DÜNYA, ABD’deki Kongre ara seçimlerine kilitlenmişken Beyaz Saray’a yakınlığıyla bilinen Amerikan gazeteci Tucker Carlson’ın Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik nükleer saldırı kararı alabileceği iddiası ortalığı karıştırdı. Cumhuriyetçi Parti’yi iyi bilmesi ve İsrail’in Amerikan dış politikasına etkisine yönelik eleştirileriyle tanınan Carlson; İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iktidarını devam ettirmek için savaşın sürmesini istediğini ve İran’a nükleer saldırı düzenlenmesi amacıyla Trump’a baskı yaptığını öne sürdü. ABD’li gazeteci, Trump’ın kararı 7 Kasım’a kadar verebileceğini ve olası saldırının hedefinin İran’ın orta kesimlerinde yer alan, Kazma Dağı’nın 90 metre altına inşa edilen yeraltı tesisi olduğunu kaydetti.

Peki ABD’nin İran’a yönelik nükleer silaha başvurması mümkün mü? Böylesi bir senaryoda ortaya nasıl bir tablo çıkar? Türkiye ve dünya bu durumdan nasıl etkilenir? Savunma analisti Arda Mevlütoğlu tüm bu merak edilenleri değerlendirdi.

Mevlütoğlu’na göre ABD’nin nükleer silah kullanmasının önünde doktrinsel bir engel yok. Washington hiçbir zaman “ilk kullanmama” taahhüdünde bulunmadı; mevcut politikası da “aşırı koşullarda” nükleer kullanıma açık. Kararı verme yetkisi ise yalnızca Başkan’da. Savunma Bakanı’nın veto yetkisi bulunmuyor, Kongre de devreye girmiyor. ABD’nin “negatif güvenlik güvencesi” politikası, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden ülkeleri koruma altına almıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) Haziran 2025’te İran’ın NPT yükümlülüklerine aykırı davrandığı yönündeki raporu da Washington’a olası müdahale için “hukuki” zemin sağlıyor.