(İZMİR) - CHP Sözcüsü Müslim Sarı, belediyelere yönelik operasyonlar nedeniyle yapılan belediye başkan vekili seçimlerinde muhalefetin dayanışması gerektiğini belirterek, "Önümüze yeni krizler gelebilir, yeni kriz alanları gelebilir. Böyle bir kriz İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde olabilir önümüzdeki günlerde" dedi.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisinin İzmir İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında son 10 günde 10 muhalefet belediyesine operasyon düzenlendiğini ifade ederek, bu operasyonların yolsuzluk iddialarını gölgede bırakmaya yönelik olabileceğini öne sürdü.
"Herkes yargılansın, mutlaka suçu günahı olan varsa yargılansın ama bunu bir siyasi algı malzemesi haline dönüştürmesini asla kabul edemeyiz. Öte yandan sormamız gereken bir başka soru şudur: Sadece muhalefet belediyelerinde mi yolsuzluk var? Sadece muhalefet belediyelerinde mi soruşturma ve kovuşturmalar söz konusu olacak? Yani ortada bir suç varsa sadece muhalefet belediyelerinde mi bu iddialar söz konusu? Bu soruları sormak hepimizin hakkıdır. Tutuklu yargılamanın giderek bir cezalandırma yöntemi haline dönüşmüş olmasını biz asla kabul edemeyiz. Kentin seçilmişlerinin, milyonların oyunu alarak seçilmiş insanların, tutuksuz yargılama işlemlerine tabi tutulabilecek iken, yani delil karartma şüphesi, kaçma şüphesi yokken, bunlarla ilgili herhangi bir kanaat oluşmamışken bu insanların tutuklanıyor olmasının ilgili yöre halkına karşı büyük haksızlık olduğunu, onlara karşı bir hakaret olduğunu değerlendiriyoruz.
Türkiye Belediyeler Birliği'nde de siyasal ayrışmalarımıza rağmen fedakarlık yaparak, Türkiye Belediyeler Birliği başta belediyeler Cumhur İttifakı'na geçmesin diye azami dikkati göstererek, iş birliği yaparak, hatta kendimizden fedakarlık yaparak süreci işletmeye çalışıyoruz. CHP olarak kırmızı çizgimiz, bu belediyelerin Cumhur İttifakı'nın belediyeleri haline dönüşmemesi. Bu kurumların Cumhur İttifakı'nın kurumları haline dönüşmemesi. Bu hassasiyetimizdir. Orta ve uzun vadede yine önümüze çıkabilecek sorunlar açısından bu şekilde hareket etmeyi doğru buluyoruz. Ancak bu meselenin başka birtakım partiler tarafından yeterince anlaşılamadığını görüyoruz. Gündelik siyasi tartışmaların, gündelik siyasi çıkarların üzerine çıkarak burada azami iş birliklerinin, azami birlikte hareket etme olanaklarının zorlanması gerektiğine inanıyoruz. Üsküdar'da bir seçim yapılacak yarın. Üsküdar'da üçüncü kez seçim yapılacak, başkan vekilliği seçimi. Şimdi bu başkan vekilliği seçiminde Cumhur İttifakı'nın 23 belediye meclis üyesi var. Buna karşılık Cumhur İttifakı'nın karşısında siyasal pozisyon almış partiler bakımından, bizim ve YENİ Parti'nni 9 artı 9, 18 belediye meclis üyesi var. Biz arkadaşlarımıza sesleniyoruz. Kazansak da kaybetsek de... Bu seçimi kazanırsak da birlikte kazanalım, kaybedersek de birlikte kaybedelim.
Yerel yönetimlere yapılan bu operasyonlar sonrasındaki başkan vekili seçimlerinin, muhalefetin dayanışması, birlikte hareket etmesi açısından çok önemli bir zemin olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu zemini kaybetmemeliyiz. Gündelik siyasal ayrışmaların, tartışmaların dışında tutmalıyız. Bu konuda azami özeni göstermeliyiz. Önümüze yeni krizler gelebilir. Böyle bir kriz İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde olabilir önümüzdeki günlerde. Oradaki sayı çok azaldı. Cumhur İttifakı'nın belediye meclis üyeleriyle bizlerin meclis üyeleri arasındaki fark ciddi şekilde azalmış durumda. Burada ortaya çıkabilecek herhangi bir durumda ayrışmadan birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Bizim üzerinde en çok durduğumuz konulardan biri şehrinizle çok yakından ilişkili AKP'ye geçişler. CHP'nin seçmeninin, İzmirli'nin iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının başka partilere geçiyor olması. Tabii bu, iki bakımdan tartışılması gereken bir konudur. Bunlardan biri, CHP'nin içindeki siyasal ayrışmanın tarafı olarak YENİ Parti'ye geçen arkadaşlarımız var. Bunları da doğru kabul etmiyoruz. CHP seçmeninin iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının buradan ayrılarak, CHP içindeki ayrışmanın tarafı olsalar da başka bir partiye geçmiş olmalarını siyasi etik açısından doğru bulmuyoruz.
CHP'nin, yani muhalefetin safında AKP karşıtlığı siyasal çizgisi üzerine ömürlerini vermiş bu belediye başkanlarımızın CHP'den istifa ederek iktidar saflarına, yani AKP saflarına katılıyor olmalarının hiçbir izahı yoktur. Hiç kimse bunu izah edemez, bunu anlamlandıramaz. Burada esas sorgulanması gereken konulardan biri, yine Sayın Genel Başkan'ın dediği gibi, AKP'ye geçişinizin altındaki gerekçe nedir? Altınız ne kadar ıslak? Altınızı ne kadar ıslattınız ki AKP'ye geçerek kendinize korunaklı bir liman oluşturmaya çalışıyorsunuz?
