Aşırı sağ fırtınası dindi: İlk turda hezimet yaşayan Lula, Brezilya'da nasıl yeniden kazandı?
Brezilya Devlet Başkanı Lula, 14 günlük bir sürenin içinde hiçkimse ihtimal vermezken ilk turu lider bitiren Bolsonaro'yu yakaladı, geçti ve ülke tarihinin ilk kez dördüncü dönem seçilen devlet başkanı oldu.
İşçi Partisi adayı olan Lula, iki tur arasındaki üç haftalık süreçte oy sayısını 10 milyondan fazla artırırken, rakibi yalnızca 3,6 milyon ilave oy alabildi.
Bu fark, Lula’nın, Flávio Bolsonaro’nun babası olan eski başkan Jair Bolsonaro’yu mağlup ettiği 2022 yılındakinden daha büyük bir fark. Söz konusu geri dönüş, Latin Amerika’nın diğer ülkelerinde sağın yükselişte olduğu ve hükümetlerinin birçoğunun Donald Trump yönetimindeki Beyaz Saray ile aynı çizgide yer aldığı bir dönemde, Lula’nın bölgedeki sol hareketin önde gelen ismi olmaya devam etmesini de sağlıyor.
Peki, 6 Ekim tarihinde yapılan Brezilya Başkanlık Seçimi'nde, birinci turdan Devlet Başkanı Lula'nın 2 puan önünde zaferle ayrılan ve ikinci tura büyük bir motivasyonla ilerleyen Bolsonaro, Lula'nın 9 parmaklı olması nedeniyle seçimi kaybetmiş olabilir mi?
Bunu kesin olarak bilmemiz hiçbir zaman mümkün olmayacak olsa da Brezilyalı milyonlarca insan bu durumun 14 günlük ikinci tur propaganda döneminde bir 'kırılma' yarattığını düşünüyor.
Brezilya'da başkan adaylarının canlı yayında münazarası bir gelenektir. Bu gelenek bu seçimde de uygulandı. Geçtiğimiz cuma akşamı gerçekleşen ve ikinci tur yarışını lehine çevirmek için elindeki son şans olan televizyon tartışmasında güçlü bir performans vermeye çalışan Lula, Bolsonaro destekçisi bir senatörün yayın sırasında kendisine 'dokuz parmak' diye bağırmasıyla karşı karşıya kaldı.
Bu, Lula henüz bir gençken São Paulo’daki bir metal fabrikasında geçirdiği iş kazasında kaybettiği parmağına atıfta bulunmak için kullanılan kaba bir şaka.
Bu kötü seslenişin üzerine Lula, sahnenin merkezine geçti ve doğrudan kameraya baktı, şunları söyledi:
“Henüz reşit bile değildim ve gece vardiyasında çalışıyordum; çünkü ya çalışmak zorundaydım ya da aç kalacaktım. Tuzu kuru bir adamın bana ‘dokuz parmaklı’ demesini asla kabul etmem.”
Bu sözler, dünyanın en eşitsiz ülkelerinden birinde mütevazı kökenlerden gelen devlet başkanının geçmişini çarpıcı bir şekilde hatırlatıyordu.
Bu tartışmadan önce yapılan kamuoyu yoklamaları, Bolsonaro’nun ortalama 2 puan önde olduğunu gösteriyordu. Pazar günü ise Lula, 3,5 puan farkla seçimi kazandı. Lula'nın yarattığı toplumsal farkındalık, halkın içinden geldiğini ve kökünü toplumun merkezinden aldığını gösteren yaşanmışlık; seçimin son düzlüğünde Lula'ya ciddi bir ivme kazandırdı.
Tabii ki Lula'nın 20 gün içinde Bolsonaro'yla farkı kapatıp kendi lehine açmasının ardındaki tek sebep bu değil. Lula, seçimlerin ilk ve ikinci turu arasındaki üç haftalık süreçte kampanyasını yeniden yapılandırarak seçmene ulaşmanın yeni yollarını buldu. Daha geçen yıl cep telefonu olmadığını söyleyen 80 yaşındaki başkan, siyasi süreçten kopuk genç seçmenlerle daha kişisel bir bağ kurabilmek amacıyla selfie videoları çekmeye başladı.
Janones’in enerjik ve alışılmışın dışındaki üslubu, daha önce heyecandan yoksun görünen Lula kesimine bir aciliyet duygusu kattığı için birçok Lula destekçisi tarafından övgüyle karşılandı.
Bu çabalar, Lula’ya sempati duyan ancak daha düşük eğitim seviyesine sahip ve daha yoksul seçmenler arasında yoğunlaşan sandığa gitmeme eğilimini ciddi derecede azalttı. Nitekim ikinci tur, son 20 yılın en yüksek seçmen katılımına sahne oldu.
