AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ev sahipliğinde düzenlenen "Bağımsızlıklarının 35. Yılında Türk Devletleri ve TİKA" programına katıldı.
Burada konuşan Zorlu, programdaki katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını iletti.
Türk devletlerinin 1991'de bağımsızlıklarına kavuşmasıyla yeni bir ufuk penceresinin açıldığını belirten Zorlu, bu gelişmenin dünya için de çok önemli olduğunu söyledi.
O dönemde birçok eser ve yayında "yeni bir dünya düzeninin işaretleri geliyor, Türkiye ve kardeşlerinin bir araya gelme ihtimaliyle yeni bir dünya düzeni mi kurulacak" sorularının sorulduğunu hatırlatan Zorlu, "Bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye Cumhuriyeti o dönem aldığı önemli bir stratejik kararla, bu devletlerin bağımsızlıklarını tanıyan ilk devlet olarak tarihe geçmiştir." ifadesini kullandı.
Aynı dönemde eş zamanlı olarak TİKA'nın hayata geçirildiğini anımsatan Zorlu, TİKA'nın Sakalardan Göktürkler'e, Hunlardan Karahanlılara, Selçuklu'dan Osmanlı'ya ve Cumhuriyet'e uzanan Türk tarihinin ve yönetim geleneğinin uzantısı, yeni bir ufuk alanı olduğunu dile getirdi.
"Türkiye insani yardımda dünyada ilk sırada"
Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkınma yardımları konusunda dünyada öncü bir ülke haline geldiğini vurgulayan Zorlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye Cumhuriyeti insani yardımda dünyada ilk sıradadır. Bu, bizim insanlığa, kardeşliğe, bölgemizde barış ve huzuru tesis etmeye yönelik bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sürdürülen duruşumuzun da bir tezahürüdür. Kimi ülkeler gittikleri coğrafyaları cetvelle parçalamış, bölmüş, böyle yönetmeye çalışmış. Biz ise atalarımızın, ecdadımızın mirasının bir gereği olarak oraya pergelle gidip gönül köprüleri çizmişiz. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti için TİKA sadece bir yardım kuruluşu değil, aynı zamanda kardeşlik ve insanlık duruşudur."
Zorlu, 2006-2007 yıllarında TİKA'da görev yaptığı dönemde Afganistan'da 20'den fazla vilayeti dolaşarak, ülkenin yeniden imarına ilişkin saha çalışmaları yürüttüklerini anlattı.
O yıllarda kırsal bölgelerdeki eğitim imkanlarının yetersizliğine dikkati çeken Zorlu, Türkiye'nin bu dönemde su kuyularından dersliklere, hastanelerden okullara çok sayıda projeyi hayata geçirdiğini hatırlattı.
"Dünyada geçiş hatlarının merkezi konumundayız"
Türkiye'nin bölgesinde inşa etmeye çalıştığı barış, huzur ve refah esaslı ilerleyişinin en önemli vizyon eserinin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) olduğunun altını çizen Zorlu, şu bilgileri paylaştı:
"Türk devletlerinin 2021'de 1,4 trilyon dolar olan toplam Gayri Safi Yurt İçi Hasılası, 2025 itibarıyla 2,5 trilyon dolara ulaşmıştır. Bununla birlikte Türk dünyasının küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıladan aldığı pay yüzde 1,4'ten 2,1'e yükselmiştir. Dünyanın ilk 10 ekonomisine girmek üzereyiz. Yine küresel ticarette de aynı şekilde bir konumlanma söz konusu. Bizler 5 milyon kilometrekare yüzölçümümüz, yaklaşık 200 milyonluk nüfusumuz ve bu ekonomik kapasitemizle dünyada koridorların, enerji ve ulaştırma başta olmak üzere geçiş hatlarının merkezi konumundayız."
Türk devletleri arasında kapsamlı işbirliklerinin yürütüldüğüne ve önemli çalışmaların hayata geçirildiğine işaret eden Zorlu, "Şimdi önümüzde çok önemli bir süreç var. Tüm kardeşlerimizle bölgemizde, her birimiz bulunduğumuz coğrafyada, erkin, egemen bir devlet olarak, birbirimizin bütün egemenlik haklarına saygı çerçevesinde işbirliğiyle, el birliğiyle avantajlarımızı birbirimiz için değerlendirerek, sadece bizler için değil, dünya huzuru ve barışı için yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız." dedi.
"Yolumuz açık, birliğimiz daim olsun"
Bu adımlardan birinin de bu ay sonu 29-30 Ekim'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirilecek zirve olduğunu dile getiren Zorlu, burada önemli kararların alınacağını dile getirdi.
Kürşad Zorlu, Türkiye Yüzyılı hedefinin ayrılmaz bir parçasının Türk Dünyası Yüzyılı hedefi olduğunu ifade etti.
