Eski İsrail Askeri İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Hayman, Tel Aviv'in Ekim 2023 sonrasında benimsediği, henüz resmi belgelere dökülmemiş yeni güvenlik doktrininde ABD ile bağların koparılması, savaşı kalıcı bir varoluş hali olarak görme ve Yahudi kimliğini demokrasinin önüne geçirme ilkelerinin belirleyici hale geldiğini bildirdi.
Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nde (INSS) yayımlanan Hayman'ın analizine göre, İsrail'in ulusal güvenlik konsepti netlik kazanmayı gerektiren tarihi bir dönüm noktasından geçiyor.
Analizde, Ekim 2023'ten bu yana İsrail güvenlik politikasının, on yıllar boyunca şekillenen geleneksel yazılı olmayan doktrin yerine, pratikte uygulanan ancak resmiyete dökülmemiş yeni bir güvenlik konsepti tarafından yönlendirildiği kaydedildi.
Yahudi kimliği demokratik sistemin önüne geçiriliyor
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin uyguladığı doktrine göre, yeni güvenlik anlayışının merkezinde devletin Yahudi kimliğinin demokratik yönetim sisteminin önüne geçirilmesi yer alıyor.
Demokratik değerlerin aşınması pahasına dahi olsa İsrail'in Yahudi karakterinin korunması hedeflenirken, bu yaklaşımın Yahudi kimliğini Arap-İslam veya Hristiyan gibi diğer kimliklerin üzerinde tutmayı zorunlu kıldığı savunuluyor.
"Arap ülkeleriyle varılacak uzlaşı aldatıcı" vurgusu
Arap aktörlerle varılacak her türlü uzlaşının geçici ve aldatıcı görüldüğü yeni yaklaşımda, barış arayışı Ekim 2023'e yol açan "yerleşik güvenlik yanılgısının" bir tekrarı olarak kabul ediliyor.
Barışın güvenlik üreten bir değer değil, yalnızca diğer siyasi amaçlara ulaşmak için başvurulan geçici bir taktikten ibaret olduğu savunuluyor.
Çoğu Arap devletinin ortak tarih ve ulusal vizyondan yoksun kabileler topluluğu olduğu varsayımı üzerinden hareket edilen yeni anlayışta, bu ülkelerin istikrarsızlaştırılması İsrail'in yönetebileceği ve hatta teşvik etmesi gereken doğal bir süreç olarak nitelendiriliyor.
İsrail yönetiminin benimsediği yeni anlayışta, Orta Doğu'da gerçek ve anlamlı bir barışın mümkün olmadığı savunularak, varılacak mutabakatların ise sürekli yeniden değerlendirme gerektiren teknik ve geçici düzenlemelerden ibaret kalacağı kaydediliyor.
ABD ile yol ayrımı
Savaşın ulusal güvenliğin asli ve kalıcı unsuru haline geldiği vurgulanan bu yeni anlayışta, barışın bunun yerini alamayacağı, sessizlik arayışının zayıflık sayıldığı ve ilk andan itibaren somut kazanım sağlayan önleyici savaşların sürekli bir gereklilik olduğu ifade ediliyor.
Netanyahu hükümetinin uyguladığı doktrinde en dikkati çekici noktalardan birini ise Washington hattındaki radikal kopuş oluşturuyor.
"ABD gerileyen bir güç"
İsrail'in güvenliğinin sadece kendi askeri gücüne dayanması gerektiği belirtilirken, ABD'nin iç toplumsal ve siyasi değişimleri sebebiyle "gerileyen bir güç" haline geldiği ve her durumda İsrail'i terk edeceği vurgulanıyor.
Aşırı bağımlılığın İsrail'in Yahudi yapısıyla uyuşmayan ilerici Amerikan değerler sistemini ülkeye taşıdığı kaydedilirken, ABD ile bağları koparmanın yalnızca kaçınılmaz değil, ulusal kimliğin direnci açısından zorunlu olduğu savunuluyor.
"Savunma yerine saldırı"
Askeri stratejide savunma yerine saldırının mutlak öncelik kazandığı, baskın ve sürpriz önleyici darbelerin zafere ulaşmanın tek yolu görüldüğü aktarılıyor.
Önleyici saldırıların geciktiği durumlarda ise çatışmayı doğrudan düşman sahasına taşımak ve derinlemesine hat kurmak amacıyla "ileri savunma alanlarının" oluşturulmasının zorunlu hale geldiği ifade ediliyor.
İki devletli çözüme ret
Filistin ulusal hareketinin varlığı reddedilerek çatışmanın çözümsüz olduğu görüşünün hakim kılındığı doktrinde; iki devletli çözüm veya herhangi bir siyasi ayrılık dışlanıyor. Güvenliğin, sınır hattı gözetilmeksizin yasa dışı yerleşimlerin kesintisiz genişletilmesiyle sağlanacağı ileri sürülüyor.
Bu kapsamda, İsrail kurulmadan önceki dönemin silahlı, yasa dışı yerleşimci mantığına dönülerek, güvenliğin sadece ordunun sorumluluğunda görülmediği; sürtüşme hatlarındaki yerleşimlerin ve buralardaki Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin doğrudan birer savunma kalkanı işlevi gördüğü kaydediliyor.
Savunma sanayisinde tam yerlileşme hedefi
Uzun tedarik zincirlerinin oluşturduğu risklere karşı da savunma sanayisinde, siber teknolojide ve yapay zekada tam yerlileşme ve uluslararası ortaklıklardan bağımsız bilimsel üretim hedefleniyor.
Hayman'dan yeni güvenlik doktrinine eleştiri
Analizin ikinci bölümünde ise Tamir Hayman, sahada uygulanan yeni güvenlik doktrininin İsrail’in varoluşsal temellerini dinamitlediğine işaret ederek çok boyutlu eleştiriler yöneltti.
Hayman, Netanyahu hükümetinin uyguladığı doktrinin ülkeyi uluslararası alanda derin bir izolasyona, ekonomik ve teknolojik durgunluğa, beyin göçüne ve sınırları belirsiz sürekli bir savaş döngüsüne sokabileceğini kaydetti.
İsrail'in sınırlı doğal kaynaklara sahip, küresel ticaret ve teknoloji ağlarına göbekten bağlı küçük bir ülke olduğunu hatırlatan Hayman, büyük bir süper gücün desteği olmadan kendi kendine yeten kapalı bir savunma ekonomisi kurma hayalinin gerçekçi olmadığını ifade etti.
Son olarak Hayman, ABD ile stratejik bağı koparmanın ve uluslararası bilimsel araştırma ortaklıklarından çekilmenin İsrail'i teknolojik bir durgunluğa, savunma açığına ve derin bir diplomatik izolasyona mahkum edeceği uyarısında bulundu.



