Kendinizi başka bir gezegende hissettirecek, herkesin bildiği değil, kimsenin bilmediği yerlerden oluşan bir liste.

Geçimli Köyü, Hakkâri'nin Çukurca ilçesine bağlı, muhteşem doğası ve köklü geçmişiyle öne çıkan, Zap Vadisi üzerinde konumlanmış bir köy. Sarp dağların, derin kanyonların ve gürül gürül akan Zap Suyu'nun şekillendirdiği bu vadi, Doğu Anadolu'nun en etkileyici ve bakir rotalarından biri.

Köyün en dikkat çekici özelliklerinden biri, Nesturi Kilisesi kalıntılarına ev sahipliği yapması. Hakkâri ile Irak sınırı arasında uzanan Zap Vadisi, Türkiye'nin en sarp, engebeli ve büyüleyici manzaralarına sahip. Vadinin kalbi olan Zap Suyu, yüksek debisiyle rafting, kano ve nehir kayağı gibi su sporları için oldukça elverişli. Yol boyunca uzanan dev kayalıklar, köprüler ve sürekli değişen ışık oyunları, burayı fotoğrafçılar ve doğaseverler için eşsiz bir görsel şölene dönüştürüyor.

Çubuk Köyü, Bolu'nun Sakin Şehir (Cittaslow) unvanına sahip tarihi Göynük ilçesine bağlı, etrafını saran yoğun çam ormanları ve masalsı gölüyle bilinen çok huzurlu bir Karadeniz köyü.

Köyün hemen kıyısında yer alan Çubuk Gölü, yaklaşık 15 hektar büyüklüğünde bir heyelan set gölü. Gölün etrafında, geçmiş yıllarda burada çekilen bir film platosu için inşa edilmiş olan yel değirmenleri yer alır. Zamanla buranın simgesi haline gelen bu değirmenler, gölün durgun suyu ve arkadaki çam ormanlarıyla birleştiğinde kartpostallık, adeta bir Kuzey Avrupa kasabasını andıran manzaralar sunar.

Yalova Dipsiz Göl, Çınarcık ilçesine bağlı Teşvikiye beldesinde, Samanlı Dağları'nın derinliklerinde yer alan iki saklı krater gölü. Birbirine oldukça yakın mesafede bulunan Büyük Dipsiz Göl (530 metre rakım) ve Küçük Dipsiz Göl (570 metre rakım), çevresindeki balta girmemiş yoğun orman yapısıyla Bolu Yedigöller'in büyüleyici atmosferini aratmaz.

Dipsiz Göl; şehirden kısa süreli uzaklaşmak isteyenler için huzurlu bir kaçış noktasıdır. Özellikle sonbaharda göl yüzeyine yansıyan kızıl ve sarı tonlar burayı daha da büyüleyici kılar.

Narlıkuyu denince akla ilk taze kaya lagosu gelir. Genellikle buğulama veya şiş olarak tercih edilir. Narlıkuyu, Mersin Silifke'ye bağlı, turkuaz renkli koyu, buz gibi tatlı su kaynakları, meşhur lagos balığı restoranları ve binlerce yıllık tarihiyle Akdeniz'in en özel duraklarından biri. Antik çağdaki adı Porto Calamie olan bu küçük koy, hem doğa hem de tarih meraklıları için adeta bir cennet.

Aynı zamanda yakınındaki Cennet-Cehennem obrukları ve tarihi mozaikleriyle bölge, sadece deniz değil kültür keşfi için de önemli bir durak. Narlıkuyu koyunun en büyük özelliği, hemen yukarısındaki Cennet Obruğu'nun altından geçen yeraltı nehrinin tam bu noktada denizle buluşması. Tatlı ve sodalı olan bu yeraltı suyu denizin hem rengini turkuaza boyar hem de Akdeniz'in sıcak suyuna tezat olarak buz gibi yapar. Bu sebeple yaz sıcağında serinlemek isteyenler için harika bir yüzme noktası haline gelir.

