Ay yüzeyinde yaklaşık 17 yıl önce keşfedilen sıra dışı bir oluşum, bilim insanlarını yeniden harekete geçirdi. İlk bakışta sıradan bir çukur gibi görünen bu yapının yüzeyin altında nereye uzandığı ve ne barındırdığı henüz tam olarak bilinmiyor.Yıllardır yanıt bekleyen soruların peşine düşen ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), şimdi bu gizemi çözmek için yeni bir araştırmaya hazırlanıyor.

Bilim insanlarına göre elde edilecek bulgular, yalnızca Ay'ın geçmişine değil, gelecekte burada insan yaşamının mümkün olup olmayacağına da ışık tutabilir. NASA, Ay yüzeyinin altında gizlenmiş olabilecek devasa bir mağaranın izini sürmeye hazırlanıyor. Bilim insanlarının hedefinde, 2009 yılında keşfedilen ve bugüne kadar tam olarak açıklığa kavuşturulamayan Marius Hills Çukuru bulunuyor.Ay'ın volkanik açıdan en çeşitli bölgelerinden birinde yer alan bu çukurun, eski lav akıntılarının oluşturduğu geniş bir yeraltı tüneline açılabileceği değerlendiriliyor.NASA, böyle bir yapının varlığının doğrulanması halinde, gelecekte Ay'a gönderilecek astronotlar için doğal bir sığınak oluşturabileceğini belirtiyor.

Marius Hills Çukuru, yaklaşık 10 katlı bir binanın yüksekliğine ulaşan derinliği ve Amerikan futbol sahası büyüklüğündeki açıklığıyla dikkat çekiyor.İlk kez 2009 yılında Japonya'nın SELENE (Kaguya) uzay aracı tarafından tespit edilen çukur, Ay yüzeyinde keşfedilen yaklaşık 300 benzer oluşumdan biri.Bilim insanları, bu çukurların bazılarının Ay'ın geçmişteki volkanik faaliyetleri sırasında oluşan yeraltı mağaralarına açılabileceğini düşünüyor.Lav tüneli olarak adlandırılan bu yapılar, volkanlardan akan lavların dış yüzeyinin soğuyarak sertleşmesi, içerideki erimiş lavın ise akmaya devam ederek boşluk oluşturması sonucunda meydana geliyor.Marius Hills Çukuru'nun da geçmişte benzer bir süreçle oluşmuş geniş bir yeraltı sisteminin girişi olabileceği değerlendiriliyor.

NASA, Marius Hills Çukuru'nun altında gerçekten büyük bir mağara bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla Gezegen Bilimleri Enstitüsü (PSI) öncülüğündeki araştırma projesini seçti.'Marius Ay Çukuru Araştırması için Jeofizik Aletleri' (GIMLI) adı verilen proje kapsamında üç farklı ölçüm yönteminden yararlanılacak.Yeraltı radarı, Ay yüzeyinin altındaki katmanları incelemek için kullanılacak.

Sismik sensörler, yeraltından geçen titreşimleri ölçerek olası boşlukların belirlenmesini sağlayacak. Gravimetre adı verilen cihaz ise yerel yerçekimi alanındaki küçük değişiklikleri tespit edecek.Bu üç yöntemden elde edilen veriler bir araya getirilerek çukurun altında büyük bir lav tüneli bulunup bulunmadığı araştırılacak.

NASA'nın Ay Yüzeyi Araştırmaları Programı (PRISM) kapsamında seçilen proje, bilimsel cihazların ticari uzay araçları aracılığıyla Ay'a ulaştırılmasını öngörüyor.Böylece araştırmacılar, yalnızca yörüngeden elde edilen görüntülere dayanmak yerine doğrudan Ay yüzeyinden ölçümler gerçekleştirebilecek.Araştırmanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise olası yeraltı mağarasının gelecekte Ay'da kurulabilecek yaşam alanları için taşıdığı önem.Ay'ın Dünya'daki gibi koruyucu bir atmosferi ve küresel manyetik alanı bulunmuyor.

Bu nedenle yüzey, uzaydan gelen yüksek enerjili parçacıklara ve zararlı radyasyona karşı büyük ölçüde savunmasız kalıyor. Ay yüzeyindeki radyasyon seviyelerinin, Dünya yüzeyinden yaklaşık 400 kilometre yüksekte yörüngede bulunan Uluslararası Uzay İstasyonu'ndakinden yaklaşık 2,6 kat, Dünya yüzeyindekinden ise yaklaşık 200 kat daha yüksek olabildiği belirtiliyor.Uzun süre yüksek düzeyde radyasyona maruz kalmak, astronotlarda kanser, hücresel hasar ve akut radyasyon hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkma riskini artırıyor.

