Sizi bilmem ama ben Kara Haydar ismini ilk defa gözaltına alındığında duydum.

Kabul ediyorum; bir sanal medya cahili olabilirim.

Düğünleri olay olunca; Kara Haydar “Altınlar kiralıktı” demiş, eşi ise bunu yalanlayınca operasyon başlatılmıştı.

Çünkü IBAN’la para toplanmış karşılığında da bir insanın zor taşıyacağı kadar altın alınmıştı.

Peki Kara Haydar ne yapar, ne işle uğraşır?

Gözaltına alınıp tutuklanınca dikkatlice bir daha baktım.

İyilik için hareket edenler, kilometrelerce yol gidenler var.

Bu insanlar sponsor bulmakta zorlanırken; kendi imkânlarıyla mücadele ederken Kara Haydar sırf yürüdüğü için IBAN’ına milyonlar geliyor.

Bir de garajdan çıkan dövizleri düşünün.

16 milyon 440 bin Euro ve 700 bin dolar nakit para bulunmuş.

Bir öğretmen sınıfta otuz çocuğun geleceğiyle uğraşıyor.

Bir mühendis çizdiği projenin sorumluluğunu taşıyor.

Bir küçük esnaf sabah kepengi açıyor, akşam hesabı tutturmaya çalışıyor.

Telefon seni çekiyor. İnsanlar seni izliyor. Sonra IBAN’ına milyonlar geliyor.

“Maddi imkansızlıklardan dolayı okumakta zorlanan bir gence burs verir misin?” diye sorsan, iki saniyede geçersin; “Adam yürüyor” dediğin Kara Haydar’a milyonları yolluyorsun.

Biz nasıl bir sanal medyanın içine düştük?