Yemen'deki Husiler'in Suudi Arabistan hedeflerine dönük saldırılarını artırması ve Kızıldeniz üzerinden gerçekleşen tanker trafiğini engelleme girişimleri, bölgesel gerilimin artmasının yanı sıra küresel ekonomik dengeleri de tehdit eden bir hâl aldı.
Aralarında İngiltere ve Fransa'nın da olduğu birçok ülke sürece müdahil olma yollarını araştırıyor.
Bu ülkeler bu sürecin daha da uzamaması için Suudi Arabistan'a destek verilmesi yoluyla deniz trafiğinin de kontrol altına alınması amacını paylaşıyorlar.
Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçen hafta yaptığı bir açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın özellikle teknik konularda olabilecek askeri gereksinimlerini karşılayabileceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 25 Eylül'de Newsweek dergisinde yayımlanan röportajında, Mekke Anlaşması'nı işaret ederek üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağına hükmettiğini anımsattı ve şunları söyledi:
"Burada verilecek karşılığın mahiyeti, saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirlenebilir. Bu ihtiyaç istihbarat, lojistik veya mühimmat desteği olabilir, tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri destek de gündeme gelebilir. Bunların nasıl hayata geçirileceğine ilgili siyasi ve askeri mekanizmalar dayanışmalar yoluyla karar verir."




