Altın fiyatları haftaya yatay bir seyirle başladı. Küresel piyasalarda ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikası, yapay zekâ şirketlerine yönelik finansal riskler ve Orta Doğu’daki gelişmeler altın fiyatları üzerinde etkili oluyor. Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Şirin Sarı, ons altında 4.500-4.600 dolar bandının direnç olarak izlenmesi gerektiğini belirterek gram altının 7.200-7.300 TL seviyelerine çıkabileceğini söyledi.

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı Şirin Sarı, altının haftaya sakin ve yatay bir seyirle başladığını belirtti. Geçtiğimiz hafta geniş bir bantta hareket eden ons altının 4.070 dolar seviyelerine kadar gerilediğini, ardından 4.200 doların üzerine doğru yükseliş gösterdiğini ifade etti.

Sarı, güncel fiyatlara ilişkin şu bilgileri paylaştı:

- Ons altın: 4.150-4.200 dolar bandı
- Gram altın: 6.663 TL
- Çeyrek altın: 10.680 TL
- Tam altın: 42.536 TL
- Ata altın: 43.929 TL

Sarı, fiyatların Kapalıçarşı'daki satış seviyelerini yansıttığını belirterek altının bu haftaya sakin başladığını söyledi.

Fed'in Faiz Politikası Altını Nasıl Etkileyecek?

Küresel piyasalarda bu hafta veri akışının görece sakin olduğunu belirten Sarı, piyasaların Fed'in faiz kararına odaklandığını ifade etti. Sarı, 26-27 Ekim'de yapılacak Fed toplantısında faiz değişikliği beklenmediğini, ancak piyasalarda şubat ayına kadar faiz artırımına yönelik beklentilerin bulunduğunu söyledi. Faiz artırım beklentilerinin altın fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Sarı, geçtiğimiz hafta yaşanan finansal risklerin ise altına yeniden yönelimi desteklediğini kaydetti.

Yapay Zekâ Şirketlerinin Finansal Riskleri Altını Hareketlendirdi

Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) yapay zekâ şirketlerinin kredi borçlarını ödemekte zorlanabileceğine yönelik açıklamalarına dikkat çeken Sarı, bu gelişmenin finansal riskleri yeniden gündeme taşıdığını ifade etti. ABD enflasyon verisinin ardından faiz artırım beklentileriyle gerileyen altının, finansal risklerin etkisiyle yeniden yükselişe geçtiğini belirten Sarı, ons altının 4.100 doların altına indikten sonra hızlı bir toparlanma gösterdiğini söyledi. Bu hareketin merkez bankaları ve fonlar tarafından gerçekleştirilen alımlara işaret ettiğini ifade eden Sarı, küresel piyasalarda altına yönelik talebin sürdüğünü vurguladı.

Küresel piyasalardaki hareketliliğe karşın yurt içi piyasada altın talebinin zayıf kaldığını belirten Sarı, serbest piyasa ile bankalar arası piyasa arasındaki fiyat farkının bu hafta eksi yönde açıldığını söyledi. Sarı, söz konusu farkın eksi 300 dolar seviyelerine kadar gerilemesinin iç piyasadaki talebin zayıfladığına işaret ettiğini belirtti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz kararının da altın fiyatları açısından takip edilmesi gerektiğini ifade eden Sarı, piyasada 100 baz puanlık faiz indirimi beklentisinin bulunduğunu kaydetti.

Yılın son çeyreğinin altın fiyatları açısından önemli olacağını belirten Sarı, ons altında 4.500-4.600 dolar bandının direnç olarak izlenmesi gerektiğini söyledi. Bununla birlikte, önümüzdeki aylarda ons altının 4.000 doların altına gerileme ihtimalini de göz ardı etmediğini ifade eden Sarı, özellikle petrol fiyatlarındaki hareketliliğin altın üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekti.

Petrol fiyatlarında yaşanabilecek yükselişlerin küresel ekonomik dengeleri etkileyebileceğini belirten Sarı, Orta Doğu'daki gelişmelerin de yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Sarı, altın fiyatlarında yakın vadede dalgalanmaların devam edebileceğini, 2027 yılının haziran ayından sonra ise yeniden hareketlilik görülebileceğini dile getirdi.

Ons altının 4.500-4.600 dolar bandına yükselmesi durumunda gram altının yurt içi piyasada yeniden 7.200-7.300 TL seviyelerine ulaşabileceğini belirten Sarı, bu seviyelerin nakde ihtiyaç duyan yatırımcılar açısından bir fırsat oluşturabileceğini söyledi. Ancak orta ve uzun vadeli yatırım yapanların kısa vadeli fiyat hareketleri nedeniyle yatırım kararlarını değiştirmemesi gerektiğini vurgulayan Sarı, altının uzun vadeli bir yatırım aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Sarı, önümüzdeki iki, üç veya dört yıllık dönemi hedefleyen yatırımcılar açısından kısa vadeli dalgalanmaların tek başına belirleyici olmaması gerektiğini belirtti.