Üstelik bu gelişmeler, Avrupa'da son dönemde yaşanan diğer güvenlik sorunlarının hemen ardından geldi. Süpermarketlerin soğutma sistemlerine yönelik saldırılar ve insansız hava araçlarının hava sahalarına girmesi gibi olaylar, kıtadaki güvenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
CBC'nin haberine göre Avrupa hava trafiğini hedef alan bomba ihbarları salı günü dikkat çekici bir yoğunluğa ulaştı. Polonya, Bulgaristan, İtalya ve İspanya'nın da aralarında bulunduğu ülkelerde en az 7 uçak ve bir yolcu gemisi sahte bomba ihbarlarının hedefi oldu.
İhbarlar nedeniyle bazı uçaklar acil iniş yapmak zorunda kaldı, savaş jetleri havalandı ve havalimanlarında geçici kapanmalar yaşandı. Perşembe günü ise ikinci bir ihbar dalgası ortaya çıktı. Bu kez en az 27 uçuşun tehditlerden etkilendiği bildirildi.
Cuma günü Prag'daki Vaclav Havel Havalimanı, toplam 9 uçuşun bomba ihbarlarının hedefi olduğunu açıkladı. Tehditler arasında Danimarka, İspanya ve İngiltere'den gelen uçaklar ile Hollanda, Kıbrıs, Romanya, İtalya ve İngiltere'ye hareket edecek uçuşlar da yer aldı.
Avrupa'daki panik cuma günü yeni bir boyut kazandı. İrlanda ve Bulgaristan'daki medya kuruluşlarına e-posta yoluyla bomba ihbarları gönderildi. Mesajlarda, Avrupa genelinde yolcu uçuşlarını aksatan tehdit dalgasının sorumluluğunu üstlendiğini öne süren bir kişi, kendisini "Mikhail Andropov" olarak tanıttı.
"Batı'ya Mesaj" başlığıyla gönderilen e-postalarda, ulaşım araçlarını hedef alacak bir dizi saldırının habercisi niteliğinde ifadeler kullanıldı. Bulgaristan'daki Nova TV ile İrlanda'nın kamu yayıncısı RTE'nin hedef alınması üzerine güvenlik ekipleri harekete geçti.
RTE'nin Dublin'deki merkez binası tahliye edilirken yayınlar da geçici olarak durduruldu. İngiliz yayın kuruluşu Sky da bir güvenlik tehdidi aldığını duyurdu.
Ancak Reuters, e-postaları gönderen kişinin gerçek kimliğini, mesajların hangi noktadan gönderildiğini veya uçuşlara yönelik tehditlerle aynı kaynaktan gelip gelmediğini doğrulayamadı.
Uçaklara yönelik bomba tehditleri çoğunlukla havayolu şirketlerine, havalimanlarına veya yetkililere gönderilen anonim e-postalar ya da telefon aramaları aracılığıyla iletiliyor. Bu mesajlarda uçakta patlayıcı bulunduğu iddia ediliyor.
Ancak güvenlik birimleri, soruşturmaları tehlikeye atmamak ve benzer girişimleri teşvik etmemek amacıyla ihbarların iletilme yöntemlerine ilişkin her ayrıntıyı kamuoyuyla paylaşmıyor.
Prag Havalimanı'ndan bir yetkili, perşembe günü CNN'e yaptığı açıklamada, havalimanına anonim bir e-posta adresinden tehdit mesajı ulaştığını söyledi. Çek polisi de benzer e-postaların Avrupa'daki diğer havalimanlarına gönderildiğini bildirdi.
Havacılık güvenliği kuruluşu Dyami'nin başındaki Eric Schouten, yaptığı değerlendirmede, bir havayolu şirketinin güvenlik biriminin öncelikle gelen ihbarı belirli bir kontrol listesinden geçirdiğini anlattı. Ardından yetkililer bilgilendiriliyor. Tehdidin niteliğine göre savaş jetleri havalandırılabiliyor veya uçaklar önceden belirlenmiş havalimanlarına yönlendirilerek kapsamlı güvenlik taramasından geçiriliyor.
PATLAYICI BULUNAMADI AMA TEHLİKE GÖZ ARDI EDİLEMİYOR
Bu haftaki olaylarda hedef alınan uçakların hiçbirinde patlayıcı madde bulunmadı. Cuma günü tehdit alan uçaklar da dahil olmak üzere tüm uçuşlar güvenli şekilde iniş yaptı.
Ancak uzmanlar, bomba ihbarlarının büyük bölümünün asılsız çıkmasının güvenlik birimlerinin tehditleri hafife alabileceği anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Her ihbarın gerçekmiş gibi değerlendirilmesi ve gerekli kontrollerin tamamlanması gerekiyor.
İngiliz hükümetinden bir sözcü, bu haftaki olayları "kötü niyetli sahte tehditler" olarak nitelendirdi ve ülkenin dünyanın en sağlam havacılık güvenliği sistemlerinden birine sahip olduğunu belirtti.
Havacılık güvenliği uzmanlarına göre asıl dikkat çekici nokta ise bomba ihbarlarının kendisinden çok, olayların zamanlaması ve görünürdeki koordinasyonu. Havayolu şirketleri daha önce de benzer tehditlerle karşılaşmış olsa da bu ölçekte ve farklı ülkeleri kapsayan bir dalganın yaşanması alışılmışın dışında değerlendiriliyor.
Avrupa'da yanıtı en çok merak edilen soru ise hala belirsizliğini koruyor. Yetkililer, uçakları ve medya kuruluşlarını hedef alan tehditlerin arkasında herhangi bir örgütü veya devlet aktörünü resmen sorumlu tutmadı. Olayların bir hükümetle bağlantılı olduğunu gösteren somut bir kanıt da ortaya çıkmadı.
Bununla birlikte ihbar dalgasının yaşandığı dönemde Avrupa'da Rusya'nın olası rolüne ilişkin tartışmalar yeniden gündeme geldi. Çok sayıda Avrupalı yetkili, Moskova'yı kıtada "hibrit" veya "gri bölge" olarak tanımlanan, doğrudan askeri çatışmaya yol açmadan ülkelerin güvenliğini ve günlük yaşamını aksatmayı amaçlayan faaliyetlerle suçluyor.
Bu tür girişimlerin düşük maliyetle gerçekleştirilebildiği, sorumluluğunun kolayca inkar edilebildiği ve doğrudan silahlı karşılık verilmesini gerektirmediği değerlendiriliyor.
Danimarka, Polonya ve Romanya gibi son dönemde çeşitli güvenlik aksaklıkları yaşayan ülkeler daha önce Moskova'yı benzer olaylarla ilişkilendirmişti. Rusya ise bu suçlamaları reddediyor.
Ancak mevcut bomba ihbarlarıyla Rusya arasında doğrulanmış bir bağlantı bulunmuyor. E-postalarda adını kullanan "Mikhail Andropov"un gerçek kimliği de henüz belirlenebilmiş değil.
Şimdilik Avrupa genelinde paniğe neden olan tehditlerin arkasındaki isim bilinmiyor. Kesin olan ise bomba ihbarlarının artık yalnızca uçakları değil, kıtanın medya kuruluşlarını da hedef alan daha geniş bir güvenlik sorununa dönüştüğü.






