Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Ahmet Berat Çonkar, Birleşik Krallık ile yenilenebilir enerji, elektrik şebekeleri ve sürdürülebilir finansman alanlarında işbirliğini geliştirmeyi amaçladıklarını belirterek, İngiliz yatırımcıları Türkiye'deki enerji yatırımı fırsatlarını değerlendirmeye davet etti.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) Genel Merkezi'nde "COP31'e Doğru Enerji Dönüşümünü Hızlandırmak" temasıyla ?"Türkiye-Birleşik Krallık Temiz Enerji ve Sürdürülebilir Finans Konferansı" düzenlendi.

Çonkar, buradaki konuşmasında, Türkiye'de ekonomik büyümeyi ve sanayinin rekabet gücünü destekleyen bir enerji dönüşümü hedeflediklerini, bu süreçte kaynakların, tedarikçilerin, teknolojilerin ve nakliye güzergahlarının çeşitlendirilmesinin yanı sıra sürdürülebilir yatırımların ve uluslararası işbirliğinin önemli olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin 2035'e kadar rüzgar ve güneş enerjisinde 120 gigavat kurulu güç hedeflediğini aktaran Çonkar, yıllık yaklaşık 2 gigavat yenilenebilir enerji kapasitesini öngören Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmaları aracılığıyla yatırım fırsatlarının genişletildiğini kaydetti.

Çonkar, deniz üstü rüzgar enerjisi ihalelerinin 2027'de yapılmasının planlandığına işaret ederek, "Bu alanda proje geliştirme, mühendislik, ekipman üretimi ve finansman konularında uzmanlığa katkı sağlayabilecek uluslararası şirketlerin katılımını memnuniyetle karşılıyoruz." dedi.

Birleşik Krallık'ın deniz üstü rüzgar enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji alanında önemli bir deneyime ve gelişmiş finansal hizmetler sektörüne sahip olduğunu vurgulayan Çonkar, "İngiliz uzmanlığının Türkiye'nin yenilenebilir kaynakları, sanayi kapasitesi ve büyüyen enerji pazarıyla bir araya getirilmesi, karşılıklı fayda sağlayan fırsatlar yaratabilir." ifadesini kullandı.

Elektrik altyapısına 100 milyar dolar yatırım ve reform programı

Artan yenilenebilir enerji üretimini sisteme entegre ederken sistemin güvenilirliğinin ve esnekliğinin de korunması gerektiğini aktaran Çonkar, şunları kaydetti:

" Türkiye'nin elektrik tüketimi 2025'te yaklaşık 361 teravatsaate ulaştı ve 2035'e kadar 510 teravatsaati aşması öngörülüyor. Emisyonları azaltırken bu artan talebi karşılamak, üretim, iletim, depolama ve dijital altyapıya önemli yatırımlar yapılmasını gerektirecek. Planlarımız, gelecek on yıl boyunca yenilenebilir enerji, şebeke modernizasyonu ve enterkonneksiyon alanlarında yaklaşık 100 milyar dolarlık bir yatırım ve reform programını öngörmekte. Bu kapsamlı program çerçevesinde, 2035'e kadar iletim altyapısı için yaklaşık 30 milyar dolar ayrılması öngörülmekte."

Çonkar, Türkiye'nin Avrupa, Kafkaslar ve Orta Doğu'daki elektrik piyasalarını birbirine bağlayan bir konumda bulunduğunu ve sınır ötesi projelerin enerji güvenliğini güçlendirebileceğini belirterek, "Bu durum, şebeke teknolojileri, batarya depolama, dijitalleşme ve büyük altyapı projelerinin finansmanı alanlarında Birleşik Krallık ile işbirliği fırsatları yaratıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının tüm potansiyelinden yararlanabilmek için iletim ve depolama yatırımları, üretim yatırımları kadar önem taşıyor." diye konuştu.

Türkiye'nin 2050'ye kadar yaklaşık 20 gigavat nükleer enerji kapasitesi hedefine de değinen Çonkar, bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde mühendislik, güvenlik, beceri geliştirme ve teknoloji alanlarında uluslararası ortaklarla işbirliğinin önemli olacağını dile getirdi.

"Uzun vadeli sermayeyi yatırım fırsatlarıyla buluşturmak için işbirliği yapılabilir"

Çonkar, enerji dönüşümü için gereken yatırım miktarının tek başına kamu kaynaklarıyla karşılanamayacağına işaret ederek, özel sermayenin harekete geçirilmesinin hayati önem taşıdığının altını çizdi.

Yeşil tahvil, sürdürülebilir kredi, kamu-özel sektör ortaklıkları, karma finansman ve risk paylaşımı mekanizmalarının, yatırımların uygulanabilir projelere yönlendirilmesine katkı sağlayacağını söyleyen Çonkar, bu sermayeyi çekmek için uygun koşulların sağlanması gerektiğini vurguladı.

Çonkar, "Yatırımcılar, öngörülebilir düzenleyici çerçevelere, şeffaf ihale süreçlerine, iyi hazırlanmış projelere ve riskler ile getiriler konusunda net bir anlayışa ihtiyaç duyar. Yatırım fırsatlarını hayata geçirilebilir projelere dönüştürebilmek için hükümetlerimiz, finans kurumlarımız, proje geliştiricilerimiz ve teknoloji sağlayıcılarımız arasındaki işbirliğini güçlendirmeliyiz." değerlendirmesinde bulundu.