Gideros Koyu, Kastamonu'nun Cide ilçesine yaklaşık 11 kilometre mesafede yer alan, Karadeniz'in hırçın dalgalarından tamamen yalıtılmış, yüksek kayalıklarla çevrili doğal yapısı ve sakin deniziyle ünlü saklı bir doğal liman. 1. derece doğal ve 2. derece tarihi sit alanı olarak korunan bu büyüleyici koy, kestane, meşe, kayın ve şimşir ağaçlarının denizin zümrüt yeşili sularıyla buluştuğu, Karadeniz'in en ikonik manzaralarından birini sunar. Gün batımında suya düşen altın ışıklar, Gideros’un huzurlu atmosferini daha da büyülü hâle getirir.

Antik çağdaki adı Cytorus olan Gideros, yaklaşık 3 bin 500 yıllık köklü bir geçmişe sahip. Homeros'un İlyada destanında adı geçen bu korunaklı bölgenin, tarih boyunca Amazon kadınlarına ev sahipliği yaptığı, Cenevizliler, korsanlar ve kaçakçılar tarafından sığınak olarak kullanıldığı biliniyor.

İlaç gibi lokasyon. Burası Antalya’ya 45 km mesafede bulunan Sığla Ormanı. Burdur ve Muğla’da yayılmış Sığla ormanının Aksu Çayı üzerindeki yansımalarını görmenin tam zamanı bu aylar.

Sığla Ormanı, dünya üzerinde neredeyse sadece Muğla ve çevresinde yayılmış olan ve endemik bir ağaç türü olan Anadolu Sığla Ağaçlarından oluşuyor. Halk arasında günlük ağacı olarak da bilinen bu özel tür, kendine has büyüleyici kokusu, devasa boyu ve gövdesinden elde edilen şifalı sığla yağı ile biliniyor. Özellikle sonbaharda kızıl ve altın tonlara bürünen yaprakları, ormanı masalsı bir atmosfere dönüştürür. Nemli toprak, su kanalları ve yoğun ağaç dokusu; burayı hem serin hem de sakin bir yürüyüş rotası hâline getirir. Doğal reçinesiyle bilinen sığla ağaçları, hem kültürel hem ekolojik açıdan büyük önem taşır.

Aksaray’da yer alan Soğuk Su Gayzeri, yer altı basıncının etkisiyle belirli aralıklarla fışkıran soğuk suyu sayesinde Türkiye’de nadir görülen doğal oluşumlardan biri. Sıcak değil, soğuk su püskürtmesiyle dikkat çeken bu gayzer; sade bozkır manzarası içinde şaşırtıcı bir doğa harikası. Ani yükselen su sütunu ve ardından gelen sessizlik, burayı kısa ama etkileyici bir gözlem noktası hâline getirir. Özellikle fotoğraf meraklıları için sıra dışı bir mekandır.

Eskişehir'in Alpu ilçesine bağlı Sakarıkaracaören, adeta saklı bir cenneti andıran, büyüleyici doğasıyla son dönemde popülaritesi artan masalsı bir köy. Eskişehir il merkezine yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta. Köyün en çarpıcı özelliği, Sakarya Nehri'nin kaynak sularıyla beslenen berrak ve muazzam turkuaz rengi suları. Suyun temizliği ve dinginliği o kadar üst seviyededir ki, kıyıdan bakıldığında suyun içindeki su altı bitkileri ve yaşamı açıkça seçilebiir. Dağların arasına sıkışmış fiyort benzeri bu göl manzarasını görenler sıklıkla burayı İsviçre köylerine benzetir.

Hakkâri’de yükselen Şine Dağı, sert topoğrafyası, keskin sırtları ve geniş ufuklarıyla Doğu Anadolu’nun en vahşi dağ manzaralarından birini sunar. Yüksek rakımın getirdiği serinlik, taşlık yamaçlar ve kesintisiz sessizlik; burayı kalabalıktan uzak, güçlü bir doğa deneyimine dönüştürür. Işığın gün içinde dağın yüzeyinde yarattığı kontrastlar, manzarayı sürekli değiştirir. Yürüyüş, manzara izleme ve fotoğraf için yalın ama etkileyici bir rota arayanlar için Şine Dağı, doğanın ham hâliyle karşılaşma noktasıdır.

