Beşiktaş'ta 2 Nisan 2024'te bir gece kulübünde tadilat sırasında çıkan yangında 29 kişinin ölümüne ilişkin aralarında iş yeri sahiplerinin de bulunduğu 4'ü tutuklu 22 sanığın yargılandığı davada, dönemin kamu görevlileri olan sanıklar hakkında bilirkişi raporu hazırlandı.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya 4'ü tutuklu bazı sanıklar ile müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Bazı tutuksuz sanıklar ve bir kısım müştekiler, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlandı.
Mahkeme başkanı, heyet olarak yeni olduklarını belirterek, dosyaya bilirkişi raporu geldiğini ve heyetçe dosyayı hızlı şekilde karara çıkarmak istediklerini söyledi.
Birleşen dosyada sanık olarak yer alan dönemin 13 kamu görevlisinin kusur durumlarının belirlenmesi amacıyla inşaat mühendisi, ceza ve ceza muhakemesi hukukçusu ile idare hukukçusu tarafından hazırlanan 21 sayfalık raporda, diğer bilirkişi raporları, iddianamede yer alan bilgi ve belgeler ile sanıkların savunmalarının incelendiği belirtildi.
Raporda, iş yerini görmeden beyan üzerine işlem yapan sanıkların, işleyişin bu yönde olduğunu belirttikleri ifade edildi.
Bu gerekçelerden hareketle sanıkların mevzuatın kendilerine yüklediği gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediklerinin anlaşılabileceği aktarılan raporda, meydana gelen neticenin yalnızca yangın çıkışından kaynaklanmadığı, gerekli özen gösterilmiş olsaydı önlenebilecek nitelikte olduğuna dikkati çekildi.
Raporda, "Bu nedenle yukarıda adı geçen kamu görevlilerinin kendi görev alanlarında gerekli özeni ve denetimi göstermemeleri nedeniyle neticenin meydana geldiği sonucuna ulaşabileceği değerlendirilmektedir. Tüm bu tespitlerin sanıkların ceza sorumluluğuna etkisi ve tespitlerin hukuki takdiri sayın mahkemenize aittir." denildi.
Duruşmada söz verilen tutuklu sanıklar tahliyelerini talep etti.
Söz alan müştekilerden, yangında eşi Özkan Kayabaş'ı kaybeden Emine Kayabaş, mahkeme heyetinden olay yerinde yeniden keşif yapılmasını istedi.
Kayabaş, "Bilinçli taksirden bu davayı bitiremezsiniz. Biz bu olayı hazmedemiyoruz. Özkan'ın annesi yürüyemez hale geldi. Ben hayata tutunamıyorum. 5 dakika içinde 29 insanı katlettiler. Kurumların, işletme sahiplerinin sorumluluğu yok mu? Kim o zaman suçlu? Ben mi suçluyum? Ben kafayı üşütmek üzereyim. Her seferinde burada bu sanıklar ceza almayacağından o kadar eminler ki. Sanık yakınları da burada ar etmiyorlar." diye konuştu.
Yangında 18 yaşındaki oğlu Onur Aladağ'ı kaybeden Gülşen Aladağ, ağlayarak verdiği beyanında şu ifadeleri kullandı:
"Kartalkaya'daki gibi müebbet hapis cezası verecek hakim savcılar olduğuna inanmak istiyorum. Devletimize güvenmek istiyorum. 18 yaşında evladımı gönderim ben oraya. Sizden istediğim en ağır cezayı vermeniz. Eğer abiysen babaysan o kadar iyi bir ceza ver ki onlara, Türkiye yeniden ayağa kalkmış diyeyim. Size yalvarıyorum. Az önceki sanık bağlanıyor. Bak bu insan 80-90 yaşında burada dizleri tutmuyor. Biz hiçbir hakime, hiçbir savcıya sesimizi yükseltmedik. En güçlüsü bendim burada. Beni bile yıktılar. 50 sene sonra belki kimse yaşamayacak ama 50 sene o toprağın altında benim kinim herkesin yakasında olacak."
Yangında hayatını kaybeden Gökhan Tevlek'in babası Yüksel Tevlek de 79 yaşında olduğunu, bir çocuğu olan oğlunu kaybettiğini ve adalet istediğini dile getirdi.
Hayatını kaybeden Mahmut Emin Kaya'nın babası Sami Kaya, oğluyla aynı yaşlarda görünen mahkeme başkanına yaşını sordu. Mahkeme başkanının 35 yaşında olduğunu ifade etmesi üzerine Kaya, "Benim oğlum 28 yaşında öldü. Ne söyleyeyim hakim bey. Size güveniyoruz." dedi.
Kaya'nın annesi Gülser Kaya da ağlayarak, oğlunu vefatından 4 ay önce evlendirdiğini, damatlık gömleğini kendisinin giydirdiğini, 4 ay sonra da kefeniyle vedalaştığını anlattı.
Kaya, "Ercan Erkan'dan şikayetçiyim. 6 kişinin ölümünden sorumludur. Ben işçiyim diyor ama gayrimeşru patrondur, 7 kişiyle beraber girdi oraya ama sadece kendisi kurtuldu. Olası kast suçundan yargılanmalarını istiyoruz. Çok yorulduk, çok acı çekiyoruz. Beyefendiler 3 yıldır içerideyiz diyorlar ama biz de canlarımızı 3 yıldır göremiyoruz. İçeride alem yapıyorlarmış zaten." ifadelerini kullandı.
Duruşma müştekiler ve avukatlarının beyanlarıyla devam ediyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 2 Nisan 2024'te saat 12.35'te "Masquerade" isimli iş yerinde yangın çıktığı, itfaiye görevlilerinin içeride mahsur kalan kişileri çıkardığı, yangında 29 kişinin hayatını kaybettiği anlatılıyor.
Müşteki sanık Ercan Erkan, dumandan etkilenen Usamettin Yıldırım ile Gülden Taşpınar'ın yangında yaralandığı kaydedilen iddianamede, savcılık ve bilirkişi heyetinin olay yerinde yaptığı çalışma neticesinde gece kulübü işletmesinin sahiplerinin Şahzade Şekergümüş, Fatma Dörtgül ile Mehmet Memduh Ceylan, mesul müdürünün ise İsmet Şen olduğu belirtiliyor.
Sanıklar Kahraman Erdem, Çağatay Altunel, Şahzade Şekergümüş, Fatma Dörtgül, Mehmet Memduh Ceylan, İsmet Şen, Dursun Çelik, Sibel Çelik ve İbrahim Bildirici'nin "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak" suçundan 2 yıl 8'er aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.
Birleştirilen dosya kapsamında dönemin kamu görevlileri olan sanıklar Beşiktaş Belediyesi başkan yardımcıları Ali Rıza Yılmaz, Ahmet Koray Bayraktaroğlu, Yasemin Saral, Ahmet Mithat Şermet, itfaiye çavuşu Fazlı Yavuz, eski İtfaiye Zabıta Amiri Numan Bulburu, eski İtfaiye Müdür Yardımcısı Tuncay Akdağ, eski İtfaiye Teknik Müdür Yardımcısı Şükrü Öztürk, belediyede çalışan kamu görevlileri Feridun Tayfun Erelmas, Lalehan Taşdelen Başkaya, Nilüfer Oğuz, Rahşan Tekin Ölmez ve Uğur Türkyılmaz hakkında ise "görevi kötüye kullanma" ve "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçlarından 2 yıl 6'şar aydan 17'şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.





