Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma tamamlandı. Aralarında Denizolgun'un doktoru ve 3 Adli Tıp görevlisinin de bulunduğu 6 sanık hakkında 3 ayrı dava açıldı. Ölümü 10 yıl boyunca beyin kanamasına bağlanan Denizolgun'un mezarı geçen ay açılmış, yeni otopside göğsünde 4 ayrı morluk tespit edilmişti.
Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancı cemaatin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, tutuklu sanıklar hakkında 3 ayrı dava açıldı.
6 SANIK HAKKINDA 3 AYRI DAVA
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Organize Suçlar Bürosu, Denizolgun'un ölümüne ilişkin soruşturmayı tamamladı. Başsavcılık, eski bakanın özel doktoru, 3 ATK görevlisi ve 2 şüpheli olmak üzere toplam 6 kişi hakkında 3 ayrı iddianame düzenledi.
DOKTORA "YALAN TANIKLIK" SUÇLAMASI
İddianamelerden ilkinde, Denizolgun'un özel doktoru N.D. hakkında "yalan tanıklık" suçundan dava açıldı. N.D., soruşturma kapsamında 4 Eylül'de bu suçtan tutuklanmıştı.
3 ADLİ TIP GÖREVLİSİNE "BELGEDE SAHTECİLİK"
İkinci iddianamede, ATK görevlileri İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında "belgede sahtecilik" suçundan dava açıldı. ATK, otopsiye ait video kayıtlarını savcılığın üç talebine rağmen aylarca vermemiş ve böyle bir kaydın bulunmadığını bildirmişti. Kurum, daha sonra 145 fotoğraf ve video kaydını savcılığa göndermişti.
2 ŞÜPHELİYE "DELİLLERİ YOK ETME" SUÇLAMASI
Üçüncü iddianamede ise A.G.D.K. ve H.T.K. hakkında "delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan dava açıldı.
10 YIL ÖNCE "BEYİN KANAMASI" DENİLMİŞTİ
Arif Ahmet Denizolgun, 7 Eylül 2016'da İstanbul'daki evinde hayatını kaybetmişti. O dönemde yapılan otopside, ölümün beyin kanamasına bağlı doğal ölüm olduğu belirtilmişti. Basında çıkan haberlere göre bu otopsiyi yapan ATK doktoru Yusuf İslam Duman'ın daha sonra FETÖ üyesi olduğu belirlendi.
AİLENİN ŞİKAYETİNE TAKİPSİZLİK VERİLMİŞTİ
Denizolgun'un kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun ve oğlu Fatih Süleyman Denizolgun, ölümün "planlı bir cinayet" olduğunu öne sürerek 2024 ve 2025'te suç duyurusunda bulundu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Eylül 2025'te ihbarın "soyut ve genel nitelikte" olduğunu belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
ADLİ TIP "GÖRÜNTÜ YOK" DEDİ, SONRA 145 FOTOĞRAF GÖNDERDİ
Dosya 2026'da yeniden açıldı. Savcılık, Şubat-Temmuz 2026 arasında otopsiye ait video kayıtlarını ATK'dan üç kez istedi. ATK her seferinde böyle bir kaydın bulunmadığını bildirdi. Ailenin 13 Ağustos'ta Faili Meçhul Soruşturma Bürosu'na başvurmasının ardından ATK, 18 Ağustos'ta görüşünü değiştirerek 145 fotoğraf ve video kaydını savcılığa gönderdi. Bunun üzerine mahkeme, mezarın açılmasına (feth-i kabir) ve yeniden otopsi yapılmasına karar verdi.
GÖĞSÜNDE 4 AYRI MORLUK BULUNDU
25 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporunda, Denizolgun'un göğsünün sağ tarafında 4 ayrı morluk alanı bulunduğu belirtildi. Raporda, bir kişinin dizini göğsüne bastırıp ağzını ve burnunu yastıkla kapatarak boğmasının "mümkün" olduğu ifade edildi. 2016'daki otopside ise tıbbi eksiklikler olduğu tespit edildi.
YEĞENİ ALİHAN KURİŞ'E "ADAM ÖLDÜRME" SORUŞTURMASI
Rapor üzerine 26 Ağustos'ta, Denizolgun'un yeğeni Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında "adam öldürme" suçundan soruşturma başlatıldı. Kuriş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü "Alihan Kuriş Suç Örgütü" soruşturması kapsamında zaten tutukluydu. Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş, Denizolgun'un ölümünden yaklaşık 3 ay sonra, Denizolgun'un yüzde 90 hissesine sahip olduğu Arden Gıda'daki yüzde 45'lik payı 500 bin lira karşılığında satın almaya karar vermişti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2020'de bu işlemi hükümsüz saydı ve hisseleri yasal varise devretti.
DOKTORU "YALAN TANIKLIK"TAN TUTUKLANDI
Soruşturmada Denizolgun'un doktoru Nurettin Demirkol, 4 Eylül'de "yalan tanıklık" suçundan tutuklandı. Demirkol ifadesinde Denizolgun'un aile doktoru olmadığını ve 112'yi kendisinin aramadığını söyledi. Ancak HTS kayıtlarında acil çağrının Demirkol'un numarasından yapıldığı, arayan kişinin kendini "aile doktoru" olarak tanıttığı belirlendi. Demirkol, "10 yıl önceki olayları hatırlamıyorum" diyerek kendini savundu. ATK görevlileri hakkında da "resmi belgede sahtecilik" suçundan soruşturma başlatılmıştı. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) da dosyada adı geçen yargı mensupları hakkında inceleme başlattı.