Kuşça Peribacaları, Konya'nın Kuşça Mahallesi sınırlarındaki Celil Boğazı bölgesinde bulunan eşsiz bir doğa harikası. İç Anadolu bozkırının ortasında yükselen bu jeolojik oluşumlar, Kapadokya, Afyonkarahisar (Frig Vadisi) ve Erzurum Narman'dan sonra Türkiye'nin dördüncü büyük peribacası alanı olarak kabul edilir. Kuşca Peribacaları, rüzgâr ve suyun uzun yıllar boyunca şekillendirdiği ilginç kaya oluşumlarıyla dikkat çeker. Kapadokya’daki peribacalarından farklı olarak daha sade, daha ham bir görünüme sahip olan bu oluşumlar; yalınlığıyla etkileyici bir atmosfer sunar. Gün doğumu ve gün batımında kayaların aldığı tonlar, alanın karakterini daha da belirginleştirir.

Sivas şehir merkezine yaklaşık 24-28 kilometre uzaklıktaki Altınkale Travertenleri, mineral bakımından zengin suların zamanla oluşturduğu katmanlı beyaz yapılarıyla dikkat çeken doğal bir oluşum. Bozkır coğrafyasının sade tonları arasında parlayan travertenler, suyun sabırla şekillendirdiği yalın ama etkileyici bir manzara sunar.

Sessiz çevresi, açık ufuk çizgisi ve travertenlerin üzerinde oluşan doğal havuzlar; burayı kalabalıktan uzak, durup manzarayı izlemek isteyenler için dingin bir durak hâline getirir. Pamukkale'nin beyaz basamaklarına tezat olarak, buradaki katmanlar akan termal suyun mineral yapısı nedeniyle tamamen altın sarısı bir renge sahiptir.

Kayseri’nin Çevril bölgesinden geçen Kızılırmak, Anadolu’nun en uzun nehri olarak burada daha sessiz ve sakince akar, daha dingin bir karaktere bürünür. Geniş yatak, açık ufuk çizgisi ve çevresindeki bozkır dokusu; suyla toprağın yalın uyumunu gözler önüne serer. Doğa fotoğrafçılığı ve son dönemde yapılan baraj manzaralı villa/bungalov projeleriyle bilinir.

Trabzon’un Maçka ilçesinde, Kiremitli Köyü sınırlarında, sarp kayalıkların arasına kurulmuş Vazelon Manastırı, Karadeniz’in en eski manastır yapılarından biri olarak 3. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe sahip. Ormanla çevrili konumu, yüksek duvarları ve kayalara yaslanan mimarisiyle hem mistik hem de etkileyici bir atmosfer sunar.

Günümüze ulaşan duvar resimleri, şapel kalıntıları ve taş yapılar; manastırın bir dönem bölgedeki dini ve kültürel yaşamın merkezlerinden biri olduğunu hissettirir. Sessizlik, yükseklik ve doğayla iç içe geçmiş bu yapı, keşfi biraz zahmetli ama unutulmaz bir duraktır. Ünlü Sümela Manastırı'ndan bile daha eski bir geçmişe sahiptir. Hatta tarihi kayıtlara göre bölgenin en zengin manastırı olan Vazelon'un gelirleri, Sümela Manastırı'nın inşasında kullanılmıştır.

Timsah Kanyonu, Diyarbakır’ın Dicle ilçesi Taşağıl Mahallesi sınırlarında yer alan, Dicle Nehri’nin bir kolu tarafından milyonlarca yılda şekillendirilmiş saklı bir doğa harikasıdır. Sarp kayalıklar arasında gizlenen Timsah Kanyonu, adını yukarıdan bakıldığında timsahı andıran kaya formasyonlarından alır. Dar geçitleri, yüksek kaya duvarları ve kanyon tabanında ilerleyen doğal hatlarıyla bakir bir doğa deneyimi sunar. Bölgenin sert coğrafyasıyla uyumlu bu kanyon, kalabalıklardan uzak keşif arayanlar için güçlü bir atmosfer yaratır. Gün ışığının kayalar arasından süzülüşü ve sessizlik; yürüyüş yapmak ve fotoğraf çekmek için idealdir.

