Soruşturma kapsamında Denizolgun'un telefonunun olay yerinden alındığı ve parmak izi incelemesi yapıldığı, akabinde Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği belirtilen iddianamede, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesince tereke eşyalarının şüpheli Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edilmesine karar verildiği, listeyle birlikte eşyaların Kuriş'in avukatı A.Ç'ye teslim edildiğine dair evrakların dosyaya celp edildiği anlatıldı.

İddianamede, "tanık" olarak ifadesine yer verilen A.Ç, eşyaları çuval içinde teslim aldığını, içinde ne olduğuna bakmadığını, çuvalı şüpheli Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesi doğrultusunda Kısıklı'daki eve götürdüğünü ve buradaki çalışana teslim ettiğini söyledi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş'in ikametinde yapılan aramaya ilişkin evrakların da dosyaya gönderildiği, bu evraklar arasında yer almayan Denizolgun'un telefonuna ait IMEI bilgileri ve fotoğraflarının Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderilerek maktule ait telefonun el konulan telefonlar arasında olup olmadığının tespitine ilişkin müzekkere yazıldığı belirtilen iddianamede, 30 Eylül tarihli tutanağa göre maktule ait telefonun ele geçirilemediği kaydedildi.

TELEFONA OLAY SONRASINDA TEKNİK VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPILMADI

İddianamede, mahkeme kararı, teslim, arama ve tespit tutanakları, tanık beyanı, şüphelilerin savunmaları ve tüm dosya kapsamından maktule ait telefonun mahkemece şüpheli Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edilmesine karar verildiğinin anlaşıldığı ifade edilerek, şüphelinin vekilinin tereke eşyaları arasında bulunan telefonu alarak şüpheli Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle Kısıklı'da bulunan evdeki çalışana teslim ettiği aktarıldı.

Şüpheli Hilmi Tuna Kuriş'in telefonu kendisinin aldığını kabul ettiği belirtilen iddianamede, şüpheli Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'in ise her ne kadar tereke konusu eşyalarla kendisinin ilgilenmediğine ilişkin savunmada bulunmuşsa da kendisine teslim edilen telefonun muhafazasından sorumlu olduğu kaydedildi.

İddianamede, Denizolgun'un telefonunda olay sonrasında herhangi bir teknik ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı bildirildi.

Ayrıca iddianamede, maktulün telefonunda ele geçirilebilecek mesaj içerikleri, fotoğraflar ve herhangi bir notun soruşturma konusu olayın aydınlatılmasında önemli delil teşkil edeceği ancak telefonun şüpheliler tarafından teslim alınmasına rağmen yok edildiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

İddianamede, "kasten öldürme" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında delil niteliği bulunan telefonun şüpheliler tarafından yok edilmesi eyleminin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçu kapsamında kaldığı ve şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluştuğunun anlaşıldığı belirtildi.

İddianamede, soruşturmanın şüphelilerinden Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 6'şar aydan 5'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

İddianame, gönderildiği Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi.