Avusturya'da yayımlanan güncel raporlarda, Müslüman karşıtlığı eğitim, çalışma hayatı ve kamu kurumlarıyla ilişkilerde etkisini gösterirken, başörtülü kadınların ve kız öğrencilerin karşılaştığı ayrımcılık öne çıkıyor.

Anadolu Ajansının (AA) "Avrupa'da ayrımcılık" başlıklı dosya haberinin on ikinci ve son bölümünde, resmi eşit muamele kurumu ve sivil toplum kuruluşlarının son değerlendirmeleri üzerinden ülkedeki Müslüman karşıtlığı ve ayrımcılık deneyimleri derlendi.

Avusturya Müslüman Karşıtı Irkçılık ve İslam Düşmanlığı Belgeleme ve Danışma Merkezi Dokustelle'nin 11 Haziran'da yayımladığı 2025 raporunda, Müslümanları veya Müslüman olarak algılanan kişileri hedef alan 1684 olay kaydedildiğine dikkat çekildi.

Raporda, kuruluşun kayıtlarındaki en yüksek seviyeye ulaşan vaka sayısının toplumdaki bütün olayları kapsamadığı ve gerçek sayının daha yüksek olabileceği vurgulandı.

Vakaların yüzde 63,1'inin çevrim içi gerçekleştiği ifade edilen raporda, ırkçılığın bireysel davranışlarla sınırlı kalmadığı, siyasi söylemler ve kurumsal uygulamalarla da yeniden üretildiği kaydedildi.

Raporda, yılın son iki ayında bildirimlerin yoğunlaştığına işaret edilerek, bu gelişme başörtüsü yasağına ilişkin tartışmalar ve bazı siyasi kampanyalarla ilişkilendirildi.

Dini ayrımcılık vakalarında Müslüman kadınlar öne çıkıyor

Avusturya Eşit Muamele Ombudsmanlığının (GAW) 2024-2025 faaliyet raporunda, dini ayrımcılık vakalarının yüzde 87'sinin Müslümanlarla ilgili olduğu, bu vakalarda mağdurların yüzde 90'ının kadın olduğu belirtildi.

Din, cinsiyet ve etnik kökenin birlikte etkili olduğunun altı çizilen raporda, bu deneyimlerde farklı ayrımcılık nedenlerinin iç içe geçtiği vurgulandı.

Avusturya Parlamentosunun 30 Eylül'de yayımladığı raporda, GAW'nin iki yılda 9 bin 268 başvuruyu ele aldığı, bunların 1975'inin ayrımcılık vakalarıyla ilgili olduğu kaydedildi.

Önceki iki yıllık döneme göre ayrımcılık vakalarının yüzde 33 arttığı vurgulanan raporda, vakaların yüzde 73'ünün çalışma hayatıyla ilişkili olduğu aktarıldı.

Raporda, ayrımcılık vakalarının yüzde 33'ünün etnik kökenle bağlantılı olduğu, hizmetlere erişimde konut piyasasındaki ırkçılık ve işletmelere alınmamanın öne çıktığı ifade edildi.

Kamu kurumları ve polisle ilgili ırkçılık bildirimleri arttı

Irkçılık Karşıtı Çalışma ve Sivil Tepkinin (ZARA) raporlarına göre, kamu kurumlarıyla ilgili ırkçılık bildirimleri 2024'te 105 iken, 2025'te 125'e yükseldi. Aynı dönemde polisle ilgili bildirimler de 56'dan 108'e çıktı.

2025 raporunda, Viyana'daki göçmenlik dairesinin bir oturum başvurusunu Türk ve Müslümanlara ilişkin ön yargılar içeren polis raporuna dayanarak reddettiği örneğine yer verildi. Evliliğin oturum izni almak amacıyla yapıldığı iddiasının mahkemede geçersiz bulunduğu ve ret kararının kaldırıldığı bilgisi paylaşıldı.

Başörtüsü yasağına ilişkin ayrımcılık şikayetleri yükseldi

Avusturya'da 1 Eylül'de yürürlüğe giren düzenlemeyle, kamu ve özel okullarda 14 yaşından küçük kız öğrencilerin başörtüsü takması yasaklandı. Düzenlemenin Yahudilerin kullandığı kipa ve Hristiyanların taktığı haç gibi diğer dini sembolleri kapsamayıp yalnızca Müslüman kız öğrencileri hedef alması, ayrımcı bir uygulama olarak değerlendirilmesine yol açtı.

