Almanya’da Neonazi örgütü NSU'nun, 8’i Türkiye’den Almanya’ya gitmiş olan 10 kişiyi öldürdüğü 15 yıl önce ortaya çıkmıştı. Resmi bilgilere göre NSU örgütü Beate Zschäpe, Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos'tan oluşuyordu. Örgütün hedef aldığı ilk isim, Nürnberg'de çiçek satan Enver Şimşek'ti. CNN Türk’ten Serdar Korucu’ya konuşan Enver Şimşek’in kızı Semiya Şimşek, “9 Eylül 2000 hayatımın ikiye ayrıldığı gün oldu. Ben 14 yaşındaydım, kardeşim 12 yaşındaydı ve babam, Enver Şimşek de 39 yaşındaydı” dedi ve o günü şöyle anlattı: “Haberi aldığımda hastaneye gittim. Yalnızdım çünkü annem sabah 9’da sorgudaydı. Yalnız başıma yoğun bakıma girmek zorunda kaldım. Babamı orada öyle görmek çok acıydı. Sonra Emniyet kurumundan bir memur karşıma çıktı ve bana ‘Düşmanlarınız var mıydı? Baban yanında silah taşıyor muydu?’ diye sorular sordu. 14 yaşında bir çocuğa bunu sormak yasal olarak mümkün değil.”
Babası Enver Şimşek’in 1986 yılında annesiyle evlenerek aile birleşimi sayesinde Almanya'ya gittiğini söyleyen Semiya Şimşek, “Birbirine aşık bir çiftti, ben bunu küçüklüğümde her anımda hissettim” dedi. Şimşek Nürnberg'de çiçekçi standında Neonaziler tarafından silahlı saldırıya uğradığını hatırlattı: “O gün hayatımız alt üst oldu. Babamı kaybettiğimiz haberiyle birlikte her şeyimizi kaybettik. Yasımızı bile yaşayamadık. Çok zor bir süreçten geçtik. Benim için en acı olan şey, bizim büyüdüğümüzü babam göremedi. Şimdi torunları var, onları tanımıyor ama ben çocuklarıma ondan bahsediyorum. Mezarına düzenli olarak gidiyoruz, onu anıyorum. İki tane kitap yazdım. 2013’te ilk kitabım yayınlandı. 2025’te Mehmet Kubaşık'ın kızı Gamze Kubaşık ile birlikte de bir kitap yazdık. Babamın unutulmaması için düzenli anıyoruz. Çünkü yalnızca o bir cinayet kurbanı değil, öyle hatırlanmasını da istemiyorum. O bir babaydı, o bir eşti, o bir insandı. Hayalleri vardı. Ailesine değer veren bir insandı. Enver Şimşek olarak anılmasını istiyorum.”
Cinayet sonrasında ailenin yasını bile tutamadığını söyleyen Semiya Şimşek, “Devletin emniyet kurumları, istihbaratı, medyası aileme çok büyük bir baskı yaptı” dedi ve ailenin şüpheli olarak görüldüğünü belirtti: “Sanki babam uyuşturucu satıyor gibi gösterdiler. Annemi, en yakın akrabalarımı suçladılar. Özellikle de anneme “Sen eşini bilerek öldürdün” dediler. Çok büyük bir baskı altında kaldık. Yıllarca babamın kim olduğu, kimlerle ilişkisi bulunduğu, neden öldürüldüğü konusunda gerçek dışı iddialar ortaya atıldı. Medya bunu hep öyle yansıttı ve biz küçücük bir kasabada yaşıyorduk. Uyuşturucu satan birinin çocukları olarak etiketlendik. 11 yıl boyunca, aileler çocuklarının bizimle görüşmesine izin vermedi. Babamızı kaybettiğimiz yetmiyormuş gibi ırkçı, ayrımcı bir muamele ile karşılaştık. Sadece en yakın dostlarımız, babamı tanıyan insanlar bize destek oldular ve gerçek 11 yıl sonra ortaya çıktı. Bunu emniyet kurumları ortaya çıkarmadı.”
Semiya Şimşek en başından beri kendilerinin bunun bir ırkçı Neonazi saldırısı olduğunu bildiklerini ifade etti: “Biz bunu defalarca emniyet kurumlarına söyledik. Hatta 2006’da Dortmund'da bir eylem düzenledik. Ama biz emniyet kurumları tarafından da ırkçı bir muamele ile karşılaştık. Ve inanın 11 yıl sonra ilk defa mağdur olduğumuzu hissedebildik.”
