(ANKARA) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın onaylanmasına ilişkin, "Bu bir Türk diplomasisinin bir başarısıdır ve inşallah buna benzer başarılarımızı halkımıza yaşatmaya devam edeceğiz. Bizim amacımız her yerde olduğu gibi Akdeniz'de de istikrarı barışı huzuru mutluluğu getirmek, yani bunun dışında da diplomasimizin bir amacı yok" dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Brüksel ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Brüksel'deki temaslarına ilişkin değerlendirmesi sorulan Fidan, iki gündür çok yoğun bir mesai yaptıklarını söyledi. Hem Belçika hükümetiyle olan ikili ilişkiler hem NATO ile ilişkiler hem Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkiler hem buradaki vatandaşlarıi sivil toplum örgütleriyle ilgili konuları merkeze alan çok yoğun bir mesai geçirdiklerini söyleyen Fidan, sözlerine şöyle devam etti:
"İlk gün tabii Dışişleri Bakanı meslektaşımızla bir araya geldik. Gerçekten iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirdiğimiz gibi bölgesel ilişkileri de değerlendirdik. Diğer taraftan 3 artı 3 görüşmesi yapıldı. İçişleri Bakanımız, Adalet Bakanımız ve ben Dışişleri Bakanı olarak karşı taraftaki muhataplarımızın da olduğu bir platform, ekiplerimizin olduğu bir yerde, üç ülke arasındaki bu üç bakanlığın konularını ilgilendiren ve diğer dolaylı konuları ilgilendiren bütün konuları masaya yatırdık ve üzerinden geçtik. Bu 3 artı 3 platformu aslında 2016'dan beri ihdas edilmiş olan platform. Gerçekten çok faydalı bir platform.
Son zamanlarda Sayın Kraliçe'nin Türkiye ziyareti olmuştu. Büyük bir ekonomi heyetiyle ticaret heyetiyle beraber. Bu tabii ikili ilişkileri başka bir seviyeye taşıdı açıkçası. ve onun üstüne de biz bina ederek gidiyoruz. Diğer taraftan NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte dün sabah bir kahvaltı verdi ekibiyle beraber. Onunla hem Türkiye-NATO ilişkileri hem Temmuz'da Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde yapılan NATO Zirvesi'nin devamında alınan kararlar takibi gibi konular. Bir de Rusya-Ukrayna savaşı Körfez'de olan konular NATO'yu yakından ilgilendiren hem kurumsal konular hem de kriz bölgeleriyle ilgili konuların üstünden geçtik.
Sayın Kaja Kallas'la bir öğle yemeğinde bir araya geldik ekibiyle beraber. Türkiye-AB ilişkileri tıkanma noktaları nasıl aşılabilir ve AB-Türkiye tarafından yakın takip edilen bölgesel ve küresel konular var. Yine Rusya-Ukrayna savaşı, yine Hürmüz Boğazı, Babülmendeb geçidi ve bundan kaynaklı enerji problemleri, Karadeniz'deki gerginlikten dolayı bir türlü dünya piyasalarına çıkmayan tahıl ürünleri bunlar ne olacak, nasıl yapacağız, onlara ne türden çözümler getireceğiz. Tabii ki söylediğim gibi Türkiye-AB ilişkilerindeki tıkanan noktalar, ilerleyen noktalar bunların da bir muhasebesini yaptık.
Sayın von der Leyen'in ekibiyle ve kendisiyle bir araya geldim az önce şimdi oradan geliyorum. Orada da uzun bir görüşme yaptık. Yine AB-Türkiye konularını çok ciddi bir şekilde gözden geçirme imkanımız oldu. Tabii bu düzenli görüşmelere devam etmek gerekiyor. Çok önemli konular var. Ticari konular var. Siyasi konular var. Bizim mevcut statümüzle ilgili konular var, adaylık statüsüyle ilgili konular. Bunlar için nitelikli planlı ısrarlı görüşmelerin devam etmesi elzem."
"ANLAŞMA TEKNİĞİ GEREĞİNCE ZATEN YÜRÜRLÜKTEYDİ"
Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın onaylanmasının ardından bazı ülkeler ve AB yetkililerinden gelen tepkilerin hatırlatılması üzerine Fidan, şunları kaydetti:
"Gelmiş olduğumuz nokta Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüttüğümüz dış politikamızın bir diplomasi başarısı açıkçası. Yani bunu bu şekilde ifade etmek lazım. Dış politikamızın esasına göre şekillenmiş, barışı, istikrarı destekleyen ve kazan-kazan esasına dayanan bir anlaşma. Tabii burada Libyalı kardeşlerimizin Türkiye'ye olan güveni ve Doğu Akdeniz'e gelecek olan istikrar fevkalade önemli.
Diğer taraftan tabii buna tepki gösteren ülkeler var. Bunların biz neden tepki gösterdiğini de biliyoruz. Bazıları tepki göstermeleri gerektiği için tepki gösteriyorlar. Bazılarının gerçekten bu konuyla ilgili stratejik problemleri var. Ama bu gerek hukuksal açıdan gerek siyasal açıdan son derece meşru bir anlaşmadır. Bunu tartışmaya gerek yok. Hatta bizim hukukçularımıza göre 2019 yılında imzalanan anlaşma tekniği gereğince bu aslında zaten yürürlükteydi. Meclis'te yapılan ise bir kabul işlemi oldu esas itibarıyla. Bir onaylama işlemi değildi bizim hukukçularımıza göre. Biz 2019'dan itibaren bunu zaten geçerli bir anlaşma olarak görüyorduk.
Dediğim gibi bu bir Türk diplomasisinin bir başarısıdır ve inşallah buna benzer başarılarımızı halkımıza yaşatmaya devam edeceğiz. Bizim amacımız her yerde olduğu gibi Akdeniz'de de istikrarı barışı huzuru mutluluğu getirmek, yani bunun dışında da diplomasimizin bir amacı yok."




