İran uyruklu Reza Kardaşkani, onlarca yabancı uyruklu vatandaştan yalnızca biriydi. Türkiye'den ev alıp vatandaşlık umuduyla İstanbul'a gelen pek çok yabancı uyruklu vatandaş, aynı yöntemle dolandırıldı. Günün sonunda ne evlerini alabildiler ne de verdikleri parayı geri kazanabildiler.

Kardaşkani, bir ilan üzerinden yola çıktı. Gayrimenkulü satın almak için yönlendirildiği kişilerle iletişime geçti. Ancak kendisini satıştan sorumlu gayrimenkul danışmanı olarak tanıtan kişinin, aslında satıştan sorumlu olmadığı ortaya çıktı.

Tapu kayıtlarında da taşınmazın başka bir şirkete ait olduğu belirlendi. Aylar geçti ancak İran uyruklu Reza Kardaşkani'ye ev teslim edilmedi.

Mağdurların sayısı her geçen gün artıyor. Mağdur avukatları, iddialara konu kişilerin tutuklu yargılanmasını talep ediyor.

"Bu şirket, İstanbul'da özellikle yabancı uyruklu vatandaşların vatandaşlık elde etmek için başvurdukları bir şirket. Müvekkilin tek amacı bir taşınmaz almak ve vatandaşlık almak. Taşınmaz ilanını görüyor. Bu taşınmaz ilanının adı geçen şirkete ait olduğunu görüyor. Meral Merdane isimli bir şahıstan bahsediliyor ve bu taşınmazın satışından kendisinin sorumlu olduğu iddia ediliyor. Meral Merdane isimli şahsın hiçbir zaman o şirketin çalışanı olmadığı, esasen buradaki kazancın elde edilmeye çalışıldığı ve müvekkilden 127 bin dolar banka aracılığıyla, 3 bin dolar da elden olmak üzere başvuru ücreti alındığı biliniyor.

Müvekkilin imzaladığı satış vaadi sözleşmesinde sözde malik Rasim Yavuz. Ancak yargılama neticesinde gelen müzekkerede taşınmaz sahibinin başka biri olduğu ortaya çıkmıştır.

Meral Merdane isimli şahıs, Rasim Yavuz'un Cumhurbaşkanı'nın yakın koruma ekibinden olduğunu, İstanbul'a geç geldiği için taşınmaz devrinin sekteye uğradığını ve bu nedenle taşınmazın teslim edilemediğini söylüyor. Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla şu an 7 aile mağdur durumda. Bunların kimi Libyalı, kimi Romanyalı, kimi Suriyeli, kimi İranlı.

Bu dosyada oluşan toplam mağduriyet 185 milyon TL'nin üzerinde. Bunu bir süre boyunca düzenli ve sistematik şekilde yapmışlar. Cumhurbaşkanı'nın ismi kullanılarak nüfuz ticareti yapıldığını öngörüyoruz. Bu kişiler hâlâ dışarıdalar ve bu işi yapmaya devam ediyorlar. Bizim tek istediğimiz, bu kişilerin tutuklu yargılanması, başka mağduriyetlerin yaşanmaması ve yargılamaların daha hızlı sonuçlanması."