İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dün akşam 21.00'da yetkili kurumlara dağıtılan yazı ile 30 isim hakkında 'mal varlıklarına tedbir getirilmesi' talep edildi.
Paylaşılan listede hakkında kısıtlama kararı alınması talep edilen isimlerden en dikkat çekeni ise AKP'de Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı oldu. Akşam saatlerinde alınan kararın ardından jet hızıyla savcılığa ifade veren Yazıcı ve 4 kişi hakkındaki 'kısıtlama talebi', savcılık tarafından saat 01.00 sıralarında gönderilen ikinci bir yazı ile iptal edildi.
Mustafa Yazıcı için 'yurt dışına çıkış yasağı' şeklinde adli kontrol kararı alınırken, baba Hayati Yazıcı ise bugün TBMM'de oğluna ilişkin iddialara "açıklayacağım" yanıtını vermekle yetindi.
ZEYNEL EMRE'DEN 600 MİLYONLUK ZOR SORU
26 Eylül'de yaptığı açıklama ile AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın 'Özata Denizcilik' hisselerine toplam 163 milyon TL para yatırdıklarını ve 5 ay sonra 2,2 milyar TL para çektiklerini ifşa eden Emre, AKP'de büyük bir depreme neden olmuş ve yaşananların ardından Kaya, AKP'deki tüm görevlerinden istifa etmek zorunda kalmıştı.
Bugün yapılan YENİ Parti MYK'sının ardından basın açıklaması yapan Emre, yeni isimler paylaşarak yetkililere harekete geçme çağrısında bulundu. Emre, kendilerine hükümet içerisinde ya da AKP'de görev yapan çok sayıda isim hakkında ihbarlar geldiğini açıkladı.
Emre, Ali Emre Ballı ve Mustafa Yazıcı isimleri hakkında iktidara şu soruları yöneltti:
"Adı geçen Ali Emre Ballı ile Mustafa Yazıcı'nın ortak faaliyette bulunduğuna yönelik ciddi iddialar bize ulaşmış durumda. Ve bu iddialar içerisinde de yine Ali Emre Ballı'nın yaklaşık 9 milyar TL'ye yakın bir işlem yapması söz konusu. Ne ne kadar para çıkartıldı, çıkartılmadı; bu fonlardan bazıları kapalı fon, oralara ilişkin bilgi almak diğerlerine göre elbette biraz daha zor oluyor. Ama bu 9 milyara TL'ye yakın bir işlem yaptığı bilgisi ortada. Bir diğer bilgi de Mustafa Yazıcı'nın da 600 milyon TL kendi adına işlem yaptığı bilgisi.
Öyleyse biz buradan üç soru yöneltelim, gerek soruşturmayı yürüten yetkililere gerekse iktidar partisine: Soru bir, Türk hukuk tarihinde, yargı tarihimizde gece yarısı böyle bir el koyma işlemi yapılıp da bir saat geçmeden bundan vazgeçildiği başka bir örnek var mı? Arada bir hafta olsa, on gün olsa bile tartışma konusu yapılır. Çünkü genelde bizde bir soruşturmada tedbir kararı konulduğunda soruşturma sonucuna kadar genelde kalır. Dava açarsa dava sonuna kadar bakar. Çünkü olası bir mahkumiyet halinde aynı zamanda Suç Gelirlerinin Aklanması Kanunu kapsamında işlem yapılacağından ilgili mal varlığı ortadan kaçırılmasın diye. Aynı gün gece yarısı, iki işlem. Bu kendiliğinden olamaz. Böyle bir örnek başka var mı? Arada ne gerçekleşti? Hangi işlem, hangi belge bilgiler oldu da savcılık bunu kaldırdı?
İkinci sorumuz, bizim bahsettiğimiz şekilde Ali Emre Ballı ve Mustafa Yazıcı’nın ortaklığı var mı? HTS kayıtları, görüşme trafiği, birlikte ticaret var mı? Bu verdiğimiz rakamlar özelinde baktığımızda da Ali Emre Ballı'nın 9 milyara yakın bir işlem yaptığı, Mustafa Yazıcı'nın da 600 milyonluk bir alım yaptığı doğru mudur?
HAYATİ YAZICI'DAN İLK AÇIKLAMA
Yazıcı, oğluna dair iddialar hakkında yaptığı yazılı açıklamada "Gerçeklerin ortaya çıkmasından yana çekincem yok" diyerek şu ifadeleri kullandı:
"Farik ve mümeyyiz olduğum günden bu yana temel ilke olarak kabul ettiğim hakkaniyet, hukuk, adalet ve helal-haram ayrımı her zaman değişmez ölçüm olmuştur.
Merhum anne ve babamdan ve eğitim hayatımda ders aldığım tüm hocalarımdan edindiğim en önemli değerler bunlardır.
Bu kavramların algılanan ve bilinen anlamları itibariyle hesap veremeyeceğim hiçbir eylem ve işlemim olmamıştır.
Hukuk, kendi mecrasında hiçbir etki ve müdahale altında kalmadan işleyecektir. Gerçeklerin bütün açıklığıyla ortaya çıkacağına inancım tamdır.
Ancak birkaç hususu dile getirmek istiyorum: Yargısal faaliyetlerde karar mercii, tarafsız ve bağımsız yargıdır.
İddiaların bütün yönleriyle araştırılması ve vatandaşlarımızın birikimlerinin korunması temel hedefimizdir.
Sosyal medya unsurları, hüküm kurgulamaya kalkışmamalıdır.
Oğlumun ticari eylem ve işlemlerinin legaliteye ve ahlakiliğe uygunluğu konusunda zerre kuşkum yoktur.
Gerçeklerin ortaya çıkmasından zerre kadar çekincem yoktur ancak bir itibar suikastine de asla ve asla müsaade etmem.
Soruşturma bahane edilerek şahsımıza ve hazırlık evresinden bu yana kurucularından birisi olduğum AK Parti’mizi karalama çabası içinde olanlara da geçit vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum.
Siyaset anlayışımızın temeli milletimize karşı taşıdığımız sorumluluk ve temsil ettiğimiz değerlerdir. Dün olduğu gibi bugün de yolumuza başımız dik ve aynı kararlılıkla devam ediyoruz"





