- Gökçek’e destek konusunda biraz çekingenlik vardı.

- “Dur bakalım ne çıkacak” diye bir bekleyiş vardı.

- Gökçek’e tam sahip çıkmama durumu vardı.

Bülent Arınç, hırsına ve kinine yenik düşerek bu havanın Gökçek lehine değişmesine katkı sundu.

Ahmet Davutoğlu’nun oğlunun düğününde...

Düğün adabını zorlayarak, düğünü siyasete alet ederek, düğünde rol çalarak...

Düğün atmosferinde tuttu Ahmet Davutoğlu ile Melih Gökçek arasında bir kıyaslama yaptı Arınç.

Cumhurbaşkanı’na ağır eleştiriler yönelttiği gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan Ahmet Davutoğlu’nun tarafında yer aldığını vurguladı.

Melih Gökçek için bulunmaz bir nimetti bu.

- Kendisiyle ilgili soruşturmayı bir türlü siyasallaştıramıyordu.

- Kendi konusunu siyasi cepheleşmenin konusu haline getiremiyordu.

- AK Parti tabanına “Bana sahip çıkın” diyemiyordu.

- Nasıl bir mücadele yürüteceğini bilemiyordu.

Melih Gökçek, Bülent Arınç sayesinde ilk kez kendisine bir çıkış yolu buldu.

Bu saatten sonra Melih Gökçek, Bülent Arınç’ın bu muazzam kıyağını sonuna kadar değerlendirir.

Arınç’a karşı yaptığı ilk açıklamada olayı genel olarak şöyle çerçeveledi:

“Erdoğan karşıtlarının ağırlıkta olduğu bir düğün töreninde... Erdoğan’a ağır eleştiriler yönelten DAVUTOĞLU göklere çıkarıldı. Erdoğan’a destek konusunda milim sapma yapmamış GÖKÇEK’e saldırıldı. Takdiri AK Parti’ye gönül verenlere bırakıyorum.”

Melih Gökçek, Bülent Arınç’a ne kadar teşekkür etse az.

Son dönemlerde nikâh törenlerindeki şahitlerin sayısı arttıkça artıyor.

Törenlerde muazzam bir görsel sorun doğuyor, önüne geçilmez bir kargaşa oluşuyor, fotoğraf kadrajına sığamayan pozlar veriliyor.

Fakat bir yandan da hatır / gönül meselesi var.

Nikâh şahidi olmaya aday birçok hatırlı / gönüllü kişi gelmiş törene. Birini bile atlayamazsın.

Üstüme vazife olmadığı halde bir formülasyon aradım: Hem hatır gönül kırmayacak hem de kargaşayı önleyecek. Maalesef bulamadım.

Karadenizli bir arkadaşım var, parlak icatları olan. Ona sordum. O bile zekice bir çıkış yolu bulamadı.

Umudum yine de Karadeniz’de. Formül çıkacaksa oradan çıkacak.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Nazım Hikmet için yazdığı “Yiğidim Aslanım” şiirini Zülfü Livaneli bestelemişti.

“Ekrem’im aslanım / Burada yatıyor” diye söyledi Zülfü bu şarkıyı. Meydanlar hep bu şarkıyla dağıldı. Muhalif kesimin enerjisi bu şarkıyla sönümlendi.

Müthiş bir alerji oluştu bu şarkıya karşı. Tepkiler o kadar büyüdü ki Zülfü Livaneli bile “Artık çalınmasa daha iyi olur mitinglerde” demek zorunda kaldı.

Mundar oldu güzelim şarkı. Ne güzel arada sırada mırıldanıyorduk.

FATİH BELEDİYE BAŞKANI TURAN’DAN ADAP DERSİ

Ahmet Davutoğlu’nun oğlunun nikâhını kıyan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan’a bravo.

Ergün Başkan, Bülent Arınç’ın olay olan konuşmasının hemen ardından...

- Arınç’ın konuşmasıyla nikâhtan rol çaldığını münasip bir lisanla hatırlatmış.

- Nikâhın siyasileştirilmesinin yakışık almadığını anımsatmış.

- Arınç’ın sözlerine katılmadığını zarif bir dille ifade etmiş.

Bir milim saygısızlık yapmadan, bir santim nezaketten ayrılmadan verilen bu adap dersi...

Bülent Arınç’ın moralini fena bozmuştur diye düşünüyorum.

- AJDA: Şöyle bir durum sözkonusu: Ajda Pekkan’ın konserlerini izlerken Ajda Pekkan’ın yaşını aklına getirmeyen tek bir kişi bile yok. Artık Ajda konserleri şu analiz eşliğinde izleniyor: “Abi kadına bak ya... Bu yaşta bu sahne şovu! Pes yani”. Bazı analizler ise şöyle: “Babaannem de Ajda’nın yaşında. Bir ona bak, bir buna bak”. En çok merak ettiğim konu ise şu: Acaba Ajda bu tür analizler karşısında ne hissediyor?

- MALİ: Biliyorum, Mehmet Ali Erbil için ne desek boş. O çoktan kabil-i hitap olmaktan çıktı. Ama ben nafile olduğunu bilsem de bir şeyler söyleyeceğim: Son günlerde “hayatıma giren kadınlar” diye bir tema üzerinden yürüyor Mehmet Ali Erbil. Bir erkek için “dip” vardır, bir de “dibin dibi” vardır. Bir erkek, hayatına giren kadınlar meselesi üzerinden yürümeye tenezzül etmeye başlamışsa... Bilin ki dibin dibindedir.