AA'nın "COP31'de Öncelikli Alanlar" dosyasının bu bölümünde, COP31 Eylem Gündemi'nin 10 öncelikli temasından biri olan "dinamik ve dayanıklı sağlık sistemleri" ele alındı.

İklim kriziyle birlikte sayısı, sıklığı ve şiddeti artan afetler ve aşırı hava olayları, sağlık sistemlerinin dayanıklılığı konusunun önemini artırıyor. Türkiye'nin kasım ayında ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, "Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri" iklim gündeminin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bakanlığı İklim Değişikliği ve Sağlık Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, COP31'de sağlık konusunun bugüne kadar gündemin ana maddeleri içine alınmamasını önemli bir eksiklik olarak nitelendirdi.

İklim değişikliğine uyum çalışmalarının insan sağlığını koruma ve erken ölümleri önleme açısından en az emisyonların azaltılması kadar kritik olduğunu belirten Kiraz, "COP31 aslında sağlığın merkeze konması açısından bize büyük bir avantaj sağladı. Bu kavram, düşük karbonlu, sürdürülebilir, hakkaniyet odaklı sağlık sistemi anlamına geliyor. Her değişime açık, hızlı karar veren, iklim değişikliğinde en kırılgan sektör olan sağlığı ön plana çıkaran bir gündem maddesi." dedi.

"Haneye ve bireye odaklanan sağlık sistemine ihtiyacımız var"

Türkiye'nin COP31 kapsamındaki 10. gündem başlığını sağlık olarak belirleyerek öncü bir rol üstlendiğini ifade eden Kiraz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, COP31 kapsamında sağlık konusunu gündeme taşıyarak uluslararası topluma, iklim değişikliğiyle mücadelede zaman kaybetmeden sağlık odaklı politikaların hayata geçirilmesi ve iklim ile sağlığın birlikte ele alınması gerektiği mesajını veriyor. COP31'de bu başlığın altını doldurmak önemli. Türkiye, Avustralya birlikte tüm iklim taraflarını harekete geçirerek yeni metodolojilerin ortaya konmasını sağlayacak. İklim ve sağlık alanında Türkiye'de yapılan her şey aslında örnek uygulama olarak orada sunulacak ve belki de Türkiye en önemli model ülkelerden birisi haline gelecek."

Kiraz, Lancet Gerisayım Grubu tarafından hazırlanan iklim ve sağlık raporuna göre dünya genelinde her 12 hastaneden birinin aşırı hava olayları nedeniyle kapanma riski taşıdığını, bu durumdan Türkiye'de de riskli bölgelerdeki hastanelerin etkilenmesinin iklim kaynaklı sağlık risklerini artırabileceğini dile getirdi.

Toplum sağlığının korunamaması durumunda enerji, turizm, ulaşım, sanayi ve eğitim gibi birçok sektörün de iklim değişikliğinin etkilerinden olumsuz etkileneceği uyarısında bulunan Kiraz, "Bizim artık haneye ve bireye odaklanan, iklim değişikliğinden etkilenmeyen bir sağlık sistemine ihtiyacımız var. COP31 de geleceğin COP'u ve uygulama COP'u. Bu nedenle önemli. Sağlık artık uygulamaların merkezine oturmalı. Bu sayede geleceğin nesillerini şekillendirecek ve erken uyarı sistemleriyle birlikte de yeni nesillerin iklim değişikliğinden daha az etkilenmesini sağlayacak." dedi.

Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası kuruluşlarla yürütülen işbirliklerinde COP31 sağlık gündemine ilişkin öne çıkan başlıklara değinen Kiraz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İklim ve sağlık destek fonunun acilen oluşturulması aslında en temel başlık ki bu yıl Bonn İklim Değişikliği Konferansı gündeminde de bu konu ele alındı. Küresel iklim ve sağlık ittifaklarının Brezilya'da kabul edilen Belem Sağlık Eylem Planı'nı acilen uygulamaya sokması gerektiği vurgulandı ve bunun için de 'uyum finansmanı önceliklidir, yaşamsal öneme sahiptir' dendi. Birleşmiş Milletler Çevre Programının fonlarının artırılması gündeme geldi. COP30'da taraflar aslında 2035'e kadar uyum finansmanının 3 katına çıkarılmasını taahhüt etmişlerdi ama tabii dünyanın geçirdiği dönüm noktaları bunu biraz zorlaştırıyor. Finansman açığı açısından, bu, tekrar vurgulandı."

"İklim değişikliğine karşı özellikle yaş almaya başlayanları eğitmemiz gerekiyor"

Kiraz, iklim değişikliğine uyum çalışmalarının yalnızca hastanelerle sınırlı tutulmaması gerektiğinin altını çizerek, aile sağlığı merkezleri, eczaneler, mobil sağlık hizmetleri, ilaç sektörü, aşı lojistiği ve diyaliz merkezleri dahil sağlık sisteminin tüm bileşenlerinin iklim risklerine göre yeniden planlanması önerisinde bulundu.

Yaşlı bakım evleri, okullar, sıcak ortamlarda çalışan işçiler, itfaiyeciler, enerji altyapısı çalışanları ve tarım işçilerinin de iklim değişikliğinden etkileneceği öngörüsünü paylaşan Kiraz, bu alanlara yönelik uyum politikalarının geliştirilmesinin önem taşıdığını dile getirdi.

İklime uyumlu yaş alma politikasına doğru yönelinmesi gerektiğini belirten Kiraz, şunları kaydetti:

"İklim değişikliğine karşı özellikle yaş almaya başlayanları eğitmemiz gerekiyor. Yaş alma meselesinde de iklime uyum sağlama politikalarını yaşlanan nüfusa göre yeniden planlamamız gerekiyor. Biz hep diyoruz ki gençleri eğitelim ama aslında yaşlıları öncelikli olarak eğitmemiz gerekiyor. Nasıl iklim değişikliği sinyallerine karşı hazırlıklı olacaklar? Özellikle yalnız yaşayan yaşlılar için yeni bakım modellerinin ve iklime dirençli sağlıklı yaşlanma politikalarının geliştirilmesi ve yaşlı nüfusa ev sahipliği yapan mahallelerin iklime dirençli mahalleler haline dönüştürülmesi gerekecek."