Gümüşhane’nin Esenyurt köyü yakınlarında, yaklaşık 130 metre yükseklikte, sarp bir kayalığın tepesine kurulmuş olan Kov Kalesi, Doğu Karadeniz’in en etkileyici tarihi yapılarından biri, görkemli bir Orta Çağ yapısı. 9. yüzyılda Bizanslılar tarafından yapıldığı düşünülen kale, stratejik konumuyla Harşit Vadisi’ne hâkim. Yüksek duvarları, gizemli odaları ve çevresindeki dağ manzarasıyla hem tarih hem doğa tutkunlarını büyüler. Gümüşhane’nin sembollerinden biri olan Kov Kalesi, gökyüzüyle neredeyse birleşen konumuyla adeta geçmişin sessiz bir nöbetçisidir. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin günümüze kadar en iyi şekilde korunmuş ve en ihtişamlı kalelerinden biri olarak kabul edilir.

Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde, Samanlı Dağları’nın eteklerinde yer alan Kuzuyayla Tabiat Parkı, doğayla iç içe sakin bir kaçış arayanlar için mükemmel bir rota. Özellikle doğa yürüyüşü, kampçılık ve piknik için tercih edilen en popüler doğa rotalarından biri. Geniş çayırları, çam ve kayın ormanlarıyla çevrili yürüyüş yolları ve temiz dağ havasıyla dört mevsim ayrı güzellikte. İlkbaharda yemyeşil doğasıyla, kışın ise bembeyaz kar örtüsüyle büyüler. Kamp, piknik ve doğa fotoğrafçılığı için en çok tercih edilen yaylalardan biridir.

Ardahan’ın Gürcistan sınırında yer alan Posof; yüksek dağları, derin vadileri, kendine has iklimi, el değmemiş doğası, zengin kültürel yapısıyla öne çıkan ve yemyeşil ormanlarıyla Doğu Anadolu’nun en huzurlu köşelerinden biri. Posof aynı zamanda göçmen kuşların geçiş güzergâhında. Gürcü mimarisi etkilerini taşıyan köyleri ve yaylalarıyla kültürle doğanın harmanlandığı sakin bir vadi. Yılın her dönemi yemyeşil.

Aşağı Dünya Obruğu, Mersin’in Silifke ilçesinde yer alan, hem çarpıcı jeolojik yapısıyla hem de içinde barındırdığı saklı antik yaşam izleriyle Türkiye'nin en sıra dışı ve gizemli obruklarından biri. Yeraltı sularının binlerce yılda kayaları eritmesiyle meydana gelen bu dev doğal çukur, hem mistik atmosferi hem de çevresindeki doğal güzellikleriyle doğaseverleri cezbeder. Cennet ve Cehennem obruklarına kıyasla daha az bilinir.

Gürcistan sınırında yer alan, Artvin’in yemyeşil dağlarının arasında gizlenen ve 2015 yılında uluslararası "Cittaslow" ünvanı kazanan, huzurlu ve masalsı doğasıyla ünlü büyüleyici bir Karadeniz ilçesi. Devasa ormanları, ahşap mimarili köy evleri, buzul gölleri ve sisli yaylalarıyla adeta İsviçre Alpleri'ni andıran Şavşat, kitle turizminden uzak kalmayı başarmış en özel korunaklı bölgelerden.

Gökkuşağı Tepeleri, Türkiye'nin en doğusunda, Iğdır ilinin Tuzluca ilçesinde yer alan, adeta bir ressamın boya paletini andıran muazzam bir doğa harikası. Kırmızı, sarı, kahverengi ve gri tonlarının kat kat işlendiği bu doğa harikası Türkiye'nin resmi jeolojik mirasları listesinde yer alıyor.

Şehir merkezinde sönmüş bir volkanik kaya kütlesi üzerinde yükselen, yerden tam 226 metre yükseklikteki konumuyla Anadolu'nun en görkemli ve en eski savunma yapılarından biri. Hem şehre adını veren Karahisar kısmını oluşturması hem de eteklerindeki rengarenk tarihi konaklarla bütünleşen siluetiyle kentin en önemli simgesi.. Hititlerden Osmanlı’ya kadar nice medeniyetin izini taşıyan bu kale, hem tarih hem de manzara arayanlar için eşsiz bir rota. Kalenin tarihi MÖ 1350 yıllarına, Hitit İmparatoru II. Murşil dönemine kadar uzanıyor.

