Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Baş, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "fon soruşturması" açıklamasına ilişkin, şunları söyledi:
"Bu ülkenin Adalet Bakanı sıfatını taşıyan insan çıkıyor ve finans bürokrasisinin üst kademelerine uzanan bir örgüt olduğunu söylüyor, rüşvetle denetim mekanizmalarının etkisiz hale getirildiğini iddia ediyor. Bu lafları söyleyeceksiniz, sonra kenara çekilip gidip evinizde huzur içerisinde uyuyacaksınız. Akıl alır bir şey değil. Bir taraftan yargının bağımsızlığından söz ediyor, bir taraftan 'Cumhurbaşkanımızın liderliği üzerinden sorunu çözmeyi' tarif ediyor. Madem bu bilgilere ulaştınız, neden gereğini yapmıyorsunuz da böyle pazarlık yapar gibi yarım yamalak açıklamalarla, parça parça bilgilerle yetiniyorsunuz? Biz bu ülkenin vatandaşları olarak ne yapalım? Adalet Bakanı'nın verdiği bilgileri, bu puzzle parçalarını birleştirmeye çalışalım; sonra da acaba bizim paramızı, pulumuzu kim çaldı diye bunun peşine mi düşelim?
Devletin kurumlarında sistemli bir suç yapılanması tespit edildiyse yapılacak şey, bu işin siyasi bağlantılarının derhal açığa kavuşturulmasıdır. Bunu yapmadığınız zaman 'Soruşturma yürütüyoruz' falan diyemezsiniz. Derhal idari soruşturmaların başlaması lazım. Meselenin içinde eski milletvekilleri, finans kurumlarının yöneticileri, bakanlık yapmış insanlar ve bürokratik ilişkiler olacak ama bu meselenin hiçbir siyasi ve idari soruşturması yürütülmeyecek, burada hiçbir siyasi sorumlu aramayacağız. Bu, insanların aklıyla dalga geçmektir."
"SİZ SADECE BİR RAKAMSINIZ BU İKTİDAR İÇİN"
2027 yılı bütçe görüşmelerine de değinen Baş, "Burada, bütçede halkın gerçek sorunları asla konuşulmaz. İktidarın öncelikleriyle halkın öncelikleri arasında muazzam bir uçurum var. Bu ülkede insanlar insan gibi yaşamak istiyorlar. Bunun için çalışmak, emek vermek, alın teri dökmek istiyorlar. Ama bunun karşılığında nefes alıp vermekten öte bir hayatı hak ettiğimizi düşünüyoruz. Bunu engelleyen bakanlıkların başında, işçiyi insan yerine koymayan, işçiyi sadece rakam olarak gören bir bakanlık var. Bakın, bu çok önemli, bizi insan olarak görmüyorlar, alın teriyle yaşayanı insan olarak görmüyorlar. Siz onlar için sadece bir rakamsınız. ya çalışan rakamısınız ya işsiz rakamısınız ya da ölen... Onlar 'kaza' diyorlar, kazada ölen rakamsınız. Sizin aileniz, adınız, soyadınız, çoluğunuz, çocuğunuz, eşiniz, dostunuz, akrabanız, duygunuz, düşünceniz, hayaliniz hiçbir şey yok. Siz sadece bir rakamsınız bu iktidar için" şeklinde konuştu.
"ÜLKENİN DIŞ POLİTİKASI, O ÜLKENİN İKTİDARININ ÇIKARLARINA GÖRE BELİRLENMEZ"
Baş, Mekke Antlaşması'na Genel Kurul'da "en güçlü" şekilde muhalefet edeceklerini ve "hayır" oyu kullanacaklarını bildirerek, şunları kaydetti:
"Bir ülkenin dış politikası, o ülkenin iktidarının güncel çıkarlarına göre belirlenmez. Ben dış politikada nasıl bir pozisyon alacağımı 'Tayyip Erdoğan'ın koltuğunu nasıl sağlama alır' sorusu üzerinden tartışmam, 'Tayyip Erdoğan'ın çıkarı nedir, AKP'nin çıkarı nedir diye' tartışmam. Bu ülkedeki milyonlarca emekçinin, yoksulun buradaki çıkarı nedir diye tartışırım. Şunu biliyorum, ABD bu bölgede güçlenirse biz kaybederiz, İsrail güçlenirse biz kaybederiz. Türkiye onların ortağı olursa bu bataklığın parçası olur ve bu ülkenin yoksulları, emekçileri kaybeder. Bu oyuna gelmememiz gerekiyor. O yüzden Genel Kurul aşamasında da bu Mekke Anlaşması'na en güçlü şekilde muhalefet edeceğimizi ve açık, net biçimde hayır oyu kullanacağımızı söylüyorum. Bütün milletvekillerine de bu çağrıyı yapıyorum: Bu ülkenin yoksul çocuklarını Amerika'nın, İsrail'in çıkarları için tehlikeye atmayın, siz kendi ülkenizin evlatlarına sahip çıkın."
Erkan Baş, 4 Kasım 2016'da HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile bazı milletvekillerinin tutuklanmasının 10. yılı dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, söz konusu tutuklamaların "siyasi gerekçelerle" gerçekleştirildiğini savundu. Demirtaş, Yüksekdağ ve arkadaşlarının "hukuksuz" şekilde cezaevinde tutulduğunu ifade eden Baş, haklarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen kararlara ve Meclis komisyonlarında alınan kararlara rağmen tahliyelerin gerçekleşmemesine tepki gösterdi. Baş, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini belirterek yaşanan hukuksuzlukların sona ermesi çağrısında bulundu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a da seslenen Baş, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen milletvekilliği kaydı yapılmayan Can Atalay'ın durumuna ilişkin çağrıda bulundu. Meclis'in anayasal kararlara uygun hareket etmesi gerektiğini belirten Baş, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobani davası kapsamında tutuklu bulunanların serbest bırakılmasını, Can Atalay'ın ise milletvekilliği görevine başlaması için gerekli koşulların sağlanmasını istedi. Baş, TBMM Başkanı Kurtulmuş'un anayasanın uygulanması ve milletvekillerinin anayasal haklarının korunması konusunda sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.



