TFF'nin yıllık bütçesi 9 milyar lira... Ben bu paranın yüzde 10’unu “ar-ge”ye ayırarak, FİFA’ya da model olacak bir inovasyon paketi öneriyorum: Süper Lig’deki tüm statların tüm çizgilerine ELC (elektronik çizgi sistemi) kurulmalı. Hiçbir pozisyonda aut mu-değil mi, ceza alanının içi mi-dışı mı tartışması kalmamalı. İTÜ’de-ODTÜ’de şahane teknokentlerimiz var. Oradaki akademisyenlerimize futbolcu kramponuna-formasına takılacak mini çipler-kameralar ürettirelim. Bir gün belki temasın şiddetini dahi ölçebilelim bu yolla. Beton değil, delikanlılık değil, “Endüstri 5.0” konuşulan bir futbol ekosistemi yaratalım hep birlikte.

1-) AUT-TAÇ ÇİZGİSİ TEKNOLOJİSİNİ GETİRECEĞIM

Türkiye hiç kimse “gol çizgisi teknolojisi”ne neden bir türlü geçemediğimizi anlamadı. Ancak ben sadece kale çizgilerinin değil, tüm statların tüm çizgilerinin elektronik olarak izlenebileceği bir model kurmayı hayal ediyorum. MHK başkanı kim olsun diye boşa tartışmak yerine, hakemlerin üstündeki yükü azaltalım istiyorum teknoloji yardımıyla.

Türkiye'de hiç kimsenin anlam veremediği bir başka konu da, çipli topa bir türlü geçemememiz. Yarı otomatik ofsayt sistemini satın alıyorsunuz, ancak hâlâ topun ayaktan çıktığı anı operatör belirliyor. Akla-mantığa-bilime ihanettir bu. Yeni sezonda ilk yapılması gereken iş, Süper Lig’de çipli top uygulamasına geçilmesi.

Endüstri 4.0’ı duymuşsunuzdur. Makinelerin, yazılımların ve yapay zekânın birbiriyle iletişim kurarak hayatı kolaylaştırmasını hedefleyen sanayi hamlesi. Şimdi endüstri 5.0 konuşuluyor, bir önceki versiyonun insanla daha fazla işbirliği yapan modeli.

Yarı otomatik ofsayt teknolojisi, zaten bir endüstri 4.0 hamlesi... Ama bence bir ara teknoloji. Çok yakında futbol topları gibi kramponlarda, hatta formalarda da küçük çipler olacak. Ayakların birbirine temasını da ölçecek, çekmeyi-itmeyi de. Amacım, teknokentlerle ortak çalışarak FIFA’ya model olabilecek inovatif ürünler yaratmak. Nesnelerin interneti yardımıyla hakemin üzerindeki yükü minimuma indirmek.

Artık asla dikiş tutmayan MHK modeliyle ilgili fikrimi de daha önce yazmıştım: Komitenin başına Collina, Lahoz, Rosetti seviyesinde bir eğitmen getirmek. Yeniden bir hakem akademisi kurmak ve tamamen eğitime odaklanmak. Hakem atamalarını kura yoluyla yapmak. Kurayı da çocuk hakem adaylarına çektirmek.

4-) KENTTARAFTARLIĞINI GÜÇLENDİRMEK ZORUNDAYIZ

Türk futbolunun en büyük problemlerinden biri de 81 vilayetin belki 75’inde ağırlıkla üç büyüklerin tutulması. Kent ve semt taraftarlığının ölümü. Atalanta Kulübü bugün Bergamo’da doğan her çocuğa bir forma, bir de logolu biberon hediye ediyor. Osasuna bunu bir adım ileri taşımış. Her çocuğun ilk banka hesabını onlar açıyor, 50 Euro yatırıyor. Amaç orada doğan çocukların İnter-Milan-Real Madrid yerine kendi kent takımını tutması.

TFF olarak kent ve semt taraftarlığına yatırım yapmak zorundayız. 4 büyük oligarşisini kırmak, 4 büyüğe de iyi gelecektir inanın.