Avusturya İslam Cemaatinin (IGGÖ) yasağın uygulanması sırasında bazı kız öğrencilerin uzun süre okul sekreterliğinin önünde bekletildiği, sınıflarına dönmelerine izin verilmediği ve eve gönderildikleri belirtildi. Velilerin bildirdiği vakalara yer verilen açıklamada, öğrencilerin koridorlarda tekrar tekrar görüşmeye çağrıldığı, bu görüşmelerde kız çocuklarına davranışları nedeniyle ebeveynlerinin yaptırımları veya cezalarıyla karşılaşabileceklerinin söylendiği aktarıldı.

Uluslararası Af Örgütü Avusturya'nın değerlendirmesinde ise düzenlemenin yalnızca Müslüman kız çocuklarını hedef aldığı, din ve cinsiyet temelinde ayrımcılık oluşturduğu belirtildi.

Kız çocuklarının kendi kıyafetleri ve dini kimlikleri hakkında karar verebilmesinin önemine işaret edilen değerlendirmede, devletin başörtüsünü çıkarmaya zorlamasının da bu özgürlüğe müdahale olduğu ve ayrımcılıktan uzak eğitime erişimle bağdaşmadığı kaydedildi.

Kamu kurumlarıyla ilişkilerde güven sorunu var

Dokustelle'nin 26 Mart'ta yayımladığı "Hukuk korumadığında" başlıklı araştırmada, polis, mahkemeler ve idari makamlarla ilişkilerde yaşanan deneyimler incelendi.

Müslüman veya Müslüman olarak algılanan çok sayıda kişinin çevrim içi anketi ve deneyimlerine dayanan araştırmada, katılımcıların yüzde 60'tan fazlasının kurumsal bağlamda ırkçılık yaşadığını bildirdiği kaydedildi.

Araştırmada, saygısız muamele ve genelleyici yaklaşımlardan söz edilerek, katılımcıların yalnızca yüzde 19'unun avukat desteğine sahip olduğu belirtildi.

Bu deneyimlerin devlet kurumlarına duyulan güveni, hak aramayı ve toplumsal katılımı olumsuz etkilediği değerlendirmesine yer verilen araştırmada, güvenli şikayet mekanizmaları oluşturulması ve kamu görevlilerine eğitim verilmesi önerildi.

Göçmenlerin ayrımcılık deneyimleri iş, eğitim ve kamu hizmetlerine uzanıyor

Avusturya İstatistik Kurumunun eylülde yayımladığı "Göç ve Entegrasyon 2026" raporunda, ankete katılan göçmenlerin yüzde 72'sinin, önceki 12 ayda kökenleri nedeniyle ayrımcılığa uğradıklarını bildirdiğine dikkat çekildi.

Dokuz farklı ülkede doğmuş 4 bin 260 göçmenin katıldığı aktarılan araştırmada, iş veya eğitim hayatında kökenleri nedeniyle olumsuz muamele gördüğünü bildirenlerin oranının yüzde 65, kamu kurumlarıyla ilişkilerde bu deneyimi yaşayanların oranının yüzde 59 olduğu kaydedildi.

Raporda, genel ayrımcılık deneyimi bildirenlerin oranının Türkiye doğumlularda yüzde 82, Romanya doğumlularda yüzde 65, Sırbistan ve Bosna Hersek doğumlularda ise yüzde 67 olduğu aktarıldı.

Farklı köken ve inanç grupları nefret suçlarının hedefinde

Avusturya İçişleri Bakanlığının 27 Temmuz'da açıkladığı 2025 Nefret Suçları Raporu'nda, ülke genelinde 6 bin 751 ön yargı saikiyle işlenen suçun kaydedildiği, sayının önceki yıla yakın düzeyde kaldığı belirtildi.

Köken, din, cinsiyet veya dünya görüşü gibi nedenlerle işlenen suçların incelendiği raporda, internetin en sık kaydedilen olay yeri olduğu, şüphelilerin yaklaşık üçte birinin 21 yaşından küçük olduğu ifade edildi.

Raporda, şiddet içeren nefret suçlarında 1575 mağdur kaydedildiği, yaralama, tehlikeli tehdit ve zorlama suçlarında bütün yaş grupları açısından ulusal veya etnik kökenin başlıca saik olduğu vurgulandı.