Elbette ortaya çıkan tablo sadece ABD iç siyasetini değil tüm dünyayı ciddi anlamda etkileyecek bir sonuç doğurma potansiyelini taşıyor. Bununla birlikte seçimin Türkiye üzerinde de etkileri olması bekleniyor. Zira Trump'ın bir siyasi kavram olarak “topal ördeğe” dönmesi F-35'ler, F-16'ların modernizasyonu, KAAN motorları, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması gibi ABD ile masada olan konuları akıllara getirmekte. Türkiye’nin eski Los Angeles Başkonsolosu Gülru Gezer ve Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burak Küntay, Milliyet.com.tr için değerlendirdi.

Kongre aritmetiğinin iki kanatta da değişmesi, Türkiye'nin uzun süredir gündeminde olan F-35 ortaklığı, F-16 modernizasyon süreçleri, KAAN'ın motoru ve CAATSA yaptırımlarının esnetilmesi konusundaki mevcut durumları nasıl etkiler?

Gülru Gezer: Bazı koşulların yerine getirilmesi isteniyordu S-400'lerin bir şekilde Türkiye'nin sınırlarının dışına çıkartılması gibi. Bu olduğu takdirde de 2021 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa Tasarısı'nın (NDAA) da değiştirilmesi lazım. Bugüne kadar aslında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı bir yazı yazarak, Türkiye, S-400'leri kendi topraklarından çıkarttıktan sonra Kongre'ye, “Türkiye koşulları yerine getirdi” diyerek NDAA'i değiştirebilirlerdi. Yani bugüne kadar Trump'ın güçlü olduğu bu dönem zarfında maalesef bu olamadı. Bundan sonra tabii Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato'da ağırlıklı konumda olması işleri zorlaştırabilir. İmkânsız demem ama daha zor olacağı kesin.

Prof. Dr. Burak Küntay: Türkiye ayağında hep şu soruldu. “Cumhuriyetçiler bize yakın, Demokratlar uzak. Cumhuriyetçiler gider de Demokratlar gelirse Türkiye'ye karşı müspet hava kesilir mi?” CAATSA konusunda, F-35'lerde, F-16'larda 'Bugün, yarın' denmesine rağmen bir değişiklik olmadı. Demek ki yarın Trump yerine bir Demokrat gelse daha büyük bir yakınlaşma olabilir, başka bir Cumhuriyetçi gelse belki negatif bir durum oluşabilir. Yani kısacası bu sonuçların Türk-Amerikan ilişkilerini kökten etkileyeceğini düşünmüyorum ve böyle bir şeyi katî surette varsaymıyorum. İlişkiler ve atılacak adımlar o günkü dinamiklerle alakalıdır, o günkü dengelerle alakalıdır.

Türkiye-ABD ilişkilerinde liderler arasındaki kişisel diyaloglar bir önem arz ediyor peki Kongre'de ortaya çıkan bu tabloda Ankara'nın nasıl adımlar atması gerekiyor?

Gülru Gezer: ABD ile ilişkilerde bu işin üç ayağı var: Birincisi Beyaz Saray, ikincisi Pentagon, üçüncüsü de Kongre. Mesela Milli Savunma Bakanlığımız bu bağlamda bir lobi şirketiyle çalışmaya başladı fakat Kongre burada çok önemli. Trump'ın idare ettiği bir Kongre'nin olmayacağı gözüküyor. Dolayısıyla Kongre nezdinde TBMM'den Kongre'ye parlamenter diplomasi yoluyla olabilir, Türkiye-Amerika Dostluk Grubu'nun canlandırılması gibi hareketler olabilir ya da lobi şirketleri üzerinden olabilir. Yani Amerika'daki dinamikleri Amerika'nın kurallarına göre oynamak gerekiyor. O yüzden Kongre'yi burada göz ardı edemeyiz. Ben de yıllardır televizyonlarda Kongre'nin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyorum ve Kongre'ye yönelik bundan sonra artan oranda, çok daha yoğun, futbol tabiriyle tam saha pres yapmamız lazım.