Radyasyonun yanı sıra Ay yüzeyindeki aşırı sıcaklık değişimleri de insanlı görevlerin karşı karşıya olduğu önemli zorluklar arasında yer alıyor.Ancak Ay yüzeyinin altındaki geniş mağaralar, üzerlerindeki kaya katmanları sayesinde hem radyasyona hem de aşırı sıcaklık değişimlerine karşı doğal koruma sağlayabilir.NASA, böyle bir mağaranın varlığının doğrulanmasının, gelecekte Ay'da uzun süreli yaşam alanlarının kurulmasına yönelik planları değiştirebileceğini değerlendiriyor.Yeraltı yapıları, astronotları mikrometeorit çarpmalarından koruma potansiyeli de taşıyor.

Bilim insanlarına göre Marius Hills Çukuru'nun önemi yalnızca olası bir yeraltı mağarasından kaynaklanmıyor.Çukurun bulunduğu bölge, uzun bir volkanik faaliyet geçmişine sahip. Çukurun duvarlarında, normal koşullarda yüzeyin altında gömülü kalan Ay toprağı ve lav akıntılarından oluşan farklı katmanlar görülebiliyor.Regolit olarak adlandırılan ve Ay yüzeyini kaplayan gevşek toz, kaya parçaları ve kırıntılardan oluşan tabakaların incelenmesi, bölgenin jeolojik geçmişine ilişkin önemli ipuçları sunabilir.Araştırmacılar, bu katmanları inceleyerek lavların geçmişte Ay yüzeyinde ve altında nasıl hareket ettiğini belirlemeyi amaçlıyor.Ayrıca farklı lav katmanları arasındaki yapısal değişimler, bölgede gerçekleşen volkanik patlamalar arasında uzun zaman aralıkları bulunup bulunmadığının anlaşılmasına yardımcı olabilir.Bu nedenle araştırma sonucunda büyük bir mağara tespit edilemese bile, elde edilecek verilerin Ay'ın oluşum ve değişim süreçlerine ilişkin bilimsel bilgiler sağlaması bekleniyor.

PSI Kıdemli Bilim İnsanı ve GIMLI projesinin yardımcı baş araştırmacısı Gareth Morgan da geniş bir lav tünelinin tespit edilmesinin bilimsel açıdan önemine dikkat çekti.Morgan, Önemli büyüklükte bir lav tünelinin varlığını doğrulamak, Ay'da volkanizmanın nasıl işlediğine dair bize bir fikir verecektir dedi. Lav tünellerinin Dünya'da da görüldüğünü hatırlatan Morgan, iki gök cismi arasındaki jeolojik benzerliklerin araştırmaya katkı sağlayabileceğini belirtti.Morgan, Lav tünelleri, Dünya'daki bazaltik volkanizmanın yaygın bir özelliğidir.

Dolayısıyla bunları Ay'da tespit etmek, bu tür dünyevi mağaralar hakkındaki bilgilerimizi kullanarak Ay'ın tarihini daha iyi anlayabileceğimiz anlamına gelir ifadelerini kullandı.Araştırmacılara göre Ay'ın yüzeyinde tespit edilen çukurlar ve bunlarla bağlantılı olabilecek yeraltı boşlukları, geçmiş volkanik faaliyetlerin izlerini milyarlarca yıl boyunca korumuş olabilir.Bu yapıların incelenmesi, Ay'ın jeolojik evriminin anlaşılmasının yanı sıra Dünya dışındaki volkanik süreçlerin araştırılmasına da katkı sağlayabilir.

GIMLI projesi, NASA'nın insanları yeniden Ay yüzeyine gönderme hazırlıklarını sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi.Amerikan uzay ajansı, Artemis programı kapsamında 2028 yılında gerçekleştirilmesi hedeflenen Artemis IV göreviyle astronotları yeniden Ay yüzeyine indirmeyi planlıyor.Görev kapsamında dört astronot, Orion uzay aracıyla Ay yörüngesine ulaşacak.

Ardından mürettebattan iki kişi, bir Ay iniş aracıyla yüzeye inecek.Astronotların Ay'ın Güney Kutbu yakınlarında yaklaşık bir hafta geçirmesi, bu süre boyunca bilimsel araştırmalar yapması ve çeşitli örnekler toplaması öngörülüyor.Yüzeydeki çalışmaların tamamlanmasının ardından iki astronot yeniden Ay yörüngesine çıkarak mürettebatın diğer üyelerine katılacak ve Dünya'ya dönüş yolculuğu başlayacak.

NASA'nın uzun vadeli hedefleri arasında Ay'da kalıcı bir insan varlığı oluşturmak bulunuyor.Bu nedenle Marius Hills Çukuru gibi doğal yeraltı yapılarının araştırılması, gelecekte kurulabilecek Ay üslerinin tasarımı ve astronotların güvenliğinin sağlanması açısından önem taşıyor.Ancak Marius Hills Çukuru'nun altında gerçekten büyük bir mağara bulunup bulunmadığı henüz doğrulanmış değil.

GIMLI projesinin yanıt arayacağı temel soru da bu olacak.