Komisyon kurulmasına karşı çıkanlar, muhalefetin bunu magazinleştireceğini savunuyor. Komisyon kurulmasını savunanlar ise ‘Özgür Özel yönetimi yolsuzlukları ve rüşveti savunurken biz fon krizinde çok doğru bir tavır koyduk. Cumhurbaşkanımız kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağını açıkladı. Bu işe bulaşanlarla yolumuzu ayırırız dedi. Fatma Betül Sayan Kaya’nın istifasını istedi. Muhalefet her hafta komisyon teklifini verecek. Biz komisyon kurulmasını sağlayarak muhalefete eleştireceği bir şey bırakmayız. Ön alırız. Böylece halkımız bunlar yolsuzlukları savunmuyorlar, tam aksine mücadele ediyorlar derler’ görüşünü savunuyorlar.
Bu konu AK Parti’nin yetkili kurullarında da tartışıldı. AK Parti’nin nasıl hareket edeceğine AK Parti’nin yetkili kurulları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan karar veriyor. AK Parti, Meclis’te komisyon kurulmasına karşı çıktı. Ben bu tavrı doğru bulmayanlardanım. AK Parti fon krizi karşısında ilkeli bir tavır ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan olayın üstüne üstüne gitti. Meydan okuyup, Meclis’te komisyon kurulmasına öncülük etselerdi milletin gözünde büyürlerdi.
Özgür Özel’in, Manavgat’taki baklava kutularının içinde çıkan Euroları savunduğunu, belinde havluyla otel odasında basılan Özkan Yalım’ı göklere çıkardığını, yolsuzluk ve ahlak dışı ilişkileri nedeniyle tutuklanan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’i İçişleri Bakanı olacak kabiliyette gösterdiğini, Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluklarına karşı şemsiye olduğunu, “Sütte leke var bizim arkadaşlarımızda leke yok” dediğini hatırlatmama gerek yok. Bunu biliyorsunuz. Ama bir hafta içinde İmamoğlu yolsuzluk davasında yaşananlardan birkaçını hatırlatmak istiyorum.
1- Müteahit Ali Nuhoğlu, Ekrem İmamoğlu’na, “4 milyon 700 bin dolar rüşvet verdim” dedi.
2- Yine Ali Nuhoğlu, değeri 480 milyon lira olduğu belirtilen meşhur iki 2 villayı Ekrem İmamoğlu istediği için hak edişlerini alabilmek için 2024 yılında 48 milyona devretmek zorunda kaldığını açıkladı.
3- İşinsanı Cüneyt Yakut, “Murat Ongun’un odasına bizzat gidip zarf içinde 10 milyon liralık çek teslim ettim” dedi. Tutuklu olarak yargılanan Fatoş Pınar Türker ise “O dönem bizzat Murat Ongun’a gittim, ’Bu adamı tanıyor musunuz?’ dedim. Bana ‘Hayır tanımıyorum’ dedi. Halbuki gayet iyi tanışıyormuş! Şimdi burada öğreniyorum ki arkamızdan Emrah Bağdatlı ile işler çevrilmiş. Ayıp değil mi bu bize” diye isyan etti.
Fatoş Hanım haklı. Bir buçuk yıldır bundan dolayı hapis yatıyor.
Bunlar İmamoğlu’nun davasında bir hafta içinde patlak veren rüşvet ve yolsuzluklar. Peki Özgür Özel bunlar için ne diyor? “Sütte leke var bizim arkadaşlarımızda leke yok” diyor. Lekeyi gördün mü?
Demirel olsaydı, “Binaenaleyh Özgür Özel çamurun üstüne oturmuştur” derdi.
Yeni Partili Ümit Özlale, iddialı bir çıkış yaptı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın el konulan fonlardan 170 milyon liralık işlem yaptığını, Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın babası Hasan Özdemir’in 830 milyon TL’lik işlem gerçekleştirdiğini iddia etti. Ümit Özlale öyle iddialı konuşmuştu ki, “Yeni Parti olarak elimizde belgesi olmayan hiçbir şeyi açıklamıyoruz” dedi.
Ömer Bolat sıcağı sıcağına çok ayrıntılı bir açıklama yaptı. 37.8 milyon liranın 2 yıl 8 aydır sukuk hesabında durduğunu açıkladı. Ömer Bolat’ı uzun süredir tanıyanlardan birisiyim. Yeni Şafak’ta çalıştığım dönemde Albayrak Grubu’nun CEO’suydu. Ömer Bolat’ın başına silah dayasanız dahi elini harama uzatmaz, usulsüz bir işlem yapmaz. O kadar emin konuşuyorum.
Aile Bakanı Mahinur Hanım ise müthiş bir itibar savaşı verdi. Kimlik numalarını vererek Ümit Özlale’nin açıkladığı kişinin babası Hasan Özdemir olmadığını ispatladı. Ümit Özlale’yi istifaya davet etti. Ümit Özlale ne yaptı? Yanlış diyemedi, belge ortaya
koyamadı. Pişkinlik yapıp üste çıkmaya çalıştı ama iddialarının çöp olmasını önleyemedi. Eşi spiker Serap Belovacıklı ise “Köpek gibi sürünmeye devam hepiniz. Bunlar size az bile yapıyor. Geberin açlıktan hepinizin parasıyla defa sürsünler (O sefa olacak) sığır sürüsü” diye hakaret etti. Şimdiye kadar millete “bidon kafalı” diyen çıkmıştı. “Göbeğini kaşıyan adam” diyen çıkmıştı ama Serap Belovacıklı onları da aştı. Bunların zihniyeti budur. Bunlar millete böyle bakarlar.
Mahinur Hanım’ı Brüksel parlamentosunda görev yaparken tanımıştım. “Ben başörtülü olarak Brüksel parlementosunda görev yapıyorum. Türkiye’de başörtülü diye milletvekilleri neden Meclis’ten atılıyor, okullarda neden başörtüsü yasağı uygulanıyor?” diye mücadele verirdi. Mensup olduğu parti sözde ‘Ermeni Soykırımı’nı tanıyınca bir dakika tereddüt etmeyip karşı çıktı. Bu yüzden partisinden ihraç edildi.
Fon iddiaları karşısında da bir kez daha mücadeleci kişiliğini gösterdi. Tek kişilik ordu gibi mücadele etti. Maddi kanıtlar ortaya koyarak Ümit Özlale’yi diskalifiye etti.