CEMİL TUGAY'IN AK PARTİ'YE KATILMASINA TEPKİ
Bu, bir müddet sonra seçmenin sandığa gelip kendi iradesini belli etmesi konusundaki motivasyonu düşürecektir. Bunu normalleştiremeyiz. Bu kişisel ahlaksızlıktır, siyasal ahlaksızlıktır. Cemil Tugay hangi başarı kriterine göre büyükşehir belediye başkanı yapıldı? Bu arkadaşa referans olan kişilerin, en başta Özgür Özel'in, bir açıklama yapması gerekiyor İzmir halkına. Karşıyaka Belediye Başkanı iken İzmir'in en başarısız belediye başkanlarından biriydi. Biz, başarısız olan bu Cemil Tugay'ın başka birtakım rant ilişkileri sebebiyle, birtakım çetelerle iş tutması sebebiyle bir daha aday yapılmaması için öneride bulunmuştuk. Ancak ne oldu? Bırakın bu arkadaşımızın bir daha Karşıyaka'ya belediye başkanı yapılmamasını, büyükşehir belediye başkan adayı yapıldı. Peki, neden?
Bunun hiçbir rasyonel gerekçesi yoktur. Özgür Özel'i destekleyen tek belediye başkanıydı. Sadece İzmir'de değil, Anadolu'da da Özgür Özel'in seçimi kazanması için delege organizasyonlarının içinde bulundu. Biliyorsunuz, kurultay ceza davasında yargılanıyor aynı zamanda. Cemil Tugay'ın büyükşehir belediye başkanlığına aday yapılmasının tek gerekçesi budur.
İzmir'in bir büyükşehir belediye başkanı vardı, Cemil Tugay'dan önce. Tunç Soyer. 15 aydır hapiste. 18 Kasım'da tekrar hakim karşısına çıkacak. Süreci yakından takip ediyoruz. Biz başkanımızın 18 Kasım itibarıyla tahliye edilmesini bekliyoruz, talep ediyoruz. Başkanımız çıkacaktır. 18 Kasım'dan itibaren yeniden İzmirlilerle birlikte olacaktır. Birileri AKP'ye kaçarken birileri kendisine isnat edilen suçların ne kadar gerçek olup olmadığına bakılmaksızın orada bedel ödemektedir. Bunu da İzmir halkının vicdanlarına havale ediyoruz.
Yani 1 - 1,5 yıl gibi maksimum bir süre sonra seçim olacak. O seçimde milletvekili adaylıklarımız konusunda CHP Genel Merkezi'nin verdiği bir söz vardır. Örgütümüz önümüzdeki süreçte aday belirleme konusunda daha fazla etkili olacak. Yani daha fazla yerde ön seçim yapılacak. Örgütün karar alma süreçleri içindeki inisiyatifi ve ağırlığı artacak. Genel merkezin etkisi azaltılacak, örgütlerimizin etkisi çoğaltılacak. Yani örgütler ön seçimlerde daha çok milletvekili, daha çok belediye başkanı seçme hakkına sahip olacaklar. Belki bununla ilgili tüzük değişikliği gündeme gelebilir. Yani önümüzdeki günlerde kurultayımızdan sonra, genel seçimden önce tüzük değişikliği de söz konusu olabilir.
"YENİ PARTİLİ ARKADAŞLARIMIZ İŞ BİRLİĞİ MESELESİNİ KAVRAYAMIYORLAR"
Biz bütün muhalefetin önümüzdeki süreçte Cumhur İttifakı'na karşı iş birliği zemininde ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz. Yani bu DEM için de geçerlidir, Yeniden Refah için de geçerlidir, İYİ Parti için de geçerlidir. Yüzde 50 artı biri başka türlü elde etme şansımız yok. En nihayetinde biz bu seçimleri kazanmak istiyorsak bütün muhalefet güçlerinin birlikte olabilecekleri bir zeminin inşa edilmesi gerektiğine inanıyoruz. AKP'ye karşı birlikte hareket edelim. Şimdi bunu bile gerçekleştiremiyorsak burada problem var. Yani ilk defa Belediyeler Birliği'ne bir kadın başkan vekili olsun diye özveride bulunduk. Geri adım attık, kendimiz aday çıkartmadık. Şimdi mesela Adalar'da, Üsküdar'da böyle oldu. Ancak YENİ Partili arkadaşlarımız bu iş birliği meselesini tam kavrayamıyorlar. Bunu tam anlayamıyorlar.
Tabanın duygusu ortaktır. CHP'deki ayrışma yapay bir ayrışmadır. Bunun siyasal temeli yoktur. Hiçbir ideolojik, politik ayrım içermez. Yani oraya giden arkadaşlarımızın CHP'nin altı okuyla ne kadar ayrıştığını bilmiyoruz. Bence kendileri de bilmiyor. CHP'nin ideolojisinden farklı bir siyasal ideoloji içinde olduklarını düşünmüyorum. Ayrımın iki nedeni var. Bir, siyaset profesyonellerinin kendilerine koltuk bulma, icat etme süreci. İki, bu psikolojik ortamdan etkilenerek giden arkadaşlarımızın hızlı biçimde partiye dönmelerini istiyorum.
Yılbaşına doğru CHP'ye doğru geçişlerin hızlanacağını düşünüyorum. Yani İzmir özelinde de belediye başkanları açısından da milletvekilleri açısından da böyle sürpriz gelişmeler olabilir. Genel Başkan'ın Türkiye'nin her yerindeki programlarının artmaya başlayacağını göreceğiz. Öyle dönemler gelecek ki bir müddet sonra bence bu arkadaşlarımız sokağa çıkamayacak."