Duruşmalarda davanın baş sanığı “Nazi Gelini” adıyla bilinen Beate Zschäpe ile de yüz yüze gelen Semiya Şimşek o süreci de anlattı: “Her gün oraya geliyor, karşınızda sakız çiğniyor, gülüyor. Zaten hiçbirinin saygısı yok. Dava sürecinde sürekli dilekçe vermek zorunda kaldık. Aydınlanmasını istediğimiz bir sürü konu vardı ama savcılık her seferinde ret verdi. Biz sadece faillerin cezalandırılmasını istemedik. Almanya’da 10 cinayet işleniyor ve 11 yıl boyunca bu sanıklar tüm eyalette tatil yapabiliyorlar, istedikleri yere gidebiliyorlar. Bu nasıl mümkün oluyor? Bu duruşmada kesinlikle cevap alamadık.”
Semiya Şimşek mahkemenin son gününde de ikinci sınıf hissettiklerini söyledi: “Hüküm açıklandığında az ceza aldılar. Hakim bir sanığa “Senin ailen, iki çocuğun var, affa giriyorsun” dedi ve 5 yıl ceza verdi. Ben babamı kaybettiğimde 14 yaşındaydım. Kardeşim 12 yaşındaydı ve hakim mağdur ailelerine tek bir söz bile etmedi. Onlara ‘Beş yıl boyunca bu davayı her gün takip ettiniz. Farklı eyaletlerden geldiniz, teşekkürler’ bile demedi. Ama sanığın bir aile babası olduğunu söyledi, bunu söylerken yüzü bile kızarmadı. Hüküm açıklanırken ikinci sınıf muamelesi gördüm.”
"ALMAN DEVLETİ KESİNLİKLE SORUMLULUK ÜSTLENMİYOR"
“Nürnberg'de aşırı sağcı bir örgüt olduğunu ben biliyorum ama neden bu araştırılmadı? Alman devleti neden bu sorumluluğu almıyor?” diye soran Şimşek, ailelerin cevaplara ulaşmasıyla adaletin sağlanacağını söyledi, “Alman devleti kesinlikle sorumluluk üstlenmiyor. Dosyaları bize vermiyor” dedi.
Semiya Şimşek aşırı sağcı AfD’nin seçimlerde yükselişini “Bu tablo beni endişelendiriyor, bir hayal kırıklığı içindeyim” diye yorumladı. Şimşek, “Biz yıllardır NSU cinayetlerini anlatıyoruz. Amacımız bu tür suçların bir daha yaşanmaması için toplumsal bir bilinç uyandırmak. Ancak bugün aşırı sağcı bir parti güçleniyor ve ırkçı söylemler Almanya'da normalleştiriliyor” dedi.
NSU davası başladığında kendini Almanya’da güvende hissetmediği için Türkiye’ye geldiğini söyleyen Semiya Şimşek, sanal medyada gençler arasında yaygınlaşan Neonazi akımına da tepki gösterdi: “Ben 14 yaşında babamı bu ideoloji yüzünden, bu terör örgütü yüzünden kaybettim. Ailem yıllardır acı çekiyor. Bence burada ciddi bir bilinç eksikliği var. Gençler kullandıkları sembollerin tarihi anlamını bilmiyorlar. Bu ideolojinin milyonlarca insanın hayatına mal olduğunu ve bizim yaşadığımız acıyı yeterince bilmiyorlar. Nazi ideolojisi bir moda, oyun ya da masum bir internet akımı değil. Bunu kesinlikle kabul edemeyiz. Gençlere seslenmek istiyorum: Kullandığınız sembollerin, savunduğunuz fikirlerin tarihini öğrenin. Arkasında ayrımcılık ve ölüm var. Bu kadar hafife almayın. Bir Türk gencin geçmişte Türkleri de öldürmüş olan Neonazi ideolojisini benimsemesi büyük bir çelişki. Ben bunu anlayamıyorum. Ailelerin, eğitimcilerin, sivil toplum kuruluşlarının, toplumun, medyanın sorumluluk almasını istiyorum. Ben yıllardır babamın hikayesini anlatıyorum, anlatmaya da devam edeceğim. Bunu sadece ailem için yapmıyorum. Neonaziler belki bugün sizi hedef almıyor ama yarın sizi hedef almayacağının garantisi yok.”





