Eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arif Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 2 Ekim 2026 tarihinde, Denizolgun’un özel doktoru Nurettin Demirkol hakkında yalan tanıklık, Adli Tıp Kurumu görevlileri İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında belgede sahtecilik, A.G.D.K. ve H.T.K. hakkında ise suç delillerini yok etme suçlarından ayrı ayrı kamu davaları açıldı. Soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü belirtildi.

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında daha önce tanık olarak dinlenen doktor Nurettin Demirkol, beyanları ile 155 ihbar kaydı, HTS verileri ve diğer tanık anlatımları arasında çelişkiler tespit edilmesi üzerine "yalan tanıklık" suçundan şüpheli sıfatıyla yeniden ifade vermişti. Tutuklama talebiyle sevk edildiği Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinde sorgulanan Demirkol, "10 yıl önceki olayları net hatırlayamıyorum" savunması yaptı. Mahkeme ise HTS kayıtları, diğer tanıkların beyanları ve kolluk tutanaklarını dikkate alarak Demirkol’un tutuklanmasına karar vermişti.

Dosyadaki en önemli çelişki, Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yapılan 155 ihbarı üzerinden ortaya çıkmıştı. Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ilk ifadesinde, sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun’un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söylemişti. Ancak Riva Polis Merkezi Amirliğinin hazırladığı 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında, ihbarın Demirkol’un kullandığı telefon üzerinden yapıldığı, arayan kişinin kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği belirlenmişti.

Savcılık bu çelişkiyi Demirkol’a doğrudan sormuştu. Demirkol ise "Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir" savunmasını yapmıştı. Savcılık, Demirkol’a olay günü polislerle birkaç kez görüştüğünü hatırlamasına rağmen, ilk ihbarı kendisinin yapıp yapmadığını neden hatırlamadığını da sormuştu. Demirkol, yakın zamanda baktığı hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını ileri sürerek, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğine dikkat çekti. Şüpheli ayrıca olay yerinde telefonunu "ortada bıraktığını", çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de telefonundan ihbar yapmış olabileceğini savunmuştu.

Soruşturmada dikkat çeken bir diğer başlık da Demirkol’un Denizolgun’la doktor-hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri olmuştu. Demirkol daha önce "özel doktoru değildim" demişti. Ancak olay yerine giden polis ve olay yeri inceleme görevlilerinin anlatımlarında, olay yerinde kendisini "aile doktoru" olarak tanıtan bir kişinin bulunduğuna ilişkin kayıtların yer aldığı belirtilmişti. Bu durum sorulduğunda Demirkol "Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum" şeklinde savunma yapmıştı.

Başsavcılık, Demirkol’un ilk ifadesindeki konum bilgileriyle HTS kayıtlarının da örtüşmediğini değerlendirmişti. Hâkimlik, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğunu, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını değerlendirerek Nurettin Demirkol’un "yalan tanıklık" suçundan tutuklanmasına karar vermişti.