Prof. Dr. Burak Küntay: Türkiye'nin ilişkiler açısından parlak dönemlerinden biri Demokrat Bill Clinton döneminde yaşandı. Yine parlak dönemlerden biri Baba Bush döneminde yaşandı o da Cumhuriyetçi'ydi. Türkiye'nin ilişkiler açısından en iyi ve en kötü dönemleri de Trump dönemlerinde yaşandı. Diplomaside liderler arası ilişkiler tabii ki çok önemlidir, ekstra bir kanal anlamına gelir. Ama her şeyi de onun üzerinden okumak doğru değil. "Demokratlar geldi, artık Türkiye ile ilişkiler kötü olacak” gibi okumamak lazım. Tamamen o günkü konjonktür, o günün ivmesi, “Türkiye nerede, ABD nerede, menfaatler nerede buluşuyor, nerede çakışıyor?” meseleleri önemli.

'İKİ YIL SONRASI İÇİN ŞİMDİDEN ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK GEREK'

ABD Kongresi'ndeki olası sandalye değişimi, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) yanlısı lobilerinin Kongre üzerindeki baskısı düşünülünce Doğu Akdeniz’i nasıl etkileyecektir? Aynı zamanda soruyu Türkiye'nin bölgesel bir enerji merkezi olma vizyonu çerçevesinden de ele alabilir misiniz?

Gülru Gezer: Kesinlikle kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi çok önemli. Çünkü Trump 2 yıl sonra yok. Yani sadece Doğu Akdeniz değil; Suriye, Amerika'nın Suriye politikası, Orta Doğu politikası... Bunların hepsi nasıl şekillenecek? Amerika bir daha fabrika ayarlarına döner mi? Bunların Türkiye açısından yansımaları ne olur? Dolayısıyla bir yandan liderler düzeyinde o iyi ilişkiler sürerken süratle kurumsal ilişkilerin güçlendirilmesi lazım. Muhakkak devletimiz gereğini yapıyordur ama 2 yıl sonra başka bir tabloyla karşılaşabiliriz. Çünkü Rum-Yunan lobisi, İsrail lobisi... Ermeni lobisi biraz yeni gelişmeler çerçevesinde etkisiz kaldı ama yine bu üç lobi için çalışan Ermeni lobisi de; Türkiye karşıtlığından vazgeçemez. Dolayısıyla bu lobiler uyumuyor, çalışmaya devam ediyor. O yüzden bizim de bu süreçte artan oranda çalışmamız lazım. Yani ilişkilerin Biden dönemine dönüşmemesi için yoğun bir mesai harcamamız gerekiyor.

Yani şunu vurgulayalım: Önümüzdeki 2 yıllık süreçte Trump başkan olmaya devam ettiği müddetçe ben genel itibarıyla dış politikada çok ciddi değişiklikler öngörmüyorum. Çünkü Trump hala başkan. Ama bizim bugünden yarın için değil, 2 yıl sonrası için çalışmamız lazım. Vurgulamak istediğim nokta bu. Önümüzdeki bu 2 yılda ben Türkiye'nin hilafına, Türkiye'nin çıkarı aleyhine birtakım kararlar alınmasına Trump'ın müsaade edeceğini düşünmüyorum. Neden? Çünkü Türkiye'yi bölgesinde ve ötesinde önemli bir aktör olarak görüyor. Yani Orta Doğu deyince Türkiye, Ukrayna deyince Türkiye, Türk Devletleri, Türkistan deyince Türkiye, Kafkaslar deyince Türkiye vesaire vesaire... Türkiye'nin rolünün farkında ama bir yandan da bir iş insanı.

Şimdi baktığımız vakit, bundan bir iki ay evvel Amerikan Enerji Bakanı'nın ev sahipliğinde GKRK, Yunanistan ve onların enerji bakanları Texas'ta buluştular ve iş birliğinin geliştirilmesi konusunda da bir mutabakata vardılar. Yani bir yandan Rum-Yunan lobisi, İsrail, bunlar Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi çevrelemek için durmuyor. Ama Türkiye'ye karşı bir hamle noktasında hâlâ önümüzde 2 yıllık bir sürecimiz var. Bu süreci iyi değerlendirmemiz lazım.

