İklim krizinin yakıcı etkileri her geçen gün daha somut ve korkutucu bir şekilde hissedilirken, Avrupa bu yıl tarihinin en ölümcül ve en yıkıcı yaz mevsimini geride bıraktı. Kıta genelindeki kentlerde kavurucu sıcak hava dalgaları nedeniyle 50 binden fazla insanın hayatını kaybettiği bildirildi.
İki saygın bilimsel araştırma grubu tarafından yürütülen ve Nature Health dergisinde yayımlanan kapsamlı analizler, bu yıl yaşanan sıcaklıkların bölge tarihinde görülen en ölümcül seviyeye ulaştığını ve iklim krizinin artık doğrudan bir halk sağlığı felaketine dönüştüğünü ortaya koydu.
Dünya Meteoroloji Örgütü ve iklim bilimcilerin verilerine göre, küresel ısınmadan en hızlı etkilenen ve dünyanın en hızlı ısınan kıtası konumunda bulunan Avrupa, mayıs ayının sonlarından ağustos ayının sonuna kadar süren eşi benzeri görülmemiş bir sıcaklık dalgasıyla kavruldu. Birleşmiş Milletler iklim zirvesinin hemen öncesinde açıklanan bu ağır bilanço, küresel ısınmayı 1,5 derece sınırında tutma hedeflerinin mucizelere kaldığını söyleyen raporların ardından insanlık için açık bir uyarı niteliği taşıyor.
Rekor can kayıplarının ortaya konduğu bu analiz, küresel liderlerin yıllık Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) kapsamında Türkiye'de bir araya gelmesinden hemen önceki açıklandı. Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek bu tarihi zirvede, dünya liderlerinin yalnızca sera gazı salınımını azaltma vaatlerini değil, aynı zamanda kentlerin yükselen sıcaklıklara karşı acilen nasıl uyumlu hale getirileceğini de masaya yatırması bekleniyor.
BİLANÇO ÇOK DAHA AĞIR OLABİLİR: SADECE ŞEHİRLERDE 50 BİN İNSAN ÖLDÜ
Imperial College London ve London School of Hygiene and Tropical Medicine araştırmacıları tarafından ortaklaşa yürütülen çalışmada, 30 Avrupa ülkesindeki 854 şehirsel alan mercek altına alındı. Mayıs sonu ile ağustos sonu arasındaki dönemi kapsayan analizlerde, bu şehirlerde tam 50.391 kişinin aşırı sıcaklara bağlı nedenlerden yaşamını yitirdiği hesaplandı.
Ancak araştırmacılar bu rakamın buzdağının sadece görünen kısmı olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. İncelenen şehir alanları, ilgili ülkelerin nüfusunun yalnızca yaklaşık %40'ını oluşturuyor. Bu durum, kırsal bölgeler ve kapsama girmeyen diğer yerleşim yerleri dâhil edildiğinde gerçek can kaybının çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Elde edilen bu ölüm oranları, 2025 yılı verilerinin iki katına ulaşırken, yine kavurucu sıcakların yaşandığı 2022 yılındaki 29 binlik önceki rekor rekoru da açık ara geride bıraktı.
SICAKLIKLARIN ÜÇTE İKİSİ DOĞRUDAN İKLİM KRİZİNDEN KAYNAKLI
Araştırmada kullanılan metodoloji çerçevesinde bilim insanları, bu yaz Avrupa şehirlerinde kaydedilen sıcaklıkları, fosil yakıt kirliliğinin olmadığı bir ‘insan elinin değmediği iklim’ senaryosuyla karşılaştırdı. Elde edilen veriler ve ölüm modelleri incelendiğinde, yaşanan aşırı sıcaklık ölümlerinin üçte ikisinden fazlasının (yaklaşık 32.600 ölüm) doğrudan fosil yakıt kirliliğinin yol açtığı iklim değişikliğinden kaynaklandığı tespit edildi. Yüzyılın başlarında sıcaklığa bağlı ölümlerde iklim krizinin payı %40 seviyelerindeyken, bugün bu oranın %66'nın üzerine çıkmış olması tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.
