Evlerden iş yerlerine, sokaklardan okullara kadar hayatımızda her alanımızı kaplayan kameralar yabancı istihbarat servislerinin gözetleme aracı haline gelebilir. Öte yandan siber korsanlar da bebek telsizlerinden robot süpürgelerine kadar her yere sızabiliyor.

Peki, yaşam alanlarımızı nasıl güvenli hale getirebiliriz? Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, CNN Türk'te konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve vatandaşları uyardı.

Kameraların artık güvenlik için değil casusluk ve istihbarat faaliyetleri için kullandığını belirten Kırık, "Bebek kameralarından apartman kameralarına, robot süpürgelerden iş yerlerindeki güvenlik sistemlerine kadar pek çok cihaz güvenlik açıkları nedeniyle uzaktan erişim riski taşıyor. İşte siber korsanlar bu kameraya erişiyor ve mahremiyetin ihlaline sebebiyet veriyor." ifadelerini kullandı.

İnternete bağlanabilen her cihaz uzaktan erişime açık. Güvenlik önlemleri alınmazsa hanedeki her cihaz siber korsanların ya da istihbarat örgütlerinin kontrolüne geçebilir.

GÜVENLİK AÇIKLARI NEDENİYLE RİSK TAŞIYORLAR

Kırık, "İsrail, İran'daki kameralara sızarak Hamaney cinayetini gerçekleştirmişti. Rusya-Ukrayna savaşında da taraflar bu yöntemle askeri hedefler hakkında bilgi toplamıştı. Burada asıl dikkat çekmemiz gereken nokta meselenin sadece görüntülerin izlenmesiyle sınırlı kalmaması; ele geçirilen, hacklenen cihazlar üzerinden bağlantılı ağlara erişim sağlanıyor. Yani bulut sistemde var olan veriler de ele geçirilmiş oluyor. Kişisel verilerden kritik altyapılara kadar geniş bir alanda güvenlik riski söz konusu oluyor." şeklinde konuştu.

Yerli ve milli teknolojilerin önemine dikkat çeken Kırık, "Bu nedenle yerli milli teknoloji kullanmak son derece önemli. Kullandığımız cihazların yazılımlarını da güncel tutmalıyız. Güçlü ve benzersiz şifreler kullanmalıyız. Satın alırken güvenlik özelliklerini de dikkate almalıyız." dedi.