- DERS İKİ: En büyük kayıp itibar kaybıdır. İtibar kaybını 2 milyar lirayla telafi edemezsin. Ne 2 milyarı! 4 milyar lira bile kurtarmaz.

- DERS ÜÇ: Bir siyasetçi için düşülecek en feci yer şurasıdır: Partisinden tek bir kişinin bile kendisini savunmadığı bir yer.

- DERS DÖRT: “Öyle güçlüyüm ki bana bir şey olmaz” ile “Öyle korunaklıyım ki bana kimse dokunmaz” birleştiğinde... Çöküş kaçınılmazdır.

- DERS BEŞ: Bu işin formülünü veriyorum: Kibirden uzak duracaksın, açgözlü olmayacaksın ve ibret almasını bileceksin.

YILDIZLARA, gezegenlere, burçlara, güneşe, aya falan bakmadan söylüyorum:

Neptün’den mi kaynaklanıyor Uranüs’ten mi bilmiyorum ama acayip sert günlerden geçiyoruz bugünlerde. / Hissiyatıma göre galiba bu böyle devam edecek bir süre. / Her yerden ifşalar yükselecek gibi. / Gözaltılar, tutuklamalar gırla gidecek mesela. / Evladın babasını sattığı, babanın evladını tanımadığı bir sertliktir sözünü ettiğim. / Her günümüz bir gerilim filmi gibi olacak yani.

Aman dikkat abiler, aman dikkat ablalar.

EMİR Sarıgül soyadını değiştirmek istiyormuş.

Böylece “Emir Köksaloğlu” olarak ortaya çıksın.

Hem süper radikal bir değişim olur hem de kulağa acayip farklı gelir.

Sibel Can’ın kendisine yaklaşımı bile pozitife doğru kayabilir.

YENİ Parti’ye gönül vermiş akademisyenlerin...

“Kemal Kılıçdaroğlu şöyle kötü / Kemal Kılıçdaroğlu şöyle fena” diye yazdıkları siyasi analizleri...

ŞU İKİ ADIM ATILMADAN SEÇİME GİDİLMEYECEK

- Fon olayına bulaşanlar cezalandırılmadan.

“Mekke İttifakı” denilince yüzünü buruşturanların yüzde 95’inin temel derdi “Mekke” sözcüğüyledir.

ADAMLARA ve kadınlara helal olsun valla.

Şu fon olayında yapıp ettiklerine bakalım:

- Bir santim bile eleştirel tutum almaktan geri durmadılar.

- Fatma Betül’e duydukları öfkeyi gram saklamadılar.

- “Sonuna kadar gidilsin” diye tonlarca paylaşım yaptılar.

- Fon gözaltılarına sonsuz destek verdiler.

- Utanç duydular ve bu duygularını hep haykırdılar.

AK Parti’yi bu fon batağından işte bu taban çekip çıkaracak.

ZÜLFÜ Livaneli, Diyarbakır’a gidip Amedspor atkısıyla fotoğraf verince...

Tepkiler üzerine de şöyle bir savunma yapmış:

Zülfü Livaneli’nin anlamadığı, anlayamadığı şey şu:

Hem Ekrem’i, hem Zafer Partilileri, hem liberalleri, hem ulusalcıları, hem solcuları, hem Selahattin’i, hem Kürtleri, hem İslamcıları, hem Atatürkçüleri, hem Osmanlıcıları...

Aynı anda memnun edebilmek mümkün değil.

Zülfü Livaneli farkında değil ama o iş bitti artık.

Aynı anda hepsini birden idare etme dönemi sona erdi, artık böyle bir dünya yok.

Satış stratejisini, gündemde kalma hamlelerini, alkış alma taktiklerini, çok esaslı biçimde gözden geçirmesi şart.

Yoksa “O atkıyı ben takmadım, bana taktılar” diye daha çok ağlaşmak zorunda kalır.

SON dönemde Demirören Yayınları’ndan çok şık, çok anlamlı, çok güzel kitaplar çıkmasını sağlayan Meltem Demirören...

“Bak, böyle bir kitap da yayımladık” diye bir zarf uzattı bana.

Zarif bir zarf ve içinde ince bir kitap.

Muzaffer Lütfi Bey’in 1928 yılında yazdığı “Türk Atalar Sözü” isimli kitabı.

Küçük bir derleme bu. İçinde atasözlerimizin hepsi var. En meşhurları da var en bilinmeyenleri de.

Kâh gülümseyerek, kâh başımı sallayarak, kâh hayret ederek baştan sona bir çırpıda okudum kitabı.

- Düşmanın karınca ise de sen kendini merdane tut.

- Sultanahmet’te dilenir, Ayasofya’da sadaka verir.

- Seyrekçe git dostuna, kalksın ayak üstüne / Sık gidersen dostuna, yatar sırtı üstüne.