Bakır, krom, kurşun-çinko ve mermer gibi madenlerimiz maalesef genelde bu şekilde ihraç edildi. Mesela şu anda konsantre ham bakırın tonu 2 bin dolara ihraç edilirken, ara ürünü olan metal katot bakır 10.000 doların üzerinde işlem görüyor. Yani, bizim ihraç ettiğimiz bakır cevheri yurt dışında işleniyor ve biz bu işlenen ürünü metal bakır olarak ithal ediyoruz. Aynı durum krom madeninde de var. Biz kromun konsantresinin tonunu 250-275 dolara ihraç ediyoruz. Oysa ara ürün olarak ferrokromun tonu yurt dışı piyasada 2 bin 500 dolara alıcı bulabiliyor.

"TÜM ALTYAPI HAZIRLIKLARIMIZI BU İSTİKAMETTE YAPTIK"

Sadece rezerv zengini, maden üreticisi bir ülke olmanın yeterli olmadığını deneyimleyerek öğrendiğimizden, maden sahalarından kazanacağımız ihale bedelinin çok ötesinde ekonomik fayda ve istihdamı hedefledik. Sahaları 'ürün üretimi' ile yani nihai ürüne dönüştürecek fabrika kurulumu şartı ile ihale edecek altyapıyı oluşturduk. Ortaya koyduğumuz bu model ile cari açığın düşmesine ve istihdamın artmasına çok önemli katkı yapacak bir yol haritası ve uygulama planı ortaya koyduk. Mesela, Türkiye krom zengini bir ülke olduğu için, kamu ve özel sektör iş birlikleri ile bölgesel ferrokrom tesisleri kurulabileceğini değerlendirdik ve tüm altyapı hazırlıklarımızı bu istikamette yaptık.

Bor konusunda ise dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahip bir ülke olarak, bordan katma değerli uç ürünler elde etme amacıyla, elmastan sonra mukavemeti en yüksek ve hafif olan bor karbür üretim tesisinin temellerinin atılmasını sağladık. Tesis üretime geçtiğinde savunma ve uzay sanayi alanında kullanılacak katma değeri çok yüksek nihai ürünler elde etme imkanımız olacak. Örneğin, çelik vesair ağır zırhların yerini hem çok daha hafif hem de daha dayanıklı olan bordan üretilmiş malzemeler alacaktır.