Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, toplumsal değerlerin korunması, çocukların ve ailelerin zararlı içeriklerden uzak tutulması, kumar ve bağımlılıkla mücadele edilmesi çağrısında bulundu.

Vakıftan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir ikazdır. Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır. Biz bugün bu üç basamağın üçünü de aynı anda yaşıyoruz. Okullarımızda çocuklar çocukları öldürüyor. Sebep çoktur, ama en mühimi bellidir, talim var, terbiye yok. Sınav kazanmak insan olmanın önüne geçiriliyor."

Boş bırakılan kalpleri ekranların doldurduğu belirtilen açıklamada, "Gündüz kuşağı reyting uğruna aile kurumunu yok ediyor. Diziler sadakatsizliği ve fuhşiyatı teşvik ediyor, mafyayı kahraman, silahı itibar, zorbalığı erdem gibi sunuyor. Bunların hepsi herkesin gözü önünde, izinle, ruhsatla ve reklam geliri bahanesiyle yapılıyor. Fon krizi, çürümenin cüzdana da sıçradığını ilan etti. Helali haramı ayırmadan 'köşeyi dönmek' marifet oldu." değerlendirmesi yapıldı.

Açıklamada, "Uyuşturucu 'yaşam tarzı', sanal kumar 'fırsat' diye pazarlanıyor. Evlerin ocağı sönüyor, aileler borç ve utanç içinde dağılıyor. Mahremiyet perdeleri tek tek yırtılıyor, beden metaya çevriliyor, insan beğeni sayısı uğruna onurunu kaybediyor. Bütün bunların ortak adı şudur, insan değersizleştiriliyor, kadim değerlerle bağı bilerek koparılıyor." ifadelerine yer verildi.

Eğitimin, sadece zihni değil kalbi, sadece beceriyi değil vicdanı da beslemesi gerektiği vurgulanan açıklamada, değer eğitiminin müfredatın omurgası olduğu kaydedildi.

Açıklamada, ahlak eğitiminin birkaç ders saatine ve ezberlenmiş öğütlere sığmayacağı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Öğretmenin tutumunda, okulun yönetiminde, sınavın adaletinde ve güçlü karşısında zayıfın nasıl korunduğunda karşılığını bulur. Denetim kurumlarının elindeki yetki süs değildir. Çocukların zihnine lağım akıtan, aileleri tarumar eden yapımlara göz yuman her sessizlik, o yayının ortaklığıdır. Ceza kesip reklam gelirini yerinde bırakmak denetim değil ruhsattır. Çürütücü ve saptırıcı içerikler engellenmelidir. Reyting uğruna nesiller heba ediliyor. Bu ticaretin karını hanesine yazanlar, bedelini millete ödetiyor. Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez. Sanal kumar ve bağımlılık reklamları hala serbestçe dolaşıyorsa, bu bir ihmal değil, tercihtir. Bu tercihin bedelini aileler ve nesiller ödüyor."

"Türkiyemiz son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katetti"

Sadece şikayet eden, alternatif üretmeyen, güçlünün yanlışına susup sadece zayıfın hatasını dile getiren bir ahlak söyleminin, inandırıcılığını kaybetmeye mahkum olduğu kaydedilen açıklamada, "Yolsuzluğa, torpile ve kul hakkına susan, ahlaktan bahsetme hakkını da kaybeder. Türkiyemiz son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katetti, bugün yakın coğrafyamızdan başlayarak tüm insanlığa ümit veren bir noktaya ulaştı. Bu kazanımların heba edilmesine, medeniyet köklerimizden güç alarak daha adil, daha huzurlu bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen bu yürüyüşün sekteye uğratılmasına müsaade edemeyiz." denildi.

Hiç kimsenin şahsi hırsı, menfaati ve sorumsuzluğunun, bu yürüyüşün mimarlarının ve fedakar neferlerinin sırtlarına yük, ayaklarına pranga olmaması gerektiği aktarılan açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Çağrımızdır, çocukları, gençleri ve aileyi koruyan yayın denetimi derhal ve tavizsiz uygulanmalıdır. Kumar ve bağımlılık reklamları tamamen yasaklanmalıdır. Aile danışmanlığı ve bağımlılık tedavisi her ailenin ulaşabileceği hale getirilmelidir. Değerler eğitimi müfredatın omurgası yapılmalıdır. Fon krizinden imara, kamu kurumlarından belediyelere, iş dünyasından sivil topluma rüşvet ve yolsuzlukların suçluları ve sorumluları kim olursa olsun, hesap vermelidir. Tarih, çürümeyi görüp susanları da çürüyenlerle aynı sayfaya yazar. Çocuklarımızın neye alıştığı, yarın kim olacağımızı belirler. Haysiyetin incindiği, mahremiyetin satıldığı, şiddetin alkışlandığı yerde susmayacağız. Bu ihtarı duymayanlar, yarın çocuklarımızın sorusuna cevap veremeyecek. İyiliği öğreteceğiz, yaşayacağız, yayacağız ve koruyacağız. Geleceğimize hep birlikte sahip çıkacağız."