Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Diyarbakır'a gelen Yalçın, Dicle Üniversitesinin (DÜ) 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Töreni'ne katıldı.
Program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.
Üniversitenin tanıtımının yer aldığı video gösterisinin yapıldığı törende, müzik dinletisi sunuldu, dans ve halk oyunları gösterisi yapıldı.
Akademik yılın "Yeni Dünya Düzeni ve Terörsüz Türkiye" konulu ilk dersini veren Yalçın, dünyada hakim güçlerin el değiştirdiği, yeni aktörlerin ortaya çıktığı gibi çeşitli senaryoların konuşulduğunu, bunun dünya tarihinde örneklerinin bulunduğunu söyledi.
"Mesela 16. yüzyılın Portekiz, 17. yüzyılın İspanyol, 18. yüzyılın Hollanda, 19. yüzyılın İngiliz, 20. yüzyılın bir Amerikan yüzyılı olduğu söyleniyor. 21. yüzyılın da Çin yüzyılı olabileceği gibi değerlendirmelerle karşı karşıya kalıyoruz.
Güçlünün isminin değişeceği, güçlülerin isminin değişebileceği bir büyük dönüşüm hikayesi anlatılıyor. Ama bana sorarsanız sadece güçlü isminin değiştiği bir değişimden bahsediyoruz. Eğer öyle bir değişimden bahsediyor olsaydık belki küçük bir dönüşümden bahsediyor olurduk" ifadelerini kullanan Yalçın, çok daha kapsamlı, çok daha büyük ve aslında insanın bu gezegen üzerindeki anlamını bile yerinden sarsabilecek büyük bir değişim ve dönüşüm dönemine girdiklerini belirtti.
"Sadece gücün a devletinden b devletine aktarıldığı bir değişimler değil ta gücün kaynağının ne olduğunun tartışılacağı, gücün kaynağının değiştiği bir dönemde geçiyoruz diyebilirim. Neyi kastediyorum? Ekonomi tarihçileri başka askeri tarihçiler başka bir tarif yapabilirler. Ama en nihayetinde dünya tarihinin çeşitli büyük kırılmalarından bahsedilir. Biri tarım devrimidir, değil mi? Yaklaşık 10 bin yıl, 8 bin yıl kadar süren tarım döneminden sonra bir sermaye çağının başladığı ve sermaye çağının arkasından 16. yüzyıldan itibaren endüstri devrimi ile birlikte sermaye çağının zirve yaptığı ve içinde yaşadığımız dünyanın da buna uygun şekillendiğini söylüyoruz."
Dünya tarihinde gücün kaynağının bir kez daha değiştiğini ve dönüştüğünü, yeni bir güç kaynağının çıktığını anlatan Yalçın, kimilerinin bunu yapay zekayla kimilerinin bilgisayar teknolojisiyle kimilerinin veri teknolojileriyle tarif ettiğini belirtti.
Bir dijital dünya dönemine girdiklerini ifade eden Yalçın, şöyle konuştu:
"Aslında dünyada şu an olup bitenlere baktığımızda dünya siyasetinde yaşanan bütün gerilimlerin altında bu dijitalleşmenin doğuracağı yeni dünyanın sancılarının olduğunu görürüz. Mesela bundan 100 yıl önce dünyanın en zenginleri listesini yapsaydınız, bu listenin içerisine büyük sanayi imparatorlukları girerdi. Bugün dünyanın ilk 100 zengini listesine baktığınızda ne görürsünüz? Hepsi dijital firmalar. Bunların birçoğu elinde bir sermayeyle üretim yapan insanlar tarafından üretilmiş şirketler değil, bunlar oturup bir şey keşfetmiş, sahip olduğu bilgi ve beceriyle aldığı eğitimle yeni bir yazılım ortaya koymuş, yeni bir icat ortaya koymuş insanlardan müteşekkil."
Dünya tarihinde tarım ve sanayi devriminde yaşananlara benzer büyük bir dijital dönüşüm yaşandığına dikkati çeken Yalçın, sadece güç sahiplerinin isimlerinin değişmediğini, bir ülkenin, bir kişinin, bir grubun ne kadar güçlü olduğunu belirleyen kaynakların dönüştüğünü anlattı.
Güç dönüşümlerinin yaşandığı dönemlerin büyük fırsat dönemleri olduğunu ifade eden Yalçın, bu fırsatları değerlendirebilmek için iyi bir altyapının olması gerektiğini dile getirdi.
"Silah ve şiddeti durdurabildiğimiz müddetçe başaramayacağımız aslında hiçbir şey yok"
Yalçın, Türkiye'ye komşu ülkelerde yaşanan gelişmelere değinerek, "Türkiye'nin kuzeyinde de güneyinde de savaş var. Türkiye'nin çevresi ateş çemberi. Şükürler olsun ki bütün bu karmaşanın içerisinde ayakta kalabilen, ayakta kaldığı da yetmez daha da gücüne güç ekleyebilen ülkelerden birisi haline geldik. Şimdi bu potansiyeli aktive etmenin zamanı. Bu anlamda önümüzde her ne sorun varsa çözmek mecburiyetindeyiz." dedi.
