Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, uluslararası anlaşmalar, ikili diplomatik girişimler ve hukuki yollar olmak üzere tüm yöntemleri deneyerek özellikle son 20 yılda çok önemli eserleri, çıkarıldığı topraklara, ülkeye kazandırdıklarını belirtti.
Gaziantep'te düzenlenen "ARICA 1. Uluslararası Türk Dünyası Kazı Sonuçları Toplantısı"na 6 ülkeden bilim insanı katıldı.
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü'nün kent merkezindeki tarihi binasında düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Türk yurdundan gelen bilim insanlarıyla buluşmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Binlerce yıllık tarihe sahip Türk tarihinde muhteşem medeniyetlerin kurulduğunu belirten Alpaslan, "Bu tarihi birikim bu zengin medeniyet araştırılarak, bütün kökleriyle, buluntularıyla ortaya çıkarılarak bugün Türk dünyasına ışık tutacak ve gelecek için yol haritası çıkaracaktır. Dolayısıyla bu tür toplantılara, bu tür akademik çalışmalara Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak, Türkiye olarak çok büyük önem vermekteyiz." diye konuştu.
Anadolu topraklarının, kültürel varlıklar, tarihi birikim açısından oldukça zengin bir potansiyele sahip olduğunu dile getiren Alpaslan, şunları söyledi:
"Bu çerçevede Türkiye'de kurtarma kazıları, yüzey araştırmaları ve bilimsel araştırmalar olmak üzere 800'e yakın arkeolojik kazı yürütmekteyiz. Bunlardan 251'i son derece kıymetli. Geçtiğimiz yıl hayata geçirdiğimiz Geleceğe Miras Projesi kapsamında Türkiye tüm imkan ve kaynakları seferber ederek, 251 kazıda yıl boyunca arkeolojik kazıların yoğun bir şekilde yürütülmesi, burada ortaya çıkan eserlerin bilimsel yayınlara dönüştürülmesi ortaya çıkan eserlerin restore edilmesi insanlığın hizmetine sunulması gibi çok önemli çalışmalar hayata geçirilmekte."
Alpaslan arkeolojik kazılardan elde edilen eserlerin müzelerde sergilendiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Geçen yüzyıl maalesef başta bu topraklar olmak üzere çıkarıldığı topraklardan hukuksuzca götürülen çok kıymetli tarihi eserlerin geri kazanımda çok önemli çalışmalara imza atmaktayız. Uluslararası anlaşmalar, ikili diplomatik girişimler ve hukuki olmak üzere tüm yol ve yöntemleri deneyerek özellikle son 20 yılda çok önemli eserlerimizi, çıkarıldığı topraklara, ülkemize kazandırdık. Eserleri tekrar ülkemize getirmeye yönelik çalışmalarımızı tüm gücümüzle devam ettirmekteyiz. Yine etrafımızda yaşanan savaşlar başta olmak üzere Suriye, Irak, İran gibi ülkelerden kaçırılmış ve ülkemizde bulunan eserleri de aynı sorumlulukla o ülkelere iadesini sağlamaktayız. Bunu da tarihe kültüre olan sorumluluğumuzun gereği olarak yerine getirmekteyiz. Yine büyük medeniyetlerin kurulduğu bu topraklarda çok önemli kültürel varlıklarımız olan anıt eserlerimizi de restore ederek, koruyarak insanlığın ve gelecek kuşaklara aktarılması yönünde çalışmalarımızı bütün gücümüzle devam ettiriyoruz."
Kaçak kazılarla mücadeleyi de sürdürdüklerini ifade eden Alpaslan, "Zengin birikimimizi hassasiyetle koruyarak, yaşatarak, gelecek nesillere aktarmaktayız. Bu hassasiyetimizi soydaşlarla Türk yurdunda da işbirliği içerisinde yürütmeyi aynı kararlılık ve anlayışla devam ettiriyoruz. Bu çalışmaların ortaya çıkarılması, insanlarımızın Türk dünyasını daha iyi tanıması, bilmesi, gelecekteki çalışmalar için de yol gösterici olması son derece kıymetli. Hem ülkemizde hem Türk dünyasında bu eserlerin turizme önemli bir katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.
"Enstitü olarak şehrimizi Türk arkeolojisinin buluşma noktası yapmaya kararlıyız"
Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şaban Doğan, Türkiye'nin yanı sıra Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Moğolistan ve Macaristan'dan katılan bilim insanlarıyla yürütülen arkeolojik kazı ve araştırmaların sonuçlarının paylaşılacağı toplantıya ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Toplantının coğrafi sınırların ötesinde ortak tarihin ve kültürel mirasın bilimsel yöntemlerle ele alınması bakımından önemli olduğunu kaydeden Doğan, "Türk tarihi ve medeniyeti, bugünkü siyasi sınırların çok ötesine uzanan geniş bir coğrafyada şekillenmiştir. Türkistan bozkırlarından Anadolu'ya, Kafkasya'dan Balkanlar'a, Doğu Avrupa'dan Orta Doğu'ya kadar uzanan bu coğrafya, Türk milletinin tarihi ve kültürel izlerini taşımaktadır." dedi.
Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsünün bu anlayışla hareket ederek Türk dünyasında arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası işbirliğini geliştirmeyi, bilimsel kapasiteyi güçlendirmeyi amaçladığını ifade eden Doğan, "Enstitü olarak şehrimizi Türk arkeolojisinin buluşma noktası yapmaya kararlıyız. Tarih boyunca pek çok önemli medeniyete ev sahipliği yapan ve bugün de arkeolojik bir hazine olan Gaziantep buna hazırdır. Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü olarak ülkemizi, Türk dünyasında arkeoloji ve kültürel miras alanında faaliyet gösteren kurumların buluştuğu, bilimsel tecrübenin paylaşıldığı ve ortak projelerin geliştirildiği önemli bir merkez haline getirmek istiyoruz." diye konuştu.
Vali Yardımcısı Bülent Uygur, toplantının Türk dünyasına, tarihine ışık tutacağını ve geleceğe daha güçlü adımlarla yürümeye vesile olacağına inandığını kaydetti.
Toplantıya Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, kurum müdürleri, akademisyenler ve davetliler katıldı.



