MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "100 İl 1000 İlçe" vizyonu doğrultusunda 19 yeni il ve 78 yeni ilçe kurulmasını öngördüklerini belirterek; nüfus, coğrafi durum, stratejik konum ve gelişme potansiyeli gibi kriterlere göre il yapılacak ilçelerin ilgili kurumların mutabakatıyla TBMM tarafından belirleneceğini açıkladı. Bahçeli plandıkları projenin detaylarına ilişkin Türkgün gazetesine açıklamalarda bulundu.
‘100 İL 1000 İLÇE’ PROJESİNİ KAMUOYUYLA PAYLAŞTI
100 İl 1000 İlçe projesi ile neyi amaçlıyorsunuz? Çalışma nasıl ortaya çıktı ve neleri içeriyor? İlkesel bazda öncelikle kısaca değerlendirir misiniz?
"Öncelikle, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye’de dirlik ve düzenin güçlendirilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi olarak beş ana ilkeyi milletimizin dikkatlerine sunmak istiyorum. Birincisi, yasama, yürütme ve yargı faaliyetleri arasında denge ve uyumun tesis edildiği, kamu yönetiminde şeffaflık, verimlilik ve liyakat esasına dayanan güçlü otorite ve kurumsallık. İkincisi, merkezden taşraya devletin bütün unsurlarının uyum, koordinasyon ve iş birliği içerisinde çalışmasını sağlayacak, hukuki çerçevesi iyi belirlenmiş yetki ve meşruiyet. Üçüncüsü, Türk devlet geleneğinde hukuka ve mevzuata ruhunu üfleyen adalet ve hakkaniyet.
Dördüncüsü, kamu yararını merkeze alan, toplumun talep ve beklentilerine, ahlaki-moral duygularını besleyecek şekilde karşılık veren güven ve refah anlayışı. Beşincisi ise değişen dünyanın risk ve tehditlerini bertaraf edecek, imkân ve fırsatlarına hızla adapte olacak şekilde kurumsal sistemin geliştirilmesi ve iyileştirilmesidir. İstiklalimizin ve egemenliğimizin timsali olan hilalin yanında bu beş unsur, Türk devletinin istikbalini temsil eden yıldız mahiyetindedir. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçişle beraber kamu idaresinde önemli bir reform sürecini hayata geçirmiştir. Türkiye’nin artan nüfusu, demografik dağılımı, şehirleşme süreci, ekonomik ve sosyal dinamikleri, teknolojik gelişmeler ve idari ihtiyaçları, mülki-idari yapısında da reform ihtiyacını doğurmaktadır.
Bu bağlamda, idarenin bütünlüğü temel ilkesi etrafında devlet yönetiminin rasyonelleştirilmesi, merkezî idareye ilişkin iyileştirme ihtiyacının giderilmesi, yerel yönetimlerin hizmet odaklı etkinliğinin artırılması ve kamu hizmetlerinin insan merkezli tesis edilmesi için “100 İl 1000 İlçe vizyonunu” Türk kamuoyuna yeniden hatırlatmakta fayda görüyorum. “100 İl 1000 İlçe vizyonumuz”, Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına atfen daha önce dile getirdiğimiz, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın geniş penceresinden kurumsallığa bakan yönü, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında güçlü idari yapısının ilk basamağı, büyüyen ve gelişen Türkiye’nin ayak seslerinin dosta düşmana ilanıdır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak hazırladığımız projeyle 19 yeni il ve 78 yeni ilçe kurulmasını öngörüyoruz.
Nüfus, gelişme potansiyeli, coğrafi durumu, hizmete erişimde yaşanan sıkıntılar, stratejik konumu gibi objektif kriterler dikkate alınarak belirlenen ilçelerin il statüsüne çıkarılmasını hedefliyoruz. Kuşkusuz il yapılacak ilçeler, nihayetinde il olma potansiyeli taşıyan ilçelerimiz arasından, devletimizin ilgili kurumlarının belirlenen nesnel ölçütler doğrultusunda ortaya koyacağı mutabakatla TBMM tarafından belirlenecektir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak objektif kriterlere göre il olmasının uygun olacağını düşündüğümüz ilçeler ve ilçe olmasının uygun olacağını değerlendirdiğimiz beldelere ilişkin kanun teklifi, ilerleyen zaman diliminde gündeme getirilebilecektir.
Anlaşıldığı kadarıyla bu proje, idari sisteme ilişkin kapsamlı bir çalışmanın ürünü. Ne dersiniz?
Evet. Bu proje, Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonu çerçevesinde Milliyetçi Hareket Partisi’nin merkezî idare ve mahallî idarelere yönelik iyileştirme önerileri sunan detaylı çalışmasına dayanmaktadır. Bilindiği gibi Türkiye’nin darbeler, muhtıralar ve kısa süreli koalisyonlarla çalkantılı ve kaotik siyasi süreci, verimli bir kamu yönetimi inşasını mümkün kılmamıştır. Siyasetin konjonktürel durumu ve aktüel tartışmaları, aynı zamanda kamu yönetiminde istikrarsızlığı da beraberinde getirmiştir. 2017 yılında yapılan anayasa değişikliği halk oylaması sonucunda Türkiye, siyasetin yapısal sorunlarını geride bırakarak etkin işleyen bir devlet yapısı inşa etmek adına tarihî bir adım atmış; Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçişi gerçekleştirmiştir. Bu adımın berdevamı ve Türkiye’nin “Türk ve Türkiye Yüzyılı” hedeflerine ulaşabilmesi için Türk idari sisteminin ve kamu yönetiminin de bütünüyle yeni sistemle uyumlu hâle getirilmesi gerekmektedir.
İdarenin geliştirilmesinin sürekliliği içinde; kamu hizmetlerinin etkin ve verimli gerçekleşmesi, kamu yararının azami ölçüde tesis edilmesi, yönetimde adil, şeffaf ve demokratik standartlara kavuşulabilmesi, milletimizin talep ve ihtiyaçlarının, çağın gerek ve icaplarının karşılanabilmesi için merkezî yönetimden taşra teşkilatlarına, bürokrasiden mahallî idarelere uzanan geniş bir yelpazede kanuni düzenlemelerin yapılması zaruret hâline gelmiştir. Bu düzenlemeler, Terörsüz Türkiye süreciyle beraber huzur, istikrar ve refah istikametinde yeniden oluşturulmaya çalışılan iklimin kalıcı olması açısından da önem arz etmektedir. Bu doğrultuda yönetim anlayışına, teşkilatlanma ve insan gücüne, görev, yetki ve sorumluluk sistematiği içinde devlet fonksiyonlarının işlerliğinin artırılmasına ilişkin düzenleme önerilerine yer verilmektedir.