Santa Harabeleri, Gümüşhane’nin Merkez ilçesine bağlı Dumanlı Köyü sınırlarında yer alan, sisli dağların arasına gizlenmiş büyüleyici bir Orta Çağ ve Osmanlı dönemi madenci yerleşimi. Yanbolu Vadisi üzerinde, yaklaşık 1600 metre yükseklikte kurulu olan bu bölge, kendine özgü taş mimarisi, doğayla bütünleşen mistik havası ve hüzünlü hikayesiyle Karadeniz’in en gizemli açık hava müzelerinden biri olarak kabul edilir. 17. yüzyılda Rumlar tarafından kurulan yerleşim, çevredeki demir, kurşun ve gümüş madenlerinin verimli bir şekilde işletilmesiyle Osmanlı döneminde büyük bir ekonomik refaha ve nüfusa ulaştımış.

Afyon'un Çay, Bolvadin ve Sultandağı ilçeleri sınırlarında yer alan, Türkiye'nin en ilginç ve bio-çeşitlilik açısından en zengin tektonik göllerinden biri. Deniz seviyesinden yaklaşık 967 metre yükseklikte bulunan göl, endemik bitki türleri, binlerce göçmen kuşa ev sahipliği yapan sazlıkları ve su üstünde yüzen yüzer adacıklarıyla ünlü doğal bir cennet.

Eber Gölü'nün en benzersiz özelliği, yerel halkın "Kopak" adını verdiği yüzer adaları. Sazlık köklerinin koparak su yüzeyine çıkması ve üzerinde toprak birikmesiyle oluşan bu adacıklar, rüzgarın yönüne göre gölün içinde hareket eder. Hatta bazılarının üzerinde balıkçı kulübeleri bile bulunur.

Karanlık Kanyon, Erzincan’ın Kemaliye (Eğin) ilçesinde yer alıyor ve dünyanın en büyük ve en dik derinliklerine sahip nehir kanyonlarından biri. Erzincan şehir merkezine ise yaklaşık 150 km uzaklıkta. Munzur Dağları arasından geçen Fırat Nehri'nin milyonlarca yılda kayaları aşındırmasıyla oluşan bu doğa harikası, yer yer 400 ila 500 metreyi bulan dik yamaçlarıyla adeta gökyüzünü kapatan devasa bir yarığı andırıyor. Karanlık Kanyon dünyanın en büyük 2. kanyonu kabul ediliyor. Toplam 25 km ve 1000 metrelik derinliğe sahip.

Kanyonu asıl eşsiz kılan yapılardan biri, insan eliyle oyulmuş olan Taş Yol. Kemaliye halkının dış dünyayla bağlantı kurmak amacıyla 1870 yılında inşasına başladığı ve tam 132 yılda (2002'de) tamamlanmış. Dünyanın en tehlikeli yolları arasında yer alan Taş Yol kanyon duvarlarına oyulmuş 38 tünelden oluşuyor. Çin’deki ünlü Guoliang Tünelinden daha uzun ve daha tehlikeli. Yolun başlangıcında inşası sırasında hayatını kaybedenlerin listesi bulunuyor. Günümüzde araç ve yürüyüş trafiğine açık olan yol muazzam bir manzaraya sahip. Tekne turlarına da katılabilirsiniz.

Eşsiz maviliği ve yeşilliği ile yüzmenin yasak olduğu bir yer Gökpınar Gölü. Gölün suyu, gün ışığının geliş açısına göre turkuazdan gök mavisine kadar büyüleyici tonlara bürünür. Kayalardan ve tabandan kaynayan kaynak sularıyla beslendiği için su sıcaklığı yaz-kış 17 derece civarındadır ve kışın donmaz.

Gökpınar Gölü, Sivas’ın Gürün ilçesinde yer alan, berraklığı ve turkuaz rengi nedeniyle "Doğal Akvaryum" olarak adlandırılan büyüleyici bir tabiat harikası. Yaklaşık 15-20 metre derinliğe sahip olmasına rağmen, suyunun cam gibi berrak yapısı sayesinde gölün dibindeki bitki örtüsü ve balıklar çıplak gözle net bir şekilde izlenebilmektedir. Hassas Korunacak Alan statüsünde.

