Bu yılın Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, beyin faaliyetlerinin ışıkla kontrol edilmesine imkan tanıyan optogenetik alanında çalışan 3 bilim insanına gitti. Ödülle birlikte 2026 Nobel ödüllerinin sahipleri de belli olmaya başladı.
ÖDÜL STOCKHOLM'DE AÇIKLANDI
Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nün bu yılki sahipleri, Karolinska Enstitüsü tarafından Stockholm'de duyuruldu. Ödül, Karl Deisseroth, Peter Hegemann ve Georg Nagel'e "ışıkla kontrol edilen iyon kanalları ve optogenetik alanındaki keşifleri" gerekçesiyle verildi.
SİNİR HÜCRELERİ IŞIKLA KONTROL EDİLEBİLİYOR
Optogenetik, araştırmacıların ışığa duyarlı proteinler kullanarak belirli sinir hücrelerini incelemesini ve bu hücrelerin faaliyetini deneysel olarak kontrol etmesini sağlayan bir yöntem. Mikroorganizmalardan elde edilen ışığa duyarlı proteinlerden yararlanan bilim insanları, sinirsel süreçleri hassas bir zamanlamayla incelemeye olanak tanıyan araçlar geliştirdi. Bu yaklaşım, sinir ağlarındaki süreçlerin daha doğru analiz edilmesine katkı sağlıyor ve özellikle sinir sistemi hastalıklarının anlaşılmasında önem taşıyor.
ALGLERDEN BEYİN ARAŞTIRMALARINA
Hegemann ve Nagel, 2002-2003 yıllarında yayımlanan çalışmalarda tek hücreli bir alg türünde kanalrodopsin adı verilen ışığa duyarlı proteinlerin işleyişini ortaya koydu. Bu proteinler, ışık aldığında açılan iyon kanalları olarak çalışıyor. Deisseroth ise bu molekülleri canlı hayvanlardaki sinir hücrelerini kontrol etmek için kullanarak optogenetik yöntemini geliştirdi.
BEYİN-BİLGİSAYAR ARAYÜZLERİNE ZEMİN HAZIRLIYOR
Optogenetik bugün ağırlıklı olarak bir araştırma aracı olarak kullanılıyor. Ancak yöntem, sinir sinyallerinin kaydedilmesi, hedefe yönelik uyarım ve beyin-bilgisayar arayüzleri gibi yeni nöroteknolojilere de temel oluşturuyor. Bu teknolojilerin hareket bozuklukları, duyu kayıpları ve iletişim sorunlarında kullanılması üzerine çalışmalar sürüyor. Ödülün, onlarca yıl süren temel araştırmaların tıpta nasıl yeni bakış açılarına dönüşebileceğini gösterdiği değerlendiriliyor. Yöntemin tedavide kullanılabilmesi için ise etkinlik, güvenlik ve etik açılarından daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç duyuluyor.
DAHA ÖNCE LASKER ÖDÜLÜ ALMIŞLARDI
Stanford Üniversitesi'nden Karl Deisseroth ve Berlin Humboldt Üniversitesi'nden Peter Hegemann, optogenetik alanındaki çalışmalarıyla 2021'de, Nobel'in habercisi sayılan Lasker Temel Tıp Araştırmaları Ödülü'ne layık görülmüştü. O dönem Lasker Ödülü'nü Max Planck Biyokimya Enstitüsü'nden Dieter Oesterhelt ile paylaşan ikiliden farklı olarak Georg Nagel, bu kez ödülü alan isimler arasında yer aldı.




