran'a yönelik yaptırımlar kapsamında adı geçen Mahan Air tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. Söz konusu sevkiyatın ortaya çıkarılmasının ardından Suudi Arabistan destekli güçlerin, ikinci uçuşu engellemek amacıyla Sana Havalimanı'nın pistini bombaladığı ifade edildi. Bu gelişmenin ardından çatışmaların yeniden alevlendiği öne sürüldü.
Husiler ise bu iddiayı redderken, söz konusu uçuşun askeri bir operasyon gibi gösterilmesinin Suudi saldırısını haklı çıkarmaya yönelik olduğunu savundu.
Bölgedeki istihbarat kaynaklarının iddiasına göre, İranlı Devrim Muhafızları subayları Yemen'de füze ve radar sistemlerinin konuşlandırılmasına destek verdi. Bu destek ile Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı çevresindeki stratejik noktalarda Husi varlığını güçlendirmenin amaçlandığı öne sürüldü.
Eylül ayının başında başlayan Husi saldırılarında, füze ve insansız hava araçlarıyla desteklenen geniş çaplı bir operasyon yürütüldü. Bu operasyon karşısında Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan, hazırlıksız yakalandı.
Arap Koalisyonu'ndan bir yetkili, Husilerin yeni taktiklerinin önceki çatışmalara göre daha gelişmiş olduğunu belirtti. Yetkiliye göre Husiler, füze ve insansız hava aracı operasyonlarıyla eş zamanlı olarak karadan saldırı gerçekleştirdi.
Saldırılarda fiber optik kabloyla yönlendirilen insansız hava araçlarının da kullanıldığı kaydeden yetkili, bu durumun İran'ın Husilere verdiği eğitimin bir göstergesi olduğunu savundu.
HUSİLER İRAN'DAN BAĞIMSIZ HAREKET ETTİKLERİNİ SAVUNDU
Husiler, İran'dan destek aldıkları iddialarına rağmen bağımsız hareket ettiklerini ve askeri kapasitelerini kendilerinin geliştirdiklerini savundu.
Husi sözcüsü, bu iddiaların, kendi askeri kapasitelerini geliştirmek için yaptığı çalışmaları göz ardı ettiğini söyledi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “İran Yemen işlerine karışmaz” açıklamasında bulundu ve Husilerin “tamamen bağımsız aktörler olduğunu ve kararlarını kendi çıkarları doğrultusunda aldıklarını” ifade etti.
Husilerin bazı silahlarını Yemen'de ürettiğini belirten WSJ, insansız hava araçları ve füzeler için gerekli parçaların doğrudan Çin'den temin edildiğini öne sürdü.
Birleşmiş Milletler'in 2024 tarihli bir araştırmasında, Husilerin faaliyetlerini koordine etmek amacıyla Lübnan ve Irak'ta ortak operasyon merkezleri kurduğu belirtildi. Raporda, İran'daki savaşın en yoğun dönemlerinde Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların yaklaşık yarısının Irak topraklarından gerçekleştirildiği kaydedildi.





