İstanbul’da evlenme kararı alan çift, 26 Temmuz 2020 tarihi için düğün günü belirledi. Düğünden bir gün önce, 25 Temmuz’da düzenlenen kına gecesinde erkeğin eline de altın konulması konusunda taraflar arasında tartışma yaşandı. Ertesi gün kız tarafı düğün hazırlığı içindeyken erkek evlenmekten vazgeçti. Erkek, kararını telefonla, "Ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım" diyerek kız tarafına bildirdi ve düğüne gelmeyeceğini söyledi.
MAHKEME MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİ REDDETTİ
Nişanın bozulmasının ardından erkek tarafından nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin iadesi talebiyle dava açılırken, kadın da karşı dava açarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu. Bakırköy 13’üncü Aile Mahkemesi, hediye ziynetlerin bir bölümünün iadesine karar verirken, hediyelerin iadesine ilişkin talebin bir bölümünü ve tarafların manevi tazminat taleplerini reddetti.
İlk derece mahkemesinin kararının ardından dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56’ncı Hukuk Dairesi’ne taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2024 yılında verdiği kararın ardından taraflar dosyayı temyize taşıdı. Erkek tarafı; iadesine karar verilen hediye ziynetlerin değeri ve faiz hükmü kurulmaması, hediyelerin iadesi talebinin reddedilen kısmı, manevi tazminat talebinin reddi ve vekalet ücreti yönünden temyiz başvurusunda bulundu. Kadın tarafı ise karşı davada talep ettiği manevi tazminatın reddedilmesi yönünden kararı temyiz etti.
'İSPAT HALİNDE TAZMİNATA HÜKMEDİLEBİLİR'
Dosyayı inceleyen Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi, erkeğin tüm temyiz itirazlarını reddetti. Kadının manevi tazminat talebini inceleyen Yargıtay, Türk Medeni Kanunu’nun 121’inci maddesine göre, nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebileceğini belirtti. Kararda, nişanın bozulmasının taraflarda değişik ölçülerde üzüntü yaratmasının doğal olduğu ve bu durumun tek başına manevi tazminata esas alınamayacağı; ancak nişanın bozulması nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığının ispatlanması halinde manevi tazminata hükmedilebileceği kaydedildi.
'KİŞİLİK HAKLARINI İHLAL SONUCUNU DOĞURUR'
Yargıtay kararında, somut olayda tarafların 26 Temmuz 2020’de evlenmek üzere gün aldıkları, bir gün önce düzenlenen kına gecesinde erkeğin eline altın konulması konusunda tartışma yaşandığı, ertesi gün kız tarafı düğün hazırlığı içindeyken erkeğin evlenmekten vazgeçtiği ve telefonla, "Ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım" diyerek düğüne gelmeyeceğini bildirdiği aktarıldı. Bu nedenle nişanı haksız olarak bozanın erkek tarafı olduğu belirtilerek, "Erkeğin düğün günü olan bu söylemleri kadının kişilik haklarını ihlal sonucunu doğurur" denildi.
Yargıtay, hakkaniyete uygun, ceza niteliğine bürünmeyecek ve zenginleşme aracı olmayacak ölçüde manevi tazminata karar verilmesi gerektiğini belirterek, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56’ncı Hukuk Dairesi’nin kararını manevi tazminat talebinin reddi yönünden kadın yararına bozdu. Erkeğin tüm temyiz itirazlarını reddeden Yargıtay, kararın bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerini ise onadı.