Artık 19. yüzyılın 20. yüzyılın eski sorunlarıyla, eski söylemleriyle devam edilemeyeceğini ifade eden Yalçın, yepyeni bir siyaset, yepyeni bir toplumsal bütünleşme, yepyeni bir gelecek inşası ve vizyonuna ihtiyaç olduğunu belirtti.
Yalçın, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Türkiye Yüzyılı' ifadesi, dünya dönüşürken Türkiye'yi dünyanın en büyük aktörlerinden biri haline getirmenin arayışıdır. Bizim en büyük ihtiyaç duyduğumuz şey, milli birlik, toplumsal birlik ve kardeşlik meselesidir. Terörsüz Türkiye dediğimiz şey de buna dayanır. Silah ve şiddeti durdurabildiğimiz müddetçe başaramayacağımız aslında hiçbir şey yok." ifadelerini kullandı.
Diyarbakır'a daha önce de akademisyen olarak çeşitli araştırmalar için geldiğini anlatan Yalçın, son yıllarda gerçekleştirdiği her ziyarette ise Diyarbakır'ı Türkiye'nin en gelişmiş, en gelişmekte olan şehirlerinden biri olarak gördüğünü söyledi.
Barış ve huzur olduğunda bunun en fazla Diyarbakır'a katkısı olduğunu dile getiren Yalçın, hem bölgenin hem Türkiye'nin yeniden inşası için gelecek süreci tarihi bir fırsat olarak değerlendirdiklerini, bu fırsatı yakalamanın peşinde olduklarını belirtti.
"Çok daha büyük bir geleceği inşa etmeliyiz"
"Cumhurbaşkanı'mızın uzun yıllar bu konuya yaklaşımı, Cumhur İttifakı ortaklarımızın konuya dair söylemleri öyle bir noktaya geldik ki şimdi Türkiye'de gerçekten büyük bir fırsat yakaladık. Çok partili siyasi hayatımızda olmayan bir şey oluyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi 467 oyla bu sürece sahip çıktı. Sadece bir Cumhur İttifakı projesi olmanın dışında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bir inisiyatifi haline gelmiştir. İşte tarihi fırsat dediğimiz tam olarak bu. Bu tarihi fırsatla beraber eğer şiddet sorununu çözebilirsek, eğer geleceğimizi huzurlu, daha demokratik ve daha insan hakları temelinde inşa edebilirsek, eğer toplumsal birliktelik ve kardeşliğimizi daha iyi inşa edebilirsek, işte o zaman geleceğe damgamızı vurma şansımız var ama bugün şiddeti, şiddet sarmalını devam ettirecek olursa ne dijitalleşmeyi yakalayabiliriz ne büyüyebiliriz ne gerçek anlamda barışı, huzuru, refahı üretebiliriz, bunların hiçbiri olmaz. Ülkesinin bir parçasında insanların beklentilerinin gerçekleşmediği dolayısıyla şiddetin ortaya çıktığı, tarafların birbirlerine karşı mutsuzluk hissettiği bir Türkiye mi bırakmak istiyoruz çocuklarımıza yoksa dünyanın en büyük ülkelerinden birini mi bırakmak istiyoruz? Bundan sonra neyi bekliyoruz, silahların tamamen gömülmesini. Silahlar gömüldükten sonra insanların konuşmasını engelleyebilecek hiçbir sorun yoktur. Her türlü talep, düşünce ve fikir hukuk zemininde dile getirilir, siyaset zemininde sonuna kadar dile getirilebilir. Aradığımız gelecek bu mu değil mi? Tüm Türkiye'de iyi niyetli bütün insanların geleceğimizi inşa etmek, çocuğuna iyi bir gelecek bırakmak için böyle bir kardeşlik arayışının içerisinde olduğunu düşünüyorum. O yüzden belli bir sorumluluk bilincinde üniversitelerimize de özel bir görev düşüyor bu çerçevede. Özellikle gençlerimizin bu anlamda nasıl bir Türkiye'nin inşa edileceğine dair çok büyük bir katkısı olacağını düşünüyorum. İnşallah bu geleceği inşa edeceğiz. Görüyorum ki Türkiye artık eski Türkiye değil ama Türkiye burada da kalmamalı. Biz çok daha büyük bir geleceği inşa etmeliyiz."
"Tarihi adım şehrimizde de büyük bir memnuniyet yaratmış"
Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu da üniversitenin yeni akademik yılının hayırlı olmasını dileyerek, kentin asırlar boyunca bilime, düşünceye ve sanata önemli katkılar yapan çok önemli şahsiyetler yetiştirdiğini söyledi.
