1. Antalya’dan Fethiye’ye kadar Likya Yolu...
Tam o tarihi yolun “masal durağı” Fethiye’de “Geleneksel Hava Oyunları” düzenlenirken...
“Likya Yolu’nun Kaş-Demre arasındaki bölümünde yürüyüş yaparken kaybolan Friederike Elisabeth Newrzella için arama çalışması başlatıldı.”
Babadağ’dan Akdeniz’in derin mavisine doğru süzülen paraşütlere mi sevinsem;
Yoksa kim bilir kaçıncı kez Likya Yolu’ndan gelen bu habere mi üzülsem.
Babadağ’a harika bir teleferik, muhteşem güzel restoranlar yapıldı.
Ve o derin maviye doğru insanın gözlerini kamaştıran bir “estetik zirvesi” hâline geldi.
Küresel bir turizm merkezi olabilmek için her şey var.
Tarih var. Akdeniz’in en güzel koyları var. Ölüdeniz gibi bir doğa mirası var.
Böylesine küresel bir zenginliği “bölgesel” bir zeminde tutmak yetmiyor.
Turizm Bakanlığı, CNN dâhil, dünyanın en önemli tenis turnuvalarına Türkiye’nin tanıtım filmlerini girerken Ölüdeniz manzaraları koyuyor.
Babadağ’dan atlayan paraşütlerin o cennet mavisine süzülüşünü gösteriyor.
Ama aynı küresel çalışma bu tür festivallere yeterince yansımıyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’la dostluğumuz var. Çalışmalarını yakından biliyorum.
-Lütfen buraya küresel bir destek!
LİKYA YOLU KAYIPLARINI BEN KAÇ KEZ YAZDIM
2. Türkiye gibi küresel güç olma yolunda giden bir ülkenin;
Bu muazzam tarihe, kültüre ve coğrafyaya çok daha geniş çaplı yaklaşması gerekmez mi?
Bu bölge Bodrum ve Antalya’dan ibaret olmamalı...
Yani Madonna’nın ya da Sade’nin Babadağ’dan atladığı paraşütle Ölüdeniz’deki konser sahnesine inmesi olamaz mı?
Milyar dolarlık turizm pastasında böyle bir organizasyon sorun mudur?
Ve geliyorum bakımsız, çaresiz, unutulmuş Likya Yolu’na...
Kim bilir kaç kez yazdım. Kaybolan turistler. Ölü bulunan turistler.
İşte yakın zamanda yazdığım yazıdan bir paragraf:
“Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, ‘Kültür Yolu Festivalleri’ gibi harika bir projeyi başlattı. Anadolu’nun birçok noktasında kültür adına müthiş bir canlılık oluştu. Daha önce Likya Yolu için bir çalıştay yaptığını da biliyorum. Güzergâhtaki tarihi yerler korumaya alındı. Ancak Likya Yolu tescil edilmedi. Şimdi öneriyorum: Kültür Yolu Festivalleri, 4 bin yıl öncesine giden bu Likya Yolu’yla taçlandırılmalıdır. Antalya’dan Fethiye’ye kadar onlarca tarihi kentten geçen bu yolun bakımı, hijyeni ve güvenliği mutlak bir sisteme kavuşmalıdır. Türkiye’de gece müzeciliğini başlatan Bakan Ersoy eminim bunu da yapar.”
İŞARETLER BİLE SİLİNMİŞ
3. Bir Avustralyalı ve bir Çinli turistin ölümü.
Tamam jandarmamız çoğunu kurtardı. Ama burada sorun ‘kurtarmak’ değil ki;
Neden bu kadar müthiş bir tarihi yolculuğun güvenliğini ve hijyenini sağlayamıyoruz?
Likya Yolu’nun çok tecrübeli rehberlerinden Naim Sür’ün tespitlerini yazmıştım.
Bu tarihi yürüyüş yolunda çok sorunlar var. Uçurumlar, su eksikleri. Kalacak yer, hijyen...
Yol işaretlerinin silinmiş olması. GPS sorunları.
İşte bütün bunları alt alta yazınca diyorum ki;
Türkiye’nin bütün bölgelerinde “Kültür Yolu Festivali” düzenleyen Turizm Bakanı Mehmet Ersoy;
Neden bu binlerce yıllık kültür ve tarih yolu için bir festival düzenlemiyor?
Ve böylece bu coğrafyayı “küresel ölçekle” buluşturmuyor?
Dünyada Babadağ’dan Ölüdeniz gibi bir güzelliğe süzülen başka bir parkur yok ki.
Başta Muğla Valisi İdris Akbıyık ve Belediye Başkanı Alim Karaca olmak üzere;
Fethiye Hava Oyunları’nı düzenleyen ve uluslararası olması için elinden geleni yapan bütün ekibe teşekkür ediyorum.