Zorlu, kendilerine bu yolda alan açan, Türk dünyası ile ilgili çalışmalarda her daim yanlarında duran Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkürlerini sunarak, şunları kaydetti:
"Yolumuz açık, birliğimiz daim olsun. Özellikle böylesine büyük bir kapasitenin hayata geçirilmek üzere olunan bir dönemde çok daha dikkatli olacağız. Bizi birbirimize düşürmeye çalışan gayretler olabilir ama biz dikkatli olduğumuzda, güven iklimi içerisinde bunu sürdürmeye gayret ettiğimizde önümüzde hiçbir engel de olamayacaktır."
"Ne yaparsanız yapın bu büyük ırmağı ayıramazsınız"
MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal ise konuşmasında, 1990'lı yıllarda dünya düzeninin daha öngörülebilir olduğunu, 2000'li yıllardan sonra bu düzenin bozulduğunu, farklı bölgelerdeki güçlerin kendi etki alanlarında daha etkin hale geldiğini anımsattı.
Doğu Avrupa, Rusya, Çin, Hindistan, Güney Amerika, Afrika ile Orta Doğu'nun istikrarsızlıkların ve büyük güç rekabetinin öne çıktığı bölgeler haline geldiğini belirten Topsakal, bu gelişmeler karşısında bölgesel güvenlik anlayışlarının önem kazandığına işaret etti.
Bölgesel aktörlerin birbirleriyle iyi ilişkiler kurması, birbirlerini anlaması ve esnek bir siyaset geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Topsakal, bu süreçte siyasetçilerin, akademisyenlerin, TİKA ve Türk devletlerinin büyükelçilerinin önemli sorumluluklar üstlendiğini aktardı.
Topsakal, dünyadaki gelişmelerin Türk devletleri arasında rekabeti de beraberinde getirebileceğini, bu noktada akademisyenlerin ve uzmanların doğru bir anlayışın gelişmesine katkı sunmasının önem taşıdığını ifade etti.
Türk dünyasının tarihsel ve kültürel bütünlüğünün altını çizen Topsakal, şöyle konuştu:
"Bunun merkezi Azerbaycan'dır. Tam da buna biz boğaz diyoruz. Geçiş noktası Aral, Hazar ve Karadeniz'in o bölgesi Azerbaycan'dır. Kalbi Türkistan'dır. Yani o bilgi, o insan kaynağı, o irfanı, o değeri Türkistan'ın o zenginliğinden çıkar. Yani Kırgızistan'dan, Özbekistan'dan, Kazakistan'dan çıkar. Uygulama merkezi ise Türkiye ve Türkiye'nin çevresindeki Türk boylarıdır. Bunları birbirinizden, birbirinden koparamazsınız. Ne yaparsanız yapın bu büyük ırmağı ayıramazsınız."
"Birlikteliğimizi kıskananlara fırsat verilmemeli"
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam ise Türk dünyasının, tarihiyle, binlerce yıllık birikimiyle medeniyet yürüyüşünün köklü bir şekilde devam ettiğini vurguladı.
Türkiye'nin, 2002'de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti'nin hükümete gelmesiyle 2026'ya uzanan muazzam bir atılım ve gelişim dönemi geçirdiğini belirten Çam, en büyük gelişmeler arasında ise TDT'nin 2021'de bugünkü adını alması, 2040 Strateji Vizyonu'nun planlanması ve ortak alfabe çalışmalarının yer aldığını söyledi.
TDT üyelerinin ekonomik, siyasi ve diplomatik güç olarak büyük bir gelişim içinde olduğuna işaret eden Çam, mevcut birikim ve kapasitenin yeni nesillere aktarılmasının tarihi bir sorumluluk olduğuna dikkati çekti.
Türk dünyasının topyekun bir şekilde her alanda birbirine entegre ve destek olması gerektiğini dile getiren Çam, şöyle devam etti:
"Türkiye'ye en büyük dış sermaye girişini Azerbaycan'dan gerçekleştirdik. 10 milyar dolarlık yatırımla Petrokimya Tesisi'ni kurduk. Enerji ihtiyaçlarımızın pek çok noktasını karşıladı ama bundan öte kalplerimizdeki muhabbetin, sevginin daim olması lazım. Bizim birlikteliğimizi, beraberliğimizi kıskananlara hiçbir şekilde fırsat vermememiz lazım. Bunca emeğin, binlerce sayfa yazıların yazıldığı, toplantıların yapıldığı, ilmek ilmek örülen o kanalların, bir anda basit bir klavye şövalyeliği yaparak, basit birtakım hamleler yaparak, sığ bakışlarla bakarak, kirleterek, kepçe kepçe dağıtma hakkına hiç kimse sahip değil. Ne hakkına sahip, ne de haddine sahip."