Geçiş sürecinin başarısı için ihtiyaç duyulan altyapı finansmanının sağlanması gerektiğini belirten Çonkar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yenilenebilir enerji santralleri, modern şebekelere, depolama tesislerine ve güvenilir enterkonneksiyonlara ihtiyaç duyar. Enerji verimliliği ve sanayide karbon salımının azaltılması da maliyetleri düşürme, rekabet gücünü artırma ve emisyonları azaltma fırsatları sunmakta. Türkiye ve Birleşik Krallık, uzun vadeli sermayeyi bu yatırım fırsatlarıyla buluşturmak için işbirliği yapabilir. İngilizlerin finansal uzmanlığı, teknolojisi ve proje geliştirme yetenekleri, Türkiye'nin giderek genişleyen enerji ve altyapı yatırım portföyünü tamamlayıcı nitelikte olabilir."

Çonkar, iki ülke arasındaki işbirliğinin yenilenebilir enerji, depolama, elektrik şebekeleri ve verimliliği, sanayinin karbonsuzlaşması, nükleer teknolojiler ile kritik madenler gibi alanlarda geliştirilebileceğini belirterek, "Birleşik Krallık'taki yatırımcıları, finans kurumlarını ve şirketleri Türkiye'deki bu fırsatları keşfetmeye davet ediyoruz. Amacımız, her iki ülkeye de somut faydalar sağlayacak şekilde finans, teknoloji ve uzmanlığı bir araya getiren ortaklıklar kurmak." diye konuştu.

Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) taahhütlerden uygulamaya geçiş için önemli bir fırsat sunacağını aktaran Çonkar, ilerlemenin yalnızca açıklanan hedeflerle değil, harekete geçirilen yatırımlar, hayata geçirilen altyapı ve kurulan ortaklıklarla da ölçülmesi gerektiğini dile getirdi.

"COP31 hedefin eyleme dönüştüğünü göstermek için fırsat sunacak"

İngiltere'nin Türkiye Ticaret Temsilcisi Daniel Zeichner de iki ülke arasındaki ticaret hacminin 28,6 milyar sterline ulaştığını, Birleşik Krallık'ın Türkiye'deki yatırımlarının 9,5 milyar sterlin seviyesinde bulunduğunu söyledi.

Zeichner, temiz enerjiye geçişin iki ülkeye ortak projeler geliştirme fırsatı sunduğunu, bu sürecin yalnızca elektrik üretimini değil, ekonomilerin yatırım, üretim ve rekabet biçimlerini de değiştirdiğini kaydetti.

İngiltere'nin ihracat finansman kurumu UKEF'in finansmanın yanı sıra İngiliz şirketlerini uluslararası iş fırsatlarıyla buluşturduğunu belirten Zeichner, "UKEF, Türkiye'deki elektrikli demiryolu ve temiz enerji projelerine 3 milyar sterlinin üzerinde destek sağladı." dedi.

Zeichner, bu deneyimin yeni projelere daha erken aşamada ve sistematik biçimde aktarılması gerektiğinin altını çizerek, kamu kurumları, yatırımcılar, müteahhitler ve ihracat kredi kuruluşlarının planlama aşamasından itibaren birlikte çalışmasının teknik ve ticari açıdan uygulanabilir projeler geliştirilmesine katkı sağlayacağını vurguladı.

İşbirliğinin iki ülkeyle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkati çeken Zeichner, "Endüstrilerimizin başka yerlerde birlikte neler başarabileceğini de göz önünde bulundurmalıyız." ifadesini kullandı.

Zeichner, İngiltere'nin proje geliştirme, mühendislik, finans, profesyonel hizmetler, teknoloji ve ihracat finansmanındaki birikimi ile Türkiye'nin güçlü inşaat ve imalat sektörleri, büyük ölçekli proje deneyimi ve bölgedeki ticari ağlarının, özellikle temiz enerji, elektrik şebekeleri, sürdürülebilir ulaşım ve dayanıklı altyapı projelerinde birbirini tamamlayabileceğini dile getirdi.

Birleşik Krallık'ın Türkiye ile sadece enerji dönüşümünü desteklemek için değil, aynı zamanda bu dönüşümün finansmanına katkıda bulunmak, gerekli altyapıyı kurmak ve geliştirilen yetkinlikleri ihraç etmek amacıyla da işbirliği yapmak istediğini anlatan Zeichner, şöyle devam etti:

"COP31 hükümetlere, işletmelere ve yatırımcılara bu hedefin nasıl eyleme dönüştürüldüğünü göstermek için önemli fırsatlar sunacak. Ancak başarımız nihayetinde konferansta yapılan açıklamaların sayısı, harekete geçirilen yatırımlar, oluşturulan tedarik zincirleri, büyüyen işletmeler, eğitilen insanlar ve finansal kapanışı tamamlanarak inşaatına başlanan toplam proje sayısı ile ölçülecektir."