ABD HÜKÜMETİNİN İKLİM EYLEMİNE KARŞI TUTUMU
Bakan Kurum'a ABD'nin Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesiyle ilgili yorumu da soruldu: Amerika hükümet olarak geri adım atmış olabilir ama ben Amerika'daki odalara kayıtlı şirketlerle görüştüm. Google, Apple, Amazon, Amerika'nın hatta dünyanın ekonomisine yön veren büyük firmalar… 'Evet hükümet bu yönde bir karar aldı ama biz üretimi yapan sanayiciler ve üreticiler olarak böyle düşünmüyoruz. Ve COP 31'de Amerika'yı temsilen ne yapmamız gerekiyorsa biz de bu başlıklarda çalışmak istiyoruz' dediler. Neticede Amerika'nın özel sektörü bunu net bir şekilde istiyor. Ben toplumun da istediğini düşünüyorum. Bugün Amerika hükümeti böyle bir karar almış olabilir ama bir önceki dönemde bu işe liderlik etmek için bir mücadele vardı, onu da gördük. Dolayısıyla biz bu farklı bakışları bir kenara koyup asıl olan hedefe doğru kararlı adımları atmak zorundayız. Çin'le görüşüyoruz, Çin sürece katılım sağlıyor. Herhangi bir problem yok. Hatta ben Çin'i tebrik ediyorum. Yani şöyle tebrik ediyorum, gerçekten böyle büyük bir coğrafya, böyle büyük bir nüfusla bu dönüşüme kendi ülkesinde liderlik ediyor. Yani elektrikli araçlara tutun da işte yenilenebilir enerji üretim tesislerine kadar hem ülkesinde hem de dünyanın farklı coğrafyalarında yatırımlar yapıyorlar. Rusya'yla aynı şekilde görüşmeleri yürütüyoruz. Sonuçta burada iklim değişikliğiyle mücadele edeceksek ortak mutabakatta bir araya gelmemiz gerekiyor. Yani ben bir sorun görmüyorum orada.
"TÜRKİYE BARIŞIN, HUZURUN ADRESİ OLMUŞTUR"
Bakan Kurum, Türkiye'nin daha adil bir iklim yönetimini nasıl ortaya koyacağına ilişkin sorusu şöyle cevapladı: Biz aslında Türkiye olarak dış politikadaki duruşumuzla bu eşitlik ve hakkaniyet konusunda dünyada ender ülkelerden bir tanesiyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız yürütmüş olduğu dış politika bunu net bir şekilde gösteriyor. Bugün yaşadığımız krizlerde Türkiye barışın, huzurun adresi olmuş. Yani yaşadığımız gerek Ortadoğu'daki krizlerde, dünyanın başka coğrafyalarındaki krizlerde Türkiye arabulucu olmuş, arabulucu rolü üstlenmiş ve bunu yapıyoruz. Rusya, Ukrayna krizinde de bu tavrı sergiledik. Diğer krizlerde de. Dolayısıyla burada da UNFCCC konusunda, COP sürecinde de bu tarafsızlığı ve güveni tüm dünyaya gösterdiğimizi düşünüyorum. Finansman konusunda, evet şu an harcanan finansman özel sektörle birlikte 1.7 trilyon dolar seviyesinde. Ama o hedefleri yakalayabilmemiz için 7.5 ila 9 trilyon dolar para harcamamız gerekiyor. Burada taahhütlerin bir kere bir an önce uygulamaya dönmesi ve taahhütlerin gerçekleştirilmesi birinci öncelik. O yüzden tüm dünya ülkelerini de bu noktada taahhütlerini gerçekleştirmeye çağırıyoruz. Bu süreci takip ediyoruz.
6 PİLOT ÜLKE İÇİN İKLİM UYGULAMA MEKANİZMASI HAYATA GEÇİRİLECEK
Bakan Kurum COP31'in 'uygulama' hedefinin gerçekleşmesi için atılacak adımları da şöyle sıraladı: Uygulama mekanizması dediğimiz mekanizmayı hayata geçiriyoruz. New York'ta 6 pilot ülkeyi açıklayacağız. Burada çalışmaları başlattık. Hatta Maliye Bakanlığımızla bu projenin geliştirilmesi için Türkiye olarak görüşmelerimizi de yaptı. Bir hibe desteği de sağlayacağız. Bu mekanizma hayata geçtiğinde verimliliği esas alacağız, yani daha az parayla daha çok netice alacağımız işlere odaklanacağız. Uygulamayla projeyi birleştireceğiz. Bu hedefleri ortaya koyduk. Bu hedefleri koyduğumuzda doğrudan veya dolaylı ama merkezi hükümet ama özel sektör bu işleri yapabilmek için bütçesini arttırmak zorunda. Yaşadığımız süreç de aslında bu işe daha fazla bütçe ayırmamız gerektiğini söylüyor bize.






