Çünkü Erdoğan’ın fon kriziyle ilgili olarak nasıl bir perspektif ortaya koyacağı merak ediliyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefetin ciddiyetsiz tavrını fon tartışmalarında da görüyoruz. Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir” deyince bazı zihinlerde ‘Erdoğan foncuları koruyacak mı?’ diye bir kaygı oluştu. Bunu düşünenler belli ki Erdoğan’ı tanımamışlar.

Cumhurbaşkanı konuşmasının devamında, “Hem elinde bilgi belge olmadan Kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak, sonra da çıkacaksın yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın” diyerek sözlerine açıklık getirdi.

YENİ Partili Ümit Özlale, Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ı itham etti. İki bakan fon iddialarını belgeleriyle çürüttüler. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bakanlarına sahip çıktı. Onların arkasında durdu, hukukunu korudu. İki Bakan, YENİ Parti’nin iddialarını belgeleriyle çürüttüler. Peki özür dilendi mi? Yok. Özgür Özel işi pişkinliğe verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon kriziyle ilgili olarak üç aşamalı bir çalışma yürütüldüğünü anlattı.

1- İlk aşama tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırımcılara ödenmesidir.

2- İkinci aşama da hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak kimi zaman bir organizasyon dahilinde haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulmasıdır. Başsavcılıklarımız deliller ve itiraflar ışığında bu konuda gerekeni yapıyor.

Burada araya gireceğim. Bu olayın adını doğru koymak gerekiyor. Başından beri bu işe “Organize bir soygun” diyorum. Planlı bir vurgun yapıldığının altını çiziyorum. MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Organize bir şekilde harama el uzatıldı” diye tarif etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Organizasyon dahilinde” dedi. Bu bakış açısı çok önemli.

3- Üçüncü aşama ise bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamak için alınması gereken tedbirler kısmıdır.

Dünkü yazımda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamaları doğrultusunda sermaye piyasalarındaki kara delikleri kapatıp gözetleme ve denetim sistemini güçlendirecek yeni yasal düzenlemeden söz etmiştim. Cumhurbaşkanı Erdoğan ona işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti MKYK toplantısında, “Bunu basit bir mesele olarak görmüyorum. Bu sadece piyasalarla ilgili bir sorun değil. Bu bir güven sorunu oluşturuyor. Vatandaşlarımızın bize ve devlete olan güveni sarsıldı. Onu tamir etmek lazım” demişti. AK Parti Grubu’nda da “Bu meseleyi çok ciddiye alıyoruz, ciddiyetle ele alıyoruz, meselenin üzerine de tavizsiz bir şekilde gidiyoruz. Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız” diye konuştu. Bu sözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nerede durduğunu göstermesi açısından önemli.

AK Parti milletvekilleri de bu tavrı bekliyorlarmış. Çünkü Erdoğan, sözlerini bitirmeden alkışlar patladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon kriziyle ilgili tabanın sesini gündeme getirenlere nasıl bakıyor? Bu konudaki eleştirilere ne diyor? Bu sorunun cevabını Erdoğan verdi.

“Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var. Bizi bu günlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan işte böyle bir kadroya, işte böyle bir tabana sahip olmamızdır. Bizi bugünlere getiren önce yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra da irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır. Bunun için Rabbime her zaman hamd ettim, bugün de hamd ediyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da makul ve yapıcı zeminde kalmayı, dökmeyi değil inşa etmeyi, yol göstermeyi amaçlayan eleştirilere kulak vermeye inşallah devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir çıkar gözetmeden kendisine doğruları söyleyip, yazabilen “gönül dostları”na sahip. En büyük kazanç budur. Gerçek dost, kırmadan dökmeden doğruları söyleyendir. Gerçek lider ise doğrulara kulak verendir.

AK Parti grubunun nabzını yansıtmak için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerinden sonra grup salonundaki manzarayı aktarmak istiyorum. Erdoğan, “Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar ne size ne de milletimize mahcup olmadık, Allah’ın izniyle mahcup olmayacağız” deyince milletvekilleri ayağa kalkarak uzun süre alkışladılar.

AK Parti değerler üzerine inşa edilmiş bir parti. Erdemliler Hareketi olarak yola çıkmışlardı. O nedenle “Bir çürüme mi var” sorusu soruluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çürüyen kol kesilir, atılır” demişti. Dün de “Kardeşlerim, biz 25 sene önce AK Parti’yi hangi ilkeler, hangi değerler üzerine bina ettiysek, bugün de aynı ilkeler ve prensiplerle hareket ediyoruz” diye konuştu.

Fon krizinde tabanda ‘bu işin altından nasıl kalkacağız’ diye bir endişe oluştu. Lider zor dönemlerde ortaya çıkar. Erdoğan, bir kez daha umut verdi. “Allah’ın izniyle buradan da güçlenerek çıkacağız. İnşallah destanlar yazmaya, başarıdan başarıya, zaferden zafere koşmaya devam edeceğiz” dedi.

Milletvekillerinin alkışlarının dozu daha da arttı. Demek ki böyle bir duyguya ihtiyaçları varmış.