Yaklaşık 1.130 metre rakımda Kıble Dağı’nın zirvesinde. Tarihi 1800’lü yıllara uzanan bir ibadet noktası. Osmanlı mimarisinden esinlenen dikkat çekici tasarım. Rize’nin dağları ve vadilerine uzanan panoramik manzara.

Rize’nin Güneysu ilçesinde, Kıble Dağı’nın zirvesinde yer alan Kıbledağı Tepe Camii, Karadeniz’in yemyeşil doğasıyla çevrili etkileyici bir manzara noktası. Yaklaşık 1.130 metre rakımda bulunan cami, özellikle sis ve bulutların dağların arasına çöktüğü anlarda bambaşka bir atmosfere bürünüyor.

Bugünkü caminin bulunduğu yerde 1800’lü yıllardan beri bir ibadet mekânı bulunuyor. Osmanlı mimarisinden izler taşıyan bugünkü yapı ise dağın zirvesinde tek başına yükselerek çevredeki vadilere ve dağlara hâkim bir manzara sunuyor.

Emet, Kütahya’da yer alan doğal bir göl. Dağlar ve ormanlarla çevrili sakin bir peyzaj. Doğa ve fotoğraf tutkunları için keşfedilecek bir rota. Kütahya’nın daha az bilinen doğal güzelliklerinden biri.

Kütahya’nın Emet ilçesinde yer alan Emet Krater Gölü, ormanlarla çevrili dağlık manzarası ve sakin atmosferiyle bölgenin keşfedilmeyi bekleyen doğal güzelliklerinden biri. Şehir kalabalığından uzaklaşmak ve doğanın içinde sessiz bir rota keşfetmek isteyenler için farklı bir manzara sunuyor.

Gölün çevresindeki yemyeşil doğa, özellikle sonbaharda renk değiştiren ormanlarla birlikte etkileyici bir görünüme bürünüyor. Dağların arasında uzanan göl manzarası, Emet’in sakin ve doğal karakterini hissetmek için güzel bir durak.

İstanbul’un Sarıyer ilçesinde, Boğaz’ın Karadeniz’e açıldığı noktada yer alan Rumeli Feneri Topçu Kalesi, şehrin kuzey savunma hattından günümüze ulaşan tarihî yapılardan biri. Karadeniz kıyısındaki stratejik konumu sayesinde yüzyıllar boyunca Boğaz’ın girişini koruyan savunma yapılarından biri olarak kullanıldı.

Taş duvarları, avluları ve kuleleriyle dikkat çeken kale, bugün çevresindeki sert kıyı manzarasıyla birlikte İstanbul’un daha sakin ve farklı yüzünü gösteriyor. Şehrin merkezinden çok uzaklaşmadan, tarihin ve denizin iç içe geçtiği bir noktada dolaşmak isteyenler için keşfedilecek güzel bir rota.

Espiye, mavi ve yeşilin iç içe geçtiği köklü ve doğasıyla büyüleyici bir sahil ilçesi. Giresun merkeze 32 km mesafede bulunan ilçe; kıyı şeridindeki plajları, dik yamaçlardan Karadeniz'e dökülen dereleri ve iç kesimlerindeki uçsuz bucaksız fındık bahçeleriyle tipik bir Doğu Karadeniz yerleşimi. Türkiye'nin en kaliteli fındıkları da burada yetişir. Fındık bahçeleri, dere yatakları ve yaylalara uzanan yollar; bölgenin karakterini belirler. Espiye, kalabalıktan uzak bir Karadeniz deneyimi yaşamak, doğayı keşfetmek ve yavaşlamak isteyenler için sade ve güçlü bir durak. Espiye'de Andoz Kalesi'ni, 300 yıllık geçmişe sahip Yedi Değirmenler Tabiat Parkı'nı da görebilirsiniz.