Amazon bölgesindeki Manaus şehrinden gelen ve oğluyla birlikte Avenida Paulista’da Lula’nın zaferini kutlayan 53 yaşındaki Angélica Jansen, Janones’in kilit bir rol oynadığını belirterek, “İlk tur sonuçlarından sonra kaybettiğimizi düşünmüştüm. Sonra Janones geldi ve mücadeleye başladık” dedi.
Lula'nın sıradışı seçim zaferini dayandırabileceği bir kritik vaadi daha var ki o da küçük işletmelere kredi musluklarını gevşetmek. Kampanyanın son aşamasında, küçük işletmelere yönelik borç yapılandırmasını genişleterek genç girişimcilerle bağ kurma çabası da dahil olmak üzere bir dizi mali teşvik ve kolaylık sundu.
Kampanya danışmanları, girişimciliğe olan ilgiyi yönlendirmek için bir "refah bakanlığı" kurma sözü veren Bolsonaro'nun, kendi işinin patronu olmak isteyen ve sayıları giderek artan işçi sınıfı seçmenleri arasında önemli bir destek kazandığı konusunda uyarıda bulunmuştu. Lula bu vaadiyle Bolsonaro'ya kaptırdığı seçmenleri büyük ölçüde geri kazandı.
İlk tur ve ikinci tur arasındaki 3 haftalık propaganda döneminin karakterini en iyi tanımlayan şey, anti Bolsonaroculuğun 20 gün boyunca öne çıkması oldu. İlk turdaki ağır kaybın ardından stratejisini değiştiren Lula, 20 gün boyunca tüm dikkatleri Bolsonaro ailesinin üzerine çekti.
Lula, seçmenlere sürekli olarak rakibinin babası eski başkan Jair Bolsonaro'nun, 2022 seçimlerinde kendisine karşı kaybettiğinde askeri bir darbe planlamaktan hüküm giydiğini hatırlattı.
Son haftada ayrıca, Flávio Bolsonaro'yu sürekli olarak "miliciano" yani 'milis üyesi' şeklinde nitelendirdi. Bu ifade, Bolsonaro'nun Rio'daki organize suç örgütleriyle bağlantılı kişilerle olan ilişkilerine bir göndermeydi. Bolsonaro, bu gruplarla herhangi bir doğrudan bağlantısı olduğunu her zaman reddetti.
Bolsonaro ayrıca, kendisinin ve müttefiklerinin, ilk turdaki güçlü performanslarının ardından seçimi zaten kazandıklarına inandıkları izleniminin yarattığı olumsuzluktan da etkilendi. Hatta bazı müttefikleri, hangi bakanlık görevlerine kimlerin getirileceğini açıkça tartışıyorlardı. Erken zaferin getirdiği rehavet, Bolsonaro'nun avucunun içindeki iktidarın ellerinden kaymasına sebep oldu.
Bolsonaro, başkanlığı kazanma konusunda güçlü bir favori olarak görülüyordu; bunun bir nedeni de daha önce hiçbir adayın ilk turda geride kaldıktan sonra seçimi kazanmayı başaramamış olmasıydı. İlk turdan sonra yarıştan çekilen adayların çoğu sağ kanattandı ve bu durum, oylarının Bolsonaro'ya kayacağı beklentisini doğurmuştu. Ancak öyle olmadı. Brezilya'da sağ partilerin Bolsonaro'yla müttefik olmamasının temel sebepleri var.
Brezilya'nın muhafazakar kanadında, önceki devlet başkanı Jair Bolsonaro'nun 2026'da yarışacak aday olarak karakteri ve soyadı daha az tartışma yaratacak bir isim yerine kendi oğlunu seçmesi; matematiksel olarak ilk turda yüzde 50'yi aşan sağ seçmen olmasına rağmen seçimi Lula'ya kaybetmesinin nedeni olabilir.
İş dünyasındaki pek çok kişi, São Paulo Valisi Tarcísio de Freitas’ın Lula’ya rakip olarak ortaya çıkacağını umuyordu. De Freitas ise vali olarak yeniden seçilmek için aday oldu ve Lula’nın olası haleflerinden biri olan eski Maliye Bakanı Fernando Haddad’ı yüzde 63’e karşı yüzde 36’lık bir oy oranıyla ezici bir şekilde mağlup etti. Ancak dünkü başkanlık seçimlerde bu eyalet Bolsonaro değil, Lula kazandı.
Babası dört yıl önce yaptığı gibi, Flávio Bolsonaro da seçim sonucunu tanımayı reddetti ve mahkemeler aracılığıyla seçimin iptalini talep edeceğini açıkladı.
Pek çok seçmenin Bolsonaro’nun başkanlık görevine uygunluğu konusunda tereddüt yaşamaya başladığı görülüyor. Ortaya çıkan sonuç, Lula’nın zaferinden ziyade Bolsonarizm’in yenilgisi. Öylesine güçlü bir siyasi atmosfer oluştu ki, insanlar bu akımı yenmek için partilerden bağımsız bir şekilde örgütlendi.
Aşırı sağ rüzgarı, Brezilya'da 'şimdilik' dindi.