Dünyanın adeta yeniden şekillendiği, sosyal, siyasal, ekonomik ve güvenlik alanlarında büyük değişimlerin yaşandığı bir zaman diliminde olduklarını anlatan Zorluoğlu, şöyle konuştu:
"Tek kutupluluktan çoklu merkezlerin inşasına doğru bir dönüşümün Türkiye olarak hem sancılarını yaşıyor hem de riskleriyle mücadele ediyoruz. Ama bir taraftan da bu sürecin fırsatlarını da en iyi şekilde değerlendirmeye gayret ediyoruz. Küresel ölçekte bu değişim ve dönüşümün işaretleri belirginleşmişken, ülkemizde de nihai hedefi milli dayanışmayı, kardeşliği ve demokrasiyi güçlendirmek olan Terörsüz Türkiye süreci Sayın Cumhurbaşkanı'mızın güçlü liderliğinde uygulamaya konmuştur. Bölgemiz ve ülkemizin huzur ve güvenliğini kalıcı olarak temin edilmesine imkan sağlayacak bu tarihi adım şehrimizde de büyük bir memnuniyet yaratmış, tüm toplumsal kesimler tarafından kabul görmüş ve bilhassa gençlerimizin geleceğe dair umutlarını büyütmüştür."
DÜ Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat ise üniversitenin akademik yapısı, bilimsel çalışmaları, toplumsal sorumluluğu ve geleceğe yönelik hedefleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Üniversitenin 18 fakültesi, 4 enstitüsü, 11 meslek yüksekokulu, devlet konservatuvarı ve 38 uygulama araştırma merkeziyle ülkenin köklü bilim yuvalarından biri olduğunu belirten Eronat, "38 bin 251 öğrencisi, 2 bin 164 akademisyeni ve toplam 6 bin 795 personeliyle büyük bir aile olan üniversitemiz 20 bin dönümlük yeşil kampüsü, modern altyapısı ve sosyal imkanlarıyla bölgenin ve ülkemizin en önemli eğitim ve sağlık bilim merkezidir." dedi.
Dünya düzeni ve Terörsüz Türkiye temasının ülkenin geleceği ve üniversitelerin sorumlulukları bakımından önem taşıdığını belirten Eronat, "Terörsüz Türkiye" hedefinin insanların kendilerini güvende hissettiği, gençlerin geleceğe umutla baktığı, farklılıkların karşılıklı saygı içerisinde yaşatıldığı ve sorunların şiddet yerine hukuk, adalet ve demokratik yollarla çözülebildiği bir toplumsal geleceğe ilişkin önemli bir beklentiyi temsil ettiğini söyledi.
Konuşmaların ardından Eronat, Yalçın'a Türk bayrağı işlemeli plaket takdiminde bulundu.
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın daha sonra DÜ Kongre Merkezi'nde AK Parti İl Gençlik Kollarınca hazırlanan "Gazze'de Genç Olmak Fotoğraf Sergisi"nin açılışını gerçekleştirdi.
Gençlere Gazze'ye gösterdikleri duyarlılık için teşekkür eden Yalçın, "Gazze 21. yüzyılın en büyük soykırımı haline geldi. Katil terörist İsrail çoluk çocuk, genç yaşlı, hastane okul demeden bütün Gazze'yi bombaladı. 75 binin üzerinde şehidimiz var Gazze'de. Binlerce insan İsrail'in katliamından kötü bir şekilde etkilendi. Bütün ablukalar bu insanların hayatını her dönem zorlaştırıyor. Bu nedenle hem uluslararası zeminde İsrail'e karşı verdiğimiz mücadeleyi sürdürürken hem de toplumsal duyarlılığı bu konuda sağlam tutmaya özel önem gösteriyoruz. ÜNİAK'ın (Üniversiteli AK Gençlik) Dicle Üniversitesi'nde gerçekleştirdiği bu program son derece anlamlı." dedi.
Sergideki fotoğrafların Gazze'de nasıl bir soykırım, nasıl bir insanlık suçunun işlendiğini bir kez daha gösterdiğini dile getiren Yalçın, gençlere Gazze'ye kalpleriyle verdikleri destek için teşekkür ettiklerini belirtti.
Yalçın, serginin hayırlı olmasını dileyerek, "Bu serginin Gazzeli kardeşlerimizin bir an önce özgürlüklerine kavuşması yolunda yola döşenmiş bir tuğla olmasını ümit ediyorum." ifadesini kullandı.
Törene ve serginin açılışına, eski AK Parti Milletvekili Oya Eronat, AK Parti İl Başkanı Hamit Sümer, Diyarbakır Baro Başkanı Sertaç Buluttekin, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Siraç Özerdem, Prof. Dr. Velat Şen ve Prof. Dr. Vahap Özpolat ile Genel Sekreter Prof. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan, kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.