Türkiye ile de çok proje üstlenebilir Amerika. Ki enerji iş birliği konusunda önemli adımlar da attık Amerikalı şirketlerle. Geçtiğimiz aylarda bunların mutabakat muhtıraları imzalandı. Yani bu süreç bir anda böyle Biden dönemine dönüşmeyecek zira Trump hâlâ başkan. Ve yönetim içerisinde de Türkiye'nin bölgesinde önemli olduğunu bilen, her açıdan anlayan bir ekip var. Ama bir yandan onlarla iş birliğimizi sürdürürken bir yandan diğer alanlarda da —genel bakacak olursak— Beyaz Saray, Kongre, Dışişleri ve Pentagon dörtlüsüyle çok iyi ilişkiler yürütmemiz gerekiyor.

Prof. Dr. Burak Küntay: Türkiye savunma sanayiinde çok iyi işler yapıyor. Ülkemizin içinde başka bir ülkenin ordusu veya silahını tutmak zorunda değiliz. Bu çok önemli bir lüks. Çok önemli bir bağımsızlık göstergesidir Türkiye için. Açık söylemek gerekirse bağımsızlık açısından Yunanistan için hoş bir durum değil. İç siyasette devamlı bir Türkiye tehdidi ki Türkiye'nin umurunda bile değil... Yani biz bambaşka şeyler konuşuyoruz ama Yunanistan'da açın televizyonu, her akşam 'Türkiye nereden saldıracak?' konuşması olur. Bu Yunanistan için kötü bir ekosistem yarattı ve ülkenin içini başka ülkelerin savunma sanayiyle İsrail'in, oranın, buranın silahlarıyla doldurdular. Şunu demek istiyorum; aslında bizim için bir değişiklik yok. Biz aynı vizyonumuzla, aynı misyonumuzla devam ediyoruz. Buradaki değişiklik diğer ülkelerin daha çok düşünmesi gereken bir nokta. Artık Türkiye'nin bölgesindeki gücü, seçimlerin, sonuçların vs. üstünde bir gerçeklik.

Ortaya çıkan tablo Trump'ı kalan başkanlık sürecinde iç siyasete dönmek zorunda bırakır mı?

Gülru Gezer: Yani Trump için işler kolay olmayacak. Mesela ben merak ediyorum, bu bütçe dönemi nasıl geçecek? Geçen sene biliyorsunuz tarihin en uzun kapanması yaşandı. Bir önceki en uzun kapanma yine Trump'ın dönemindeydi. Yani şimdi burada Demokratlar ciddi mukavemet göstermeye başlayacaklar. Yine baktığımda başka bir soru— Pete Hegseth ya da Bob Kennedy'nin azil süreçleri başlayacak mı? Çünkü bunu yapabilecek durumda artık Demokratlar Kongre'de.

Şimdi bunların hiçbiri tabii Trump açısından kolay olmayacak. Onun dışında birtakım atamalar Senato'da... Büyükelçilerden tutun da Yüksek Mahkeme üyelerine kadar Senato'dan geçirebilecek mi bakalım, bu atamaları yapabilecek mi Trump? Yani mesaisinin büyük bir kısmını biraz daha içeriye yönelik harcaması gerekecek. Çünkü Kongre zorlayacak onu.

Prof. Dr. Burak Küntay: Reaksiyon hep dediğiniz gibi olur. Amerika için değil, dünyanın her yerinde bu böyledir. İçeride işler karışırsa önce içeriye bakarsın. Fakat onu nasıl kullanacağını kestirmek zor. Yani şiddetlenerek mi? Benim kanaatim daha yumuşayarak. Ama bunu bilmek gerçekten şu an çok zor. Ama şunu sanmayın, hani iç politikada artık bir bölünmüşlük var, bundan sonra iç politikaya yönelecek. İç politikaya yönelmesi demek dış politikanın temellerini içeride kullanmak anlamına geliyor, oy toplamak ya da partisine avantaj sağlamak için. Ama asıl sorumuz bunu hangi yöne doğru yapacağı asıl sorumuz.