Murat Nehri boyunca uzanan Diyadin Kanyonu Ağrı’nın Diyadin ilçesinde yer alır, sert kayalıkların ve derin vadilerin oluşturduğu etkileyici bir doğa sahnesi sunar. Doğa yürüyüşü için ideal bir rota. Murat Nehri’nin yıllar içinde şekillendirdiği bu kanyon, keşif hissini en saf hâliyle yaşatan rotalardan biri. Kanyon boyunca ilerledikçe, yüksek kayalıklar arasında akan suyun sesi duyarsınız. Doğanın gücünü hissettiğin bu yerde, manzara sürekli değişir ama his hep aynı kalır: sakinlik ve hayranlık

Doğa harikalarından biri olan Malatya’daki Kudret Havuzu; Malatya’nın Darende ilçesinde, sarp kayalıklarıyla ünlü büyüleyici Tohma Kanyonu içerisinde yer alan bir açık hava termal yüzme kompleksi. Kayalıklardan kaynayan doğal kaynak suyunun kimyasal hiçbir katkı maddesi olmadan doldurduğu, dakikada 11 metreküp debiyle sürekli yenilenen ve dört mevsim boyunca 22 derece sabit sıcaklığa sahip olan bu havuz, doğanın ortasında vaha benzeri bir yüzme ve şifa deneyimi sunar. Kanyonun serin havası ve devasa kaya duvarlarının gölgesinde unutulmaz bir atmosfer sağlar.

Havuzların suyu dipten ve yanlardaki kayalardan kaynayarak sürekli akar. İlaçlama ya da klor gibi kimyasallar kullanılmadığından tamamen doğaldır, gözü ve cildi tahriş etmez. Havuz alanı farklı yüzme seviyelerine ve yaş gruplarına hitap edebilmek adına 80 cm, 120 cm ve 150 cm derinliğinde 3 farklı havuzdan oluşur. Doğal mineral yapısı sayesinde halk arasında romatizmal eklem ağrılarına, cilt rahatsızlıklarına ve strese iyi geldiği bilinir.

Hoşap Kalesi, Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Hoşap Mahallesi'nde yer alan, sarp bir kalker kayalık üzerine kurulmuş, Türkiye’nin en görkemli ve günümüze dek en iyi korunmuş Orta Çağ şatolarından biri. İsmini Farsça "tatlı su" anlamına gelen Hoş-ab kelimesinden alan kalenin geçmişi Urartular dönemine kadar uzansa da, bugünkü muhteşem siluetini 1643 yılında bölgedeki Mahmudi beylerinden Süleyman Bey’in yaptırdığı köklü restorasyon ve inşa çalışmalarına borçlu.

Dik bir kaya kütlesinin üzerine oturtulan kale, stratejik konumu sayesinde çevre yolları ve Hoşap Çayı vadisini tamamen kontrol altında tutacak şekilde tasarlanmış. Dışarıdan bakıldığında adeta kayalığın bir uzantısı gibi görünüyor. Kalenin siyah-beyaz kesme taşlarla örülmüş ana giriş kapısı tam bir sanat eseri. Kapının üzerinde Süleyman Bey'i ve kalenin yapılışını öven Farsça kitabeler ile aslan figürlü kabartmalar yer alıyor. Kalenin zirvesinde Mahmudi beylerinin yaşadığı saray kompleksi bulunuyor.

Anadolu’nun en etkileyici ve ihtişamlı volkanik zirvesi Hasan Dağı 3.268 metre yükseklikte. Geniş lav alanları, sert kaya yapısı ve açık ufuk manzarasıyla güçlü bir doğa manzarası sunar. Dağcılık, trekking ve kamp için tercih edilen Hasan Dağı, gün doğumunda ve gün batımında dramatik ışıklarla daha da etkileyici hale gelir. Kusursuz konik siluetiyle Aksaray'ın neresine giderseniz gidin kendisini gösteren bu devasa dağ, hem doğa sporları hem de taşıdığı tarihi-jeolojik mirasla şehrin en önemli turizm ikonu.

Helvadere Kasabası göleti, Hasan Dağı'nın hemen eteğinde yer alır, burada dağ manzaralı harika bir gün geçirebilirsiniz. Mokissos Antik Kenti Helvadere'nin hemen üzerinde, Hasan Dağı'nın dik yamaçlarında kurulmuş, büyüleyici bir yürüyüş rotası sunan gizemli bir Roma ve Bizans şehri.