Ekim ayında soğuk bir günde, buz gibi ince bir yağmurun altında, Çağan Hakkı Şekercioğlu elinde dürbünüyle Aktaş Gölü'nün kıyısında durmuş kuşları izliyor.
Göl, Türkiye-Gürcistan sınırı boyunca uzanıyor. Bu puslu ve sakin sabahta, sisin arasından güçlükle seçilebilen çok sayıda kuş gölün yüzeyini dolduruyor.
Şekercioğlu, sakarmekeleri, pelikanları ve hatta nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir tür olan bozkır yağmurcununu fark ediyor.
Şekercioğlu, "Burası, Türkiye'de hem tepeli pelikanların hem de ak pelikanların hala uğradığı son göl" diyor.
Aktaş Gölü'nün görüş mesafesinde, teneke çatılı birkaç taş ev ile yakınlardaki çamurlu tarlalar ve ineklerden ibaret Kenarbel köyü yer alıyor.
Yine görüş alanında, bir zamanlar NATO ile Sovyetler Birliği arasındaki sınırlardan birini oluşturan bu bölgeyi gözetleyen bir askeri üs bulunuyor.
NATO-Sovyet sınırı günümüzde, daha ucuz şarap ve sigara almak için Gürcistan sınırına kısa bir geçiş yapmayı uman halkın kullandığı çok sayıdaki geçiş noktasından biri işlevini görüyor.