Dr. Clair Barnes, tablonun vahametini şu sözlerle özetliyor: "2026 yazının, Avrupa'nın büyük bölümünde sıcaklığa bağlı ölümler açısından kaydedilen en kötü yaz olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Fosil yakıt alışkanlığımızdan vazgeçmediğimiz sürece giderek daha sıcak ve tehlikeli yazlar görmeye devam edeceğiz. Bu rakamlar sıradan istatistikler değil; arkalarında kaybedilen gerçek hayatlar ve yas tutan aileler var."
Batı Avrupa, 1991-2020 ortalamalarının 2.9°C üzerinde bir sıcaklıkla tarihinin en sıcak yazını geçirdi. Bazı günlerde ise lokal sıcaklık sapmaları normallerin 12°C üzerine kadar çıktı. Birleşik Krallık, Met Office verilerine göre 30°C'nin aşıldığı 40 gün ve 5 yaygın sıcak hava dalgasıyla kendi sıcaklık rekorunu kırarak 4.354 can kaybı bildirdi.
Tüm kıtada en fazla can kaybının yaşandığı ülke ise Akdeniz'in kalbindeki İtalya oldu. Ülke genelinde aşırı sıcaklara bağlı 13.303 ölüm kayıtlara geçti. İtalya'yı sırasıyla şu ülkeler takip etti:
‘SESSİZ KATİL’ SADECE YAŞLILARI DEĞİL, GENÇLERİ DE VURUYOR
Aşırı sıcaklar halk arasında "sessiz katil" olarak adlandırılıyor çünkü etkileri ani ve belirgin fiziksel yıkımlardan ziyade vücut sistemlerinin kademeli olarak çökmesiyle ortaya çıkıyor. En yüksek ölüm oranları 85 yaş ve üzerindeki yaşlı nüfusta (yaklaşık 22 bin kişi) görülse de veriler sıcak dalgalarının her yaş grubunu tehdit ettiğini açıkça gösteriyor.
Araştırmaya göre 65 yaşın altındaki yaklaşık 6 bin insan sıcaklar nedeniyle hayatını kaybetti. Yalnızca 20 ila 44 yaş arasındaki genç nüfusta bile 800'den fazla insan aşırı sıcaklara yenik düştü.
Aşırı ölümlerin yaklaşık üçte biri, sıcaklıkların mevsim normallerinin 5°C üzerinde seyrettiği haziran ayı sonlarında yaşandı. Bilim insanları, yazın başında insanların henüz bu bunaltıcı havalara ve gece yüksek seyreden neme uyum sağlayamamış olmasının ölüm oranlarını tırmandırdığını vurguluyor. Gece sıcaklıklarının düşmemesi, vücudun kendini yenilemesini ve soğumasını imkânsız hale getirdi.
Araştırmanın yazarlarından Dr. Pierre Masselot, iklim krizinin artık sadece belirli bölgelerin değil, herkesin ortak sorunu olduğunu ifade ediyor. Masselot, "Artık sadece sıcak bölgeler muzdarip değil; Batı ve Kuzey Avrupa'nın soğuğa alışkın bölgeleri de tarihi sağlık yükleriyle karşı karşıya. Şehirlerimizin yükselen sıcaklığa karşı ne kadar kötü uyum sağladığı her geçen gün daha net anlaşılıyor. Yeşil alanları artırarak, kirliliği azaltarak ve sağlık sistemlerimizi bu yeni normale göre yapılandırarak şehirlerimizi acilen soğutmamız şart" diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Uzmanlar, Birleşmiş Milletler iklim görüşmeleri öncesinde hükümetlerin fosil yakıtlardan hızlı ve kararlı bir şekilde uzaklaşması, kırılgan nüfus gruplarını koruyacak doğrudan müdahale planlarını hayata geçirmesi gerektiğinin altını çiziyor. Aksi takdirde, önümüzdeki yıllarda Avrupa'yı çok daha ölümcül yaz mevsimleri bekliyor